YÜKSEL AYTUĞ Sabah YÜKSEL AYTUĞ

Teşekkürler Türkiye

Böyle yazıyordu ışıklı tabelada...
Hangi tabelada mı?
Levent'te her gün üzerinde 'Şurası kapalı, burası yoğun' diye sürücüleri bilgilendiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin trafik uyarı tabelasında... Yani? Önümüz açıktı artık, apaçık... Cumartesi sabahı, o tabelanın altından geçip gözlerimin yaşını silerek girdim gazetemden içeri...
Evet, çok şehit verdik. Çok canımız yandı. Ama sadece ülkedeki darbe çetecilerine değil, dünyanın her yerinde demokrasilere gözünü diken haydutlara verildi bu ders.
Çapulculara aslanlar gibi direnip şehadet şerbeti içen o kahramanlar artık birer demokrasi havarisidir. Rengini şehit kanından alan al bayrağımızın solmasına izin vermemek için helikopterler ateş ederken, tankların üzerinde oturmaya devam etmişlerdir.
Demek ki neymiş? Ne tank, ne top, ne Skorsky, ne F16...
Milletin iradesi ve imanından daha güçlü bir silah henüz icat edilmemiştir. Bundan böyle her 15 Temmuz, bu milletin Demokrasi Bayramı'dır.
Bana göre darbe girişiminin kırılma anı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cep telefonundan verdiği, "Tüm halkımızı darbeye karşı meydanlara ve havaalanlarına davet ediyorum" şeklindeki görüntülü mesajının televizyonlarda yayınlanmasıydı. Eğer o mesaj halka ulaşmamış olsaydı, bu çirkin eylem çok daha uzun sürebilir, çok daha kanlı bir şekle bürünebilirdi. Halk, Başkomutan'dan aldığı direktifle, bayrağını kapıp kendini tankların önüne atmasaydı, bugün çok daha farklı bir manzaranın ardından ağıt yakıyor olabilirdik. Yani, direniş fitilini bu kez 'televizyon' ateşledi.
Bir kez daha, tüm yüreğimle Teşekkürler Türkiye...' 16 Temmuz 2016 sabahı gün ışırken atv'nin Balmumcu'daki binasında gözümde yaşlarla yazmıştım bu yazıyı.
Ömrüm elverdiği sürece her yıl bu tarihte yeniden yayınlayacağım.
Unutmamak ve unutturmamak için...