YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Yanımda kal...

Artık biliyorsunuz. Vefat eden her ünlünün arkasından uğurlama yazısı yazmıyorum. O kişinin mutlaka bir şekilde hayatıma değip geçmesi gerekiyor. Eğer musalla taşında imamın sorduğu 'Nasıl bilirdiniz?' sorusuna verecek gerçek bir yanıtım yoksa, o kişinin ardından pek çokları gibi samimiyetsiz ve sadece gösterişe dayalı edebi metinler döktürmüyorum. Harun Kolçak da hayatıma dokunanlardan biriydi...
Harun'un 'çok özel' bir insan olduğunu, 2000'li yılların başında babası Eşref Kolçak ile paylaştığı Çiftehavuzlar'daki evlerinde yaptığım bir röportaj sırasında anlamıştım. Öyle ince, öyle nahif ve o kadar samimi bir evsahipliği göstermişti ki... Daha röportajın 10'uncu dakikasında kayıt yaptığım teybi kapatıp 40 yıllık iki dost gibi sohbet etmeye, dertleşmeye başlamıştık.
Bir sanatçının bile olması gerekenden fazla duyarlıydı hayata. Belki de aşırı hassas olduğundan ve dünyanın derdini kendine dert edindiği için yakalanmıştı o amansız hastalığa. Bu nedenle sadece şarkıları kalmadı ondan geriye. Muazzam hayvanseverliği, çevre aktivistliği ve bilgeliği ile 'unutulmaz olmayı' çoktan hak etmişti zaten. Ama ne yazık ki o da, 'ne kadar çok sevildiği' ölümüyle anlaşılabilen sanatçılar kategorisindeydi.
'Yanımda Kal' şarkısını yanımıza bırakıp yanımızdan ayrılıverdi. Gittiğin yerde mutlu kal sevgili dostum...