YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Nasıl kargolandım?

Her hafta cumartesi günleri bu köşede sizlerin mesajlarına yer veriyorum. Ama bu kez mektubu yazan benim. Amacım, sizleri sorumsuz davranan firmalara karşı uyarmak, uyanık olmanızı sağlamak.
İki hafta önce Altınoluk'tan İstanbul'daki bir firmaya otomobilim için portbagaj sipariş ettim. Sürat Kargo geldi, bagajı teslim ettikleri sırada elimde hazır tuttuğum kargo bedeli olan 320 lirayı şoföre vermiş bulundum.
Ancak ambalajı açtığımda bakalit portbagajın kırık olduğunu gördüm. Buna şoför Ulaş Özer de şahitlik etti ve "Biz tutanak hazırlarız, bir zararınız olmaz. Çünkü bu bir taşıma kusurudur. Yerine iade edilir, yenisi gönderilir" dedi. Ben de kargoyu teslim aldığıma ve kabul ettiğime dair hiçbir belgeyi imzalamadım.
Belge oluşturmak için de kırık bölümün fotoğraflarını çektim.
Yani resmi olarak kargo bana teslim edilmedi. Ancak o karambolde şoför bana paramı iade etmedi ve çekip gitti. Kendisini telefonla aradım, "Yarın ben sana getiririm ağabey" dedi.
Bagajın üretici firması ertesi gün yeni bir ürünü bana bir başka kargo şirketi ile gönderdi.
Onlara da 250 lira ödedim.
Tabii Sürat Kargo'dan bana sağlam teslim edilmeyen ürünün kargo ücretini geri alacağımı düşünerek...
Hem şoför, hem de bağlı bulunduğu Akçay'daki Sürat Kargo bürosundan Bedri Köksal ile telefonda görüşmeye çalıştım.
Telefonlarıma çıkmamayı tercih ettiler. İşimi gücümü bırakıp Altınoluk'tan Akçay'daki büroya gittim. Görevli Bedri Köksal, paranın şirket kasasına girdiğini, geri veremeyeceklerini, bunun için genel müdürlükten onay almam gerektiğini söyledi.
Yani hem sağlam teslim edemedikleri ürünün onlara yanlışlıkla verdiğim kargo parasını bana vermeyecekler, hem de geri almak için benim genel müdürlükte koşturmam gerekecekti...
Beni Sürat Kargo Bursa Bölge Koordinatörü Sezer Yavuz ile telefonda görüştürdüler.
O da paramı ödemeyeceklerini söyledi.
Bunun üzerine konuyu köşemde dile getirip diğer tüketicileri uyarmaya karar verdim. Ancak gazetecilik etiği çerçevesinde şirketin açıklama ve savunmasını istemek ve yine köşemde yer vermek için genel müdürlüğün müşteri temsilciliğine bir e-posta gönderdim. Müşteri temsilcisi Halise Özyurt, e-postama cevap olarak benden cep telefonu numaramı istedi. Yazıp gönderdim.
Üzerinden iki hafta geçmesine rağmen bırakın özrü, bir açıklama gönderme tenezzülünde bile bulunmadılar.
Belki 320 lirama mal oldu ama bir gerçeği öğrendim; 'Sürat' felakettir. Siz de bilin istedim...