ŞENGÜL BALIKSIRTI ŞENGÜL BALIKSIRTI

Hülya, Gülben ve Sibel...

Geçen hafta 'selülitli magazin' başlıklı bir yazı yazdım. Konu gündemde olan selülit tartışmalarıydı.
Ortada mağdurlar vardı.
Onları korumak içindi, o yazı biraz da...
Düşünsenize sırf ünlüsünüz diye her anınız kameralara kaydediliyor ve sürekli vücudunuzla konuşuluyorsunuz. Bunaltıcı yani...
Ben demiştim ki; selüliti olan kendini saklamaya çalışıyor. Olmayan da, ne tuhaftır ki, kendini gösteriyor. "Bende bir gram selülit bulamazsınız" diyerek kendini ortaya atıyor. Aslında selüliti olanı o anda eziyor, ayıplıyor, aşağılıyor. Yani tüm kadınların şikayetçi olduğu konuya karşı cepheden dalıyor.
İşte böyle yazmıştım, yanılmışım...
Neden mi?
Çünkü konu hiç hız kaybetmedi, aynen devam ediyor. Kadınların tüm gündemi selülit...
Kimse konuyu kapatmaya çalışmıyor, aksine üstüne üstüne gidiyor.

AVŞAR MAYO GİYDİ
Selülit tartışmaları sürüp giderken Hülya Avşar sinemadaki 30'uncu yılı şerefine özel bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdi, mayolu fotoğraflarını medyaya gönderdi.
Sibel Can -ki böyle konulara hiç girmezdi -birdenbire "Önümüzdeki ay Bodrum'a gideceğim. Her zamanki gibi bikini de giyerim mayo da" diyerek magazincilere randevu verdi. (İlla ki fotoğraflanacak.)
Ve bir baktım Elele Dergisi'nin kapağında Gülben Ergen... "Bıktım, bunaldım" derken o da mayosunu giymiş, fotoğraf çektirmiş. "Haftalardır kullanılan kareler mesleğimin bir parçası değil" demiş, o fotoğrafların altında da...
İşte, bu üç örnek bana bu yaz boyunca, bu konunun daha çok su kaldıracağını gösterdi. Kimse olayın dışına çıkmıyor, içinde kalmaya devam ediyor.
Bir de Nebahat Çehre olayı var. "Bikinili haliyle takdir toplayan valide sultan kesinlikle birilerine ilham olmuştur ve yakında yeni ve iddialı bikini vakalarıyla karşılaşırız" diye düşünürken bir baktım Ajda Pekkan da gazetelerde.

İSTEDİĞİN POZU VER!
İsteyen istediğini giyebilir, istediği pozu verebilir.
Ama Hülya Avşar, eğer bu yaz bikinili fotoğraflanırsa, kesinlikle 30'uncu yılı için çektirdiği fotoğraflarla kıyaslanacak.
Magazinciler bir küçük değişiklik gördüklerinde, "İşte fotoşopun marifeti" diye başlıklar atacak.
Ve de bu mesele hiç ama hiç bitmeyecek, tükenmeyecek.