GÜNAYDIN'LA KANTİN GÜNAYDIN'LA KANTİN

Türkiye'deki bir Erasmus öğrencisinden mektuplar

20 Eylül
Bugün Türkiye'ye geldim. Birkaç günlüğüne bir otele yerleştim. Odam çok küçük ama önemli değil. Türkiye ile ilgili ilk düşüncelerim şu anda çok olumlu. Çünkü otele gelmek için bindiğim taksicinin de, otelin resepsiyonundaki çalışanın da benimle konuşurken gözlerinin içi parlıyordu. Bu durum beni çok rahatlattı sevgili Jozsef.

27 Eylül
Bugün okulun ilk günüydü. İlk gün olmasına rağmen birçok Türk arkadaşım oldu. Beni çok sevdiler. Dersten sonra bir kafeye gittik. Herkes birer çay söyledi ve saatlerce muhabbet etti. Ben pek katılamadım. Ama sanırım Türkler de beş çayını çok seviyor.

31 Ekim
Bugün arkadaşlarım bana İstanbul'u gezdirdi. En çok Boğazı ve Boğaz Köprüsünü merak ediyordum. Beni kırmadılar ve Boğazı görmenin en iyi yolunun metrobüs ile üzerinden geçmek olduğunu söylediler. Bu metrobüs denen otobüslere ilk başlarda binemedim. Çünkü, insanların biraz acelesi var gibiydi. Sonunda binmeyi başardım ama bu seferde Boğazı göremedim. Arkadaşlar boğazı görmek için pencere kenarına geçmem gerektiğini, pencere kenarına geçebilmek için de tecrübe kazanmam gerektiğini söylediler. Bu yüzden en iyi arkadaşım Halil bana haftada iki gün metrobüs antrenmanı yaptıracak. Bu arada sanırım cüzdanımı kaybettim.

12 Kasım
Türkler'in futbol aşkına hayranım. Bugün borusunun içinden duman çıkaran bir şeyin içildiği, otantik bir mekana uğradık. Türk arkadaşlarım geçen hafta oynanan Galatasaray - Akhisarspor maçında verilen bir penaltıyı dert edinerek, saatlerce üzerine tartıştılar. Halil'den aldığım bilgiye göre aralarındaki bu tartışma günlerce sürebilirmiş.

8 Aralık
Türk kültürünü biraz daha yakından tanımak için, bugün tek başıma Çarşamba pazarına gittim. Türk satıcılar çok cana yakın. Birkaçıyla işaret yöntemiyle muhabbet bile ettik. Aslında pazara sadece gezmek için çıkmıştım. Ama sonra ne olduğunu anlayamadan eve 24 parça çatal, bıçak setiyle döndüm. Aslında ihtiyacım da varmış. Satıcı yabancı olduğumu anladı. 'Nerelisin' diye sordu, 'İtalyanım' dedim. "İtalyan pizzasınıda çok severim" dedi. Bir de İtalyanlarında aslında Türk olduklarını iddia etti. Biraz kafamkarıştı sevgili Jozsef

3 Ocak
Bugün Türk arkadaşlarımla futbol maçına gittik. Fenerbahçe - Galatasaray maçıydı. Büyük bir maç olduğu için ortam çok gergindi. Buraya çok alıştığım için artık eskisi kadar gerilmiyorum. Maçta Galatasaray aleyhine yine haksız penaltı verildi. Bu sefer ben de dayanamadım, elimde ne varsa sahaya fırlattım. İtalyanca küfürler ettim. Arkadaşlarım söylediklerimi anlamadılar, ancak içtenlikle söylediğimi anlamış olmalılar ki birkaçıyla sarıldık.

2 Mart
SA Jozsef, naber? Biz niye mektuplaşıyoruz ya? Burada kullandığım telefon numaramı mektuba yazıyorum. Beni çaldır kaydedeyim. Bu arada tavla öğrendim. Herkesin koltuğunun altına veriyorum. Hazırlan, gelince senin de alacağım aklını. Bir de aklıma gelmişken, ben biraz daha takılacağım buralarda. Görüşürüz kardeşim.