MERT VİDİNLİ MERT VİDİNLİ

Duygularımız da dijitalleşti

Çok eski değil, daha birkaç yıl önce dijital dünyanın rüzgarına bu kadar kapılmamışken, üzücü haberleri televizyon ve gazetelerden öğrenirdik ya da fısıltı gazetesiyle kulağımıza gelirdi. Üzülürdük, gözyaşı dökerdik, hislerimiz daha organikti değil mi?
Ama son dönemde o kadar kapıldık ki Instagram rüzgarına, İbrahim Erkal'ın ölüm haberinin ardından sosyal medyada yapılan paylaşımları görünce, bu durumu genel hatlarıyla değerlendirmek istedim.
Aslında bu halimize uzun zamandır çok şaşırıyorum. Üzücü bir haber aldığımızda sosyal medyada yaşanan akış şöyle oluyor: Kayıpla ve üzücü durumla ilgili bir fotoğraf paylaşıyorsun.
Fotoğrafın altına 'Mekanı cennet olsun' gibi bir not düşüyorsun. Yanına hashtag'li bir not daha... Üzgün emojiler art arda sıralanıyor... Fotoğrafa yüzlerce yorum ve beğeni geliyor. (İşte o beğeniyi hiç anlamıyorum. Ne oldu şimdi; kaybedilen kişi için gereğini yapmış mı olduk?) Duygularımızın dijitalleştiği apaçık ortada; hisler gelip geçici...
Şimdi birkaç saat sonra başka bir fotoğraf paylaşabilirsin. Ne de olsa bu da unutuldu değil mi? Vah halimize...