ÖNCEL ÖZİÇER

İstanbullu kadında ne eksik?

Delikanlılık. Net! İzmirli kadınların bütün özelliği ve güzelliği de; aslında delikanlılığından gelir. Bunu defalarca yazmıştık.
Şimdi de bir örnekle açıklayalım durumu.
Şöyle buyrun...
Magazin sayfalarını sık sık süsleyen Acar ailesi gelinlerinden Hande Acar, daha küçücük yaşlardan beri kendi görüntüsüyle uğraşan, daha gencecik kızken bile orta yaşlarında frapan bir kadın gibi görünmek için çaba gösteren, yüzünün bronz fondoteni ve gözaltının kar beyaz kapatıcısı hiç eksik olmayan bir isimdi, hâlâ da öyle.
Olabilir, herkes kendini nasıl mutlu hissediyorsa, o hale bürünebilir.
Şimdi
de dudaklarına daha önce yaptırdığı dolgular gözüne az gelmiş olmalı ki, gitmiş iki dudağını küçük birer köşe yastığı haline getirmiş.
Fotoğrafta görüyorsunuz işte.
İnsan bakamıyor bile.
Yarımşar kiloluk çiğ kıymayı top yapıp burnuyla çenesinin arasına kondurmuşsun gibi...

"FAZLA PARLATICIDAN"
Hande Acar, kendini bu halde pek beğenmiş olmalı. Yüzündeki kendine güvenli ifadeyi fark etmişsinizdir.
Dediğimiz gibi; biz beğenmiyorsak bakmayız ama kadın böyle mutluysa da karışamayız.
Amaaaa...
Bu fotoğraflar yayınlanıp da millet eleştiriye başladığında; birden inkara kalkışıp "Yooo bende estetik, dolgu falan yok. Parlatıcıyı fazla kaçırmışım da ondan öyle görünmüş dudaklarım" falan dersen, işte o zaman artık arkandan teneke çalınmasını, dalga geçilmesini sonuna kadar hak edersin!
Kısacası böyle durumlarda, aranmayacaksın.
"Yaptıysam yaptım, evet size göre şebeğin mabadına döndüm belki ama ben memnunum, size ne kardeşim" demeyi bileceksin.
Deniz Seki, Hülya Avşar ve benzerleri gibi; kilolarından, selülitlerinden utanıp yok "Onlar ters ışık", yok "Fotoğrafı deforme etmişler", yok "Ben aslında öyle değilim" gibi ezik açıklamalarla, insanların gözünde minik matruşkalara dönmeyeceksin. Açıklama yaptıkça, kendi içlerinden daha da küçülmüş olarak çıkıyorlar, söylüyoruz işte, böyle yapmasınlar.

KIÇI KIRIK PRENSESLER
Bu hayatta hatalarının da, günahlarının da, sadece iyi taraflarının değil, saçmaladığın zamanların da aslan gibi arkasında durmayı bileceksin. Yok kendini o halde sen de beğenmiyorsan da, yine hiç saklamadan "Evet ya, güzel olacağım diye gittim, dudaklarımı 'tarla domatına' çevirdim. En kısa zamanda düzelttirmenin çaresini arıyorum. Hay kafama s.çayım" diyebileceksin.
Özetle,kendinle herkesten önce ve herkesten çok dalga geçmeyi, kendine herkesten daha önce kızmayı bileceksin.
O zaman cezanı da sen kendi kendine kesip çabucak olaydan temize çıkabiliyorsun çünkü.
Mahkemeyi, yargıyı, mavrayı başkalarına bırakınca, iş müebbete kalıyor.
Ömür boyu olan sana oluyor.
İzmirli kadınlar şimdi bu yazının sonunu getirememişlerdir büyük ihtimalle. "Amaaan bunları biliyoruz, farklı bir şey söyle" diyorlardır çünkü.
Yazının hedef kitlesi onlar değil zaten.
Özellikle sahte dünyaların kıçı kırık prensesleri, yani İstanbul tayfası!