AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Nusr-Et'in et aşkı

Şehrimizde kebapçılar yerini etçilere bıraktı.
Artık kebapçıya gitmek 'out', etçiye gitmek 'in'!
Misal Etiler bölgesi, etçi cennetine döndü maşallah.
Sizin favori etçiniz kim bilemiyorum ama İstanbul'un en çok konuşulan, tadından ve adından söz ettiren etçisi belli; Nusr-et.
Geçen hafta Etiler'de sokak arasından Nispetiye Caddesi'ne çıktı Nusr-et.
Ama ne çıkış.
Kıyamet kopuyor.
Günün hangi saati giderseniz gidin; Nusr-et'in kapısında kuyruk var.
Kim olursan ol, kimi tanırsan tanı, beklemek zorundasın.
Artık herkes kabul etti, bu böyle!
Yapacak birşey yok.

HER ŞEYİ BİR BAŞKA
Ve fakat dikkatimi çekti, başka yerde olsa üç dakika bekletilmeye dayanamayan İstanbul insanı, burada beklemekten hiç gocunmuyor.
Kapının önünde bir kokteyl havasıdır esiyor.
Peki nedir Nusret'i farklı ve vazgeçilmez yapan?
İşte onu tam bilemiyorum.
Eti bir başka, lezzeti bir başka, sunumu da bir başka.
Sabahı altısından gecenin üçüne, dördüne kadar çalışıyormuş Nusret.
Bütün hayatını işine adamış.

KEBAPÇI DEĞİL
Demek ki insan işini gönülden, severek yaparsa; tadı da, adı da, görüntüsü de bir başka oluyor.
Kısa sürede kazandığı başarı için Nusret Gökçe'yi tebrik ediyorum.
Not: Abimiz Atilla Dorsay geçen gün yazısında Nusr-et'i 'kebapçı' olarak nitelendirmiş ve NTV'deki 'Gece-Gündüz'e haber olmasını eleştirmiş.
Sevgili abime bildirmek isterim ki; Nusr-et kebapçı değil, etçidir.
İkisinin arasında fark vardır.
Yeme içme sektörümüzün bugün en çok konuşulan isimlerinden de biridir.
Yemek de kültürün bir parçasıysa eğer, kültür-sanat programında Nusr-et'in konuk olması gayet anlayışla karşılanabilir.