AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

‘Başkası olma, kendin ol’ zamanı

Bir şeyler değişti sanki, değil mi? Mesela eskiden yaptığın şeyler artık aynı tadı vermez oldu. Hatta laf aramızda kalsın, bazı arkadaşlarınla görüşesin de yok. Öyle elle tutulur bi' şey olduğundan değil, kavga da etmediniz ama canın çekmiyor işte. Alışveriş tıkandı sadece. Gitmeye alışkın olduğun yerlere, mekanlara, arkadaş buluşmalarına ayakların varmıyor artık. Gittiğinin 10'uncu dakikasında pişman oluyorsun.

HER ŞEYİN VAR AMA
Şimdi evde olsaydım, şortum-tişörtüm üstümde koltuğa uzansaydım... Belki kitap okurdum, belki şu yeni başladığım diziye devam ederdim ya da boş boş televizyon kanalları arasında dolanırdım' diyorsun.
Hem herkesin elinde akıllı telefonları; aptal aptal fotoğraf/ video çekmekten başka bir şey yapmıyorlar.
Ne yediğin yemek yemek, ne muhabbet muhabbet; göz göze bakmadan tokuşturuluyor kadehler. Konuşulanlar da doyurmuyor seni. Kim kiminle ne etmiş, el âlemin derdinden sana ne yahu!
Kıpırdanmalar var içinde; kimseye söyleyemediğin koca bir sıkıntı... Çok şükür her şeyin var değil mi? 'Her şey' neyse...
Önce sağlık tabii ama sağlıksız bir ruh halinde nasıl sağlık olacaksa...
Sonra arkadaşlar, belki eşin, çocukların, kafanı sokacak bir evin, akşama bir tabak yemeğin... Ama eksik, ama kavruk, ama zorlama, ama mecburcu ve sen değil, senden değil, hayal ettiğin gibi değil. Yataktan zıplayarak kalkmıyorsun, işine koşa koşa gitmiyorsun.

'UYAN' DİYOR
Öyle bağlanmışsın ki nesnelere, isimlere, yerlere, eşyalara... Tutsak olmuşsun.
Bi' şeyler değişiyor sanki, değişirken de seni değişmeye zorluyor. Eskiye ait kurtulamadığın ne varsa tozunu kaldırıyor. Sorgulamaktan, kağıdı kalemi alıp durum raporu çıkarmaktan kaçarsan eğer, başına başka çoraplar örüyor. 'Hadi' diyor, 'Uyan!'
Astrologlar, 'Güneş tutulması, karakterinizi özgürlüğe kavuşturmanıza sebep olacak' diyor. Daha önceki Ay tutulması da bilinçaltımızı dışarı çıkarmış mesela. Güneş, Ay, Merkür, Satürn, Venüs falan ne varsa birleşmiş, 'Hayatını sıfırla, başkası olma kendin ol' demiş. Gerçekler bir bir su yüzüne çıkmış, artık kendinden kaçış yokmuş.
İster astrolojiye inanın, ister enerjiye, ister kişisel gelişime, isterseniz de kadere... Şöyle bir bakıyorum da çevreme; işlerini bırakanlar, oturdukları şehirden taşınanlar, evlenenler, barışanlar, ayrılanlar, beklenmeyen arkadaşlıklar, çıkışlar, inişler ve kopmalar aldı başını gidiyor.
Her gün toplumsal ya da bireysel olarak o kadar çok şey başımıza geliyor ki, değişim kaçınılmaz oluyor.
Peki ben bu yazıyı niye yazıyorum?
Çünkü ben de aynı sokaklardan geçiyorum, sanki hayatıma çıkıp yukarıdan bakıyorum, atamadığım o adımları atmaya çalışıyorum, kararlar alıyorum. Birçok arkadaşım gibi...
Belki siz de aynı durumdasınızdır diye yazıyorum.

TAKILIP KALMAYALIM
Hata yapmaktan korkmayalım, değişelim, gelişelim, cesaretlenelim, bağımlılıklarımızı terk edelim, bilmediğimiz yerden gelen sorulara cevap vermeyi deneyelim. Oksijen maskesini önce kendimize takalım. 'Olması gerekenler'de takılmayalım. Sonra atamadığımız adımları atanları, yapamadıklarımıza cesaret edenleri izleyip daha da mutsuz olmayalım.