AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Bayram dediğin...

Pek sık göremediğimiz güler yüzlerdir.
Sabah herkesin sözleşmiş gibi birbirine 'Günaydın' demesi ve tanıdık tanımadıklarla bayramlaşmasıdır.
Bitmeyen kahvaltılarda toplanmak, yumurtaya ekmek banıp bir de üstüne çikolatalı fındık kreması patlatmaktır.
'İyi bayramlar' dedin mi, sihirli değnek dokunmuş gibi dargınlıkların sona ermesidir.
Aile ve dostlarla muhabbeti bol sofralarda buluşmaktır.
Sofra demişken; tatlı yerken ya da annenin pilavını, böreğini fazla kaçırmışken pişmanlık duymamaktır.
Kırmızı ayakkabılar nostaljik bir kare olsa da, evden en iyi halinle çıkmak ve kendine özen göstermektir.
Paylaşmanın bin kat mutluluk vermesidir.
Çocukların harçlık sevincine şahit olurken, çocuk gibi hissetmektir.
Anneanneyi, babaanneyi, dedeyi özlemek, çocukluk anılarını dilinden düşürmemektir.
Uzun zamandır konuşmadığın, görmediğin sevdiklerinle hasret giderme fırsatıdır.
En bayramla alakası olmadığını söyleyenin bile bayramda yalnız kalınca içi burulur, canı sıkılır.
Dileğim şudur ki, kimse yalnız kalmasın bu bayram. Bir sofrada, bir fincan köpüklü kahvede, akşam sohbetinde, uzaklardan gelen bir telefonla sevdikleriyle kutlasın herkes. Neşemiz, umudumuz, 'iyi ki varsın'ımız, kucaklaşmalarımız bol olsun.
İyi bayramlar.