AYŞE ÖZYILMAZEL AYŞE ÖZYILMAZEL

Mindfulness’a giriş: Çalışırken cep telefonunuzu kapatın

Mindfulness... İşte sihirli kelime.
Bilenler bilmeyenlere anlatsın, bilmeyenler hemen konuya kaynasın.
Çünkü bir gram aklımız kalacaksa, kafamıza huniyi takıp koşmaktan son dakikada yırtacaksak; buna mindfulness denen hadise sebep olacak.
Bizim kız dediydi dersiniz.
Efendim; bundan iki yıl önce İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji Diyabet ve Metabolizma Bilim Dalı'nda çalışan Prof. Dr. Taner Damcı ile yaptığım sağlıklı yaşam röportajında tanışmıştım 'mindfulness'la.
Yani özetle neydi? Uzakdoğu felsefesinden esinlenilen ve tıpta da yer alan bir akımdı. İçinde empati, kendini sevmek, kendine iyi davranmak, bütün etiketleri atmak ve anda kalmak vardı.
Bunun içinde meditasyon, nefes, güzel düşünceler, olumlu sözler gibi formülleri vardı.
Gelelim bugüne... Los Angeles seyahatimde kitapçılarda gördüm ki ortalık mutluluk, mindfulness, organik beslenme konularının hakimiyeti altında. Time dergisi üşenmemiş, özel sayı olarak Mindfulness dergisi çıkartmış.

KAPATIN, ÇEKMECEYE TIKIN!
Dergiyi hemen kaptım. Sırayla altını çizdiklerimi sizlere de anlatacağım.
İlk konum da; cep telefonlarının çalışma hayatımıza ve üretkenliğimize verdiği zarar.
Eğer verimli bir iş hayatına sahip olmak istiyorsanız; çalışırken cep telefonunuzu kapatın, sesini kısın, çekmeceye tıkın!
Çünkü beyin, esasen tek bir konuya odaklandığı zaman verimli ve yaratıcı olabiliyormuş. (Multi-tasking yalan, sen gerçeksin güzel kardeşim) Tam çalışırken zırt facebook mesajı, pırt Instagram turu, hırt e-posta geldi derken, derin düşünmemiz imkansızlaşıyormuş. Biz inkar etsek de, 'Yav ben aynı anda beş işi yaparım arkadaş' diye böbürlensek de bu böyleymiş. (Yaparsın da hakkıyla yapar mısın?) Ayrıca sosyal medya ve cep telefonu bombardımanı altında kalınca beynimizin sağlıklı karar vermemizi sağlayan kısmı olan prefrontal korteks zarar görüyormuş.
O zaman neymiş; çalışırken cep telefonu kapı dışarı edilecekmiş. Ya da etmeyin, siz bilirsiniz; öyle büyülü gibi, kafalar yanık gezip dururuz hep beraber.