MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

Seferihisar'ı da kaybediyoruz!

Seferihisar'a giden bilir gürültü yok denecek kadar azdır.
Sadece yazları yapılan düğün gürültüsü vardır, o da ruha iyi gelir.
Seferihisar'ın havası suyu da temizdir. Araç sayısı da azdır, insanlar bisiklet kullanır.
Yerel yemeklere ilgi büyüktür. En önemlisi de hayat ağır çekimde ilerler çünkü Seferihisar, Türkiye'nin ilk 'Cittaslow'u 'yavaş şehri'dir. Bilmeyenler için özet geçelim:
Yavaş şehir akımı, İtalya'da ortaya çıktı. Amaç tamamen sessiz, sakin, doğaya saygılı yaşam alanları yaratmaktı. Belediye Başkanı Tunç Soyer'in Seferihisar'ın 'yavaş şehir' kabul edilmesinde katkısı büyüktür.
Bu kısa Seferihisar tanıtımından sonra asıl yazı konusuna gelelim...
Seferihisar benzeri 'yavaş şehir'lerin artmasını beklerken Dünya gazetesinden Sedat Alp'in haberini okuyunca yıkıldım.
Haberde, Seferihisar'ın yabancı sermaye yatırımları açısından da cazibesini arttırdığını ve yakında dünya markası otel zincirlerinin Seferihisar'da beş yıldızlı oteller açacaklarının bilgisini veriyordu.

BETONLAŞMA TEHLİKESİ
Seferihisar'da zaten beş yıldızlı bir otelin inşaatı sürüyordu, şimdi yenileri eklenecek.
Yabancı sermayeli bir şirket, 121 dönümlük arazi almış, otel yapacakmış.
Haberde ayrıca Seferihisar Belediyesi'nin kendisine ait 100 dönüm büyüklüğündeki araziye, Cittaslow EXPO'su kuracağı yazıyordu. Bu arazide Cittaslow'a üye 27 ülkeye 3 dönüm arazi tahsis edilecekmiş. Cittaslow Uluslararası Başkanlığı projeye onay vermiş.
Neden bu yapılar, Türkiye'nin tek 'yavaş şehri' Seferihisar'da yapılıyor? Başka yer mi yok?
Binalar 'çevreye saygılı' olacak deniyor ama bina bina, beton betondur.
Şimdi Seferihisar şantiyeye dönecek! Ayrıca 'Yavaş şehir'de beş yıldızlı otellerin artmasının mantığı nedir? Seferihisar Belediyesi burayı niye betona boğuyor?
Çok saf bir soru oldu farkındayım. Biz yine de görevimizi yapıp sormuş olalım!
Bugünkü Diğer Yazıları