MEVLÜT TEZEL MEVLÜT TEZEL

Araplar’ın kıymetini bilelim

Muğla'nın Marmaris ilçesine her hafta 2 bin 500 Ortadoğulu turistin gelmesi, esnaf ve turizmcinin yüzünü güldürmüş.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Marmaris Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Ali Kırlı, "Marmaris ve çevresinde geçmiş yıllara göre Ortadoğulu turistlerde yüzde 30 artış var. Marmaris'e her hafta ortalama 2 bin ile 2 bin 500 Ortadoğulu turist uçakla geliyor. Bu yıl, Avrupalı turist kaybımız yüzde 40 civarında idi. Bu açığı Rusya, Ukrayna ve Ortadoğulu turist ile kapattık" diyor.
Bir tur acentesinin Arapça bilen satış temsilcisi Harun Meyda da mutlu: "Marmaris'e gelen 18 yaş ve üstü Ortadoğulu bir turistin ortalama harcadığı para 2 bin dolar. Cip, at safari ve birçok kültürel aktivitelere katılıyorlar." Sadece Muğla mı? İstanbul, Bursa, Trabzon, İzmit vs. Arap turistler her yerde. Araplar sadece gezmeye değil; estetik ameliyat olmaya ve saç ektirmeye de geliyorlar. Cevahir Alışveriş Merkezi, saç ektiren Araplarla dolu.
Son dönemde Arap turist sayısının artmasında dizilerin etkisi büyük. Tur acenteleri, Arap turistleri oyuncuların yoğun olarak yaşadığı Cihangir'e götürüyorlar.
Haberi çıktı; ünlü oyuncu Bergüzar Korel ne zaman kafesinde olsa, tur rehberlerinin haberi oluyormuş; Arap turistler bir anda kafeyi işgal ediyorlarmış.
Elbette bu ilgiyi sadece dizilere bağlayamayız. Uzun zamandır Araplar, Türkiye'ye geliyor.
Çünkü Müslüman ve modern bir ülke olan Türkiye'de rahat ediyorlar. Yeşilin bol olduğu, tarihi zenginliklerin fazla olduğu yerleri tercih ediyorlar.
Turizmciler ve esnaf, Araplar'ın Türkiye'ye gelmesinden mutlu. Peki ya turistik beldelerde yaşayanlar? Mutlaka çevrenizde 'Araplar burayı da keşfetmiş, gidelim', 'Aman Adalar'a gidilmez. Şimdi Arap kaynıyordur orası' vs. diye konuşulduğunu duyuyorsunuzdur.

PİNTİ DEĞİLLER
Aslında Türkler'de, Araplar'a karşı bir hoşnutsuzluk her zaman vardı. 'Araplar savaşta bizi arkadan vurdu' söylemi beynimize kazınmıştı. Bir de Araplar'ın görgü kurallarının Türkler'den farklı olması meselesi var. Özetle;
Türkler'de Araplar'a karşı bir önyargı her zaman vardı.
Bu önyargı, Türkiye'ye gelen 3 milyon Suriyeli göçmenle birlikte Araplar'a karşı hoşnutsuzluğa dönüştü. Kimle konuşsam;
Araplar'ı istemiyor.
Yahu bizim Arap turistleri istememek gibi bir lüksümüz olabilir mi? Terör saldırılarıyla ve Rusya ile olan uçak krizi yüzünden turizm sektörü zaten büyük bir darbe almıştı. 15 Temmuz'dan sonra Avrupa ülkeleri, Türkiye'ye karşı her alanda yalnızlaştırma politikası uyguluyor.
Bazı siyasetçiler açık açık vatandaşlarına 'Türkiye'ye gitmeyin' diyorlar. Avrupalı turist sayısı hızla azalırken 'Araplar ülkemize gelmesin' deme gibi bir lüksümüz olamaz. Turizm geliri olmadan bu ülkenin ekonomi çarkları nasıl dönecek?
Arap turistlerin gelmemesi önce turizmciyi, esnafı, sonra da seni beni etkiler!
Ayrıca Arap turistler, her şey dahil otellerden dışarı çıkmayan Avrupalı turistler gibi pinti değiller.
Sürekli çarşı pazar dolaşıyorlar, restoranları dolduruyorlar.
Arap turistlere karşı önyargıyı, hoşnutsuzluğu bir tarafa bırakalım. Sosyal medyada Araplar'a karşı ırkçı söylemlerde bulunulmasının önüne geçelim.
Araplar, zor gününde turizm sektörünün can simidi oldular, kıymetlerini bilelim.