HASAN CELAL GÜZEL

Solun adalet anlayışı ve ülkücüler

İttihatçılar'dan bu yana bir asırdır, ne yazık ki, 'Türk Solu' olarak ortaya çıkan; aslında faşist, tepeden inmeci, jakoben ve devletçi taife, hep dört ayağının üstüne düşmüştür. Cumhuriyet'in tek parti diktası ve şeflik döneminde, bir taraftan 'komünist avcılığı' yapılırken, diğer taraftan solcu-Kemalist elit borusunu öttürmeye devam etmiştir. Bir yandan Hasan Âli ve Köy Enstitüleri ekibi, diğer yandan 'Kadrocu Sosyalistler', Sovyetler'den yana tavır alan İnönü iktidarının da yardımıyla, 'Burjuva Kemal' diye alay ettikleri Atatürk'ü de kullanarak hegemonyalarını kurmuşlardır.
1960'ta başlayan 'Darbeler Dönemi', solcu, devletçi ve jakoben hareketlerin tesirinde şekillenmiştir. 1971 Martı'nda bir taraftan solcular ve sağcılar tutuklanırken, '11'ler Hükümeti' sol bir iktidarı oluşturmuştur. 12 Eylül'de ve özellikle 28 Şubat'ta sol kadrolar yönetime getirildi.
Bütün bu olaylar olup biterken, hep adaletten söz eden ve hukuk devleti türküsü çağıran solcular hiçbir zaman tarafsız ve âdil olamadılar.

***
Suç işleyenin kimliği ve ideolojisi ne olursa olsun, devlet âdil davranmak zorundadır. Cinayet işleyen sağcı da olsa, solcu da olsa hoş göremeyiz ve savunamayız. Soğuk Savaş yıllarında, Sovyetler ve Komünist Çin taraftarı sosyalist militanlar, 'devrim' yapmak üzere sokağa dökülmüş ve en ağır suçları işlemişlerdir. Vatanlarını, millî ve manevî değerlerini korumak için de olsa, bunların karşısına çıkan 'ülkücüler' de şüphesiz ki ağır suçlar işlemişlerdir.
Aradan geçen yarım asırlık dönemde, 'aydın' geçinenler, köşe yazarları, medya bülbülleri, bazı sanatçı taslakları, tamamen solculardan yana tavır almış; aynı suçu işleyen solcuları alkışlarken, sağcıları ve özellikle ülkücüleri kötülemek için ellerinden geleni yapmışlardır.
'Aydın' bayanlar, beyler! Lûtfen bana söyler misiniz, her fırsatta 'üç fidan' diye göklere çıkardığınız Marksist militanların hangi özellikleri vardır? Üç genç adamın, kendilerine ıslah fırsatı tanınmadan idam edilmelerini ben de tasvip etmiyorum. Lâkin bu kişilerin kahraman gibi anılmalarını, hattâ heykellerinin dikilmesini doğru buluyor musunuz? Bunlar ne yapmışlardır? Polisle çatışmış, banka soymuş, adam kaçırmış ve daha birçok suç işlemişlerdir.
***
Ortada cinayetten mahkûm olmuş kişiler vardır. Ne acıdır ki bu kişiler siyasî kimliklerine ve ideolojilerine göre cezalandırılmıştır. Açıkçası, yargı aynı suçu işleyen solcuları korur ve onların yıllar önce tahliyesini sağlarken, ülkücüleri sırf ülkücü oldukları için bugüne kadar serbest bırakmamıştır. Bu, Türkiye yargısı bakımından tam bir yüz karası ve utançtır. Ülkücüler tahliye edildikleri için utandıklarını söyleyenler, aslında bu yargı kararlarından dolayı utanmalı ve vicdan azabı çekmelidirler.
12 Eylül öncesi aynı suçu işleyen sağ görüşlülerle sol görüşlülere benzer ceza verilmedi. Solcular, 146/1'den, yani devleti yıkmak suçlarından, sağcılar ise 313-315'den, yani çete ve örgüt suçlarından yargılandı. 3 kişiyi öldüren bir solcuya önce idam cezası verildi ve bu ceza 10 yıla düşürüldü ve bu militan câni yıllar önce tahliye edildi. Hâlen cinayetten mahkûm olup da tahliye edilmemiş tek solcu bulunmuyor.
Aynı suçtan yargılanan ülkücüler ise, işledikleri suçlardan ayrı ayrı ceza aldılar. Bu yüzden de son yargı paketine kadar tahliye edilmediler.
***
Şimdi,gene aydın geçinenler, CHP'liler ve solcular, her zaman yaptıkları gibi gene üç ülkücünün tahliyesini fırsat bilerek ülkücüler ve AK Parti aleyhine tezviratta bulunuyorlar.
İşte, solun adalet ve tarafsızlık anlayışı budur!...
AÇIKLAMA: Demirel'in 'adamı' Rifat Serdaroğlu, ağzını bozarak paçama saldırmış. Ne kadar terbiyesiz biri olduğunu göstererek iftiralar atmış. Ben TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'nda, bir soru üzerine, milletvekillerinin para alıp almadığını bilmediğimi söylemiştim. Lâkin Rifat Serdaroğlu'nun bu haksız ve aşırı tepkisi son derece mânidardır. Terbiyesizliğini kendisine aynen iade ediyorum.