HASAN CELAL GÜZEL

Suriye'de son fırsat

Ben, Türk Dış Politikası'na istikamet veren Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı ve Dışişleri Bakanı'nı hep takdir ettim ve on yıl önce sadece bölgesinde önemi olan Türkiye'yi bugün bir 'dünya devleti', bir 'küresel güç' haline getirdikleri için hep alkışladım.
Suriye ile münasebetler konusunda da son aylara kadar yapılan icraatlar doğrudur. Lâkin son iki aydan beri âdeta Başbakan'ın ve Dışişleri Bakanı'nın eli kolu bağlanmış, lüzumsuz bir bekleyiş ve atalet içine girilmiştir
Bir taraftan, haklı olarak Suriye'deki kanlı BAAS katliamına 'Seyirci kalmayacağız' diye tekrarlayıp duracaksınız; diğer taraftan, Suriye, uluslararası hava sahasında uçağımızı düşürdüğünde dahi misilleme yapmayacaksınız. 'Büyüklük bizde kalsın' diye kendinizi kandıracaksınız.
***
Kaç defadır yazıp duruyorum: Suriye'ye 'misilleme' yaparsak, savaş çıkması; hele Rusya'nın, İran'ın, Çin'in saldırısına uğramamız diye bir ihtimal yoktur. Dokunsanız yıkılacak hâle gelmiş eli kanlı diktatör Esad'ın ve BAAS rejiminin artık günleri sayılıdır.
Rusya'da, Başbakan Erdoğan'ın Putin ile görüşmesi esnâsında, Putin'in çizdiği yol haritası da kısa zamanda uygulama imkânını kaybetmiştir. Kuzey Suriye'deki PKK ve Barzani hareketleri, Esad'ın Lazkiye'ye çekilerek Nusayrî devleti kurma hazırlıkları, Halep'in uçakla bombalanması ve iç savaşın hızlanması, Putin, Kofi Annan ve benzeri plânların artık geçerli olmadığını göstermektedir.
Ortada 40 binden fazla katledilmiş insan vardır. Bunların büyük kısmı, bizim kardeşimizdir ve soydaşımızdır. Ölü ve yaralı sayısı artarak devam etmektedir. Milyonlarca insan evini ve yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. Bu insanlık dışı manzara karşısında nutuk atmak değil eylem yapmak gerekir. Barzani'nin ve PKK'lı cânilerin cirit attığı Suriye'ye, Türkiye dışarıdan bakmaya devam etmektedir.
Aylardır Suriye'ye müdahaleye mecbur olduğumuzu yazıp duruyorum. Lâkin, kendilerini 'aydın' diye pazarlayan bir avuç devlet câhili tâifeye kulak verenler hakikatin sesini duymuyorlar.Türk dış politikasından sorumlu olanlar, artık bıçağın kemiğe dayandığını -geç kalarak da olsa- görmelidirler. Şimdi, sadece insanî sorumluluğumuz değil 'millî menfaatlerimiz' de söz konusudur.
Türkiye, Suriye'ye misilleme yaparak, derhal hava savunma sistemlerini, füze rampalarını ve BAAS yöneticilerini bertaraf edecek güce sahiptir. Bu durumda Türkiye, uluslararası âlemde de suçlu bulunmayacaktır.
Türkiye, Suriye'yi birkaç saat içinde çökertmelidir. Zirâ şu önemli ve haklı gerekçelerimiz vardır:
1. Diktatör Esad ve BAAS rejimi iç savaş çıkararak 40 binden fazla kişiyi katliama tâbi tutmuş ve mezhep çatışmasını teşvik ederek Suriye'yi bölünmenin eşiğine getirmiştir. Suriye, Türkiye'nin burnunun dibinde istikrarsız bir yer hâline gelmiştir.
2. PKK'nın ve Barzani'nin Suriye'nin kuzeyine yerleşmeye çalışması, Türkiye'nin güvenliği açısından önemli bir tehdittir.
3. Lazkiye civarında bir 'Nusayrî Devleti' kurulmaya çalışılması da hem Türkiye'nin güvenliği, hem de bölgenin huzuru bakımından fevkalâde tehlikelidir.
4. Türkiye, uçağının düşürülmesiyle doğan misilleme haklarını da kullanmış olacaktır.

***
Esad ve BAAS rejimi yıkılmak üzeredir. Putin, uygulanamayacak şartlar ileri sürmeye devam etsin, ABD ve İngiltere müdahaleye hazırlanmakta; İsrail bile kimyasal silahları bahane ederek krize dahil olmaya çalışmaktadır. Bu durumda, BM'nin ve NATO'nun müdahalesi bile mahzurludur.
Doğru olanı, Türkiye'nin BAAS'a son darbeyi, daha fazla vakit kaybetmeden indirmesidir. Eğer, gerçekten 'burası bizden sorulur' diyecekseniz; bir 'küresel güç' olarak Türkiye ve İslâm dünyasının liderliğine oynayacaksanız buna mecbursunuz.