HALİT YEREBAKAN HALİT YEREBAKAN

Sorunsuz bir uçuş için dikkat edilmesi gerekenler

Konforlu ve sağlıklı bir uçak yolculuğu için bol su içmeli, şişkinliğe neden olabilecek gıdaları tüketmemeli ve her saat başı bir dakika yürümelisiniz

Günümüzde uçak yolculuğu, sağladığı pek çok avantajla diğer taşıma araçlarından daha sık tercih ediliyor. Özellikle zaman tasarrufu sağlaması, yaygın kullanılmasının en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Bu yolculuklar tüm artılarına rağmen nadir de olsa sağlık sorunlarına neden olabilir. Yeryüzündeki çekim ve basınca vücudumuz uyumludur. Uçuş sırasında yüksek hız ve rakımlarda gökyüzüne çıkmak vücutta deformasyonlara yol açabilir. Uçak havayı dışarıdan pompalar ve 35 bin feetlik hava, alıştığınızdan çok daha kurudur. Özellikle yüksek rakım, cildinizi ve gözlerinizi kurutabilir. Böylece cildiniz kaşıntılı hale gelir. Yağlı bir cilde sahipseniz kuru hava sizi daha yağlı hale getirebilir.

Kuru hava için bol su tüketin: Kuru hava ayrıca mikropların bağışıklık sisteminizi istila etmesine neden olabilir. Havadaki nemle birlikte solunum yolları nemlenir ve mikroplar vücudunuza giriş yapar. Kuru havanın tüm bu olumsuz etkilerinden korunmak için su tüketimine özen göstermek gerekir. Alkol, kahve gibi içecekler dehidrasyona sebep olduğundan bu içeceklerden kaçının. Gözlerinizde kuruluk, bir problem haline gelirse yapay gözyaşı kullanın. Cildinizi nemlendirmeyi unutmayın. Cildinizin su tutmasına yardımcı olan bir nemlendirici tercih edin.



Kabin içi egzersizleri deneyin: Oturduğunuzda, yer çekimi; bacaklarınızda ve ayaklarınızdaki sıvının birikmesine neden olur. Bu genellikle bir problem değildir. Çünkü bacaklardaki kaslar, ayağa kalktığınızda ve dolaşırken vücudunuzdaki aşırı sıvıyı pompalar. Ancak saatlerce uçak koltuğunda oturmak ayak ve bacaklarda sıvı biriktirir. Bu durum da şişmeye neden olur. Aşırı sıvıyı boşaltmak için, uçuş sırasında ayağa kalkın ve saatte bir yaklaşık bir dakika dolaşın. Cam kenarında oturuyor ve sık sık ayağa kalkamıyorsanız kabin içi egzersizler yapın.

Hava basıncı, şişkinlik yapabilir: Hava basıncı sizi şişirir ve gaz yapabilir. Kabindeki hava, basınçlı olmasına rağmen hava basıncı hâlâ zemin seviyesinde kullandığınızdan daha düşüktür. Bu düşük basınç, bağırsaklarınızdaki gazların şişmesine ve şişkinliğe neden olur. Uçak üzerindeki hava basıncını değiştiremezsiniz, ancak uçmadan önce ve uçuş sırasında brokoli veya fasulye gibi şişkinliğe neden olan gıdalardan uzak durursanız, bu problemi en aza indirebilirsiniz.

Jet-lag yorgunluğa neden olabilir: Farklı bir saat dilimine uçtuğunuzda, vücudunuzun biyolojik saati zorlanır. Bu durum, gündüzleri yorgun hissetmenize ya da uyku sorunu yaşamanıza neden olabilir. Ayrıca uyandığınızda baş ağrısı hissedebilirsiniz. Bunu önlemek için yapabileceğiniz en iyi şey, normal uyku zamanlarınızı olabildiğince sıkı tutmaktır. Jet-lag'in olumsuz etkilerinden kurtulmak için gideceğiniz ülkenin saatine göre uçuş öncesinde uyku düzeninizi ayarlayabilirsiniz.

Beslenmenize dikkat edin: Seyahat ettiğiniz gün, yulaf ezmesi gibi yüksek lifli gıdalar (veya sabah uçuşu ise bir gün önce) yiyin ve su içme oranınızı artırın. Uçuş öncesinde mümkün olduğu kadar fastfood'dan uzak durun. Sizi rahatsız edebilecek gıdalardan kaçının. Rutin kahvaltı ve yemeklerinizi yiyin. Şişkinlik ve gaz yapabilecek gıdaları tüketmemeye çalışın. Kabızlık sorunu yaşıyorsanız yeşil yapraklı sebzeler ve çorba gibi sulu yemekler tüketin. Böylelikle uçuş sırasında ya da gideceğiniz yere vardığınızda kabızlık gibi bir sorunla karşılaşmazsınız.

Baş ağrısını önlemek mümkün: Uçağın inişi sırasında başınızda ağrı hissedebilirsiniz. Uçağın kalkışı ve inişi sırasında kulak zarının arkasındaki tüp, hava basıncına uyum sağlamak için çok fazla çalışır. Böylelikle kulak içindeki hava basıncını dengelemede yardımcı olur. Dolayısıyla uçağın kalkışı ve inişi sırasında kulakta basınç ve ağrı hissedilmesi doğaldır. Basıncın neden olduğu bu rahatsızlıklar barotravma adını alır. Barotravma kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin çocukların kulağı daha hassas olduğundan onlar basıncı daha fazla hissedebilir. Barotravmanın etkisini azaltmak için önerilen hareketleri yapabilirsiniz.



YOLCULUK ENFEKSİYONUNA DİKKAT!
Yurt dışına çıkmadan önce gideceğiniz ülkenin enfeksiyon riskini göz önünde bulundurarak 20 gün önceden aşılarınızı mutlaka yaptırın. Enfeksiyon riski yüksek ülkelerde önlem almamanız daha büyük hastalıkların habercisi olabilir.
Ulaşımın kolaylaşmasıyla birlikte günümüzde ülkelerarası seyahatler giderek artıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yapılan yolculuklar beraberinde bazı enfeksiyon hastalıkları için risk faktörleri de taşıyor. Her coğrafik bölgenin kendine has iklim yapıları, florası ve coğrafik bölgeye özgü enfeksiyon riskleri bulunuyor. Özellikle Afrika, Güney Amerika, Orta ve Uzakdoğu Asya en riskli bölgeler arasında yer alıyor.

Yolculuktan önce yapılması gerekenler: İklim değişikliklerinin coğrafik bölgeye özgü canlı yapısı, onlarla taşınan enfeksiyonlar için risk oluşturur. Bu enfeksiyonların en tipik örneği; Afrika ve Güney Amerika'da görülen sıtma ve sarıhumma hastalıklarıdır. Bunların dışında Asya'nın birçok ülkesinde tifo, Tanzanya'da kuduz, Mısır'da Hepatit C, sivrisineğin çok yoğun olduğu yerlerde de sarıhumma, malarya, sıtmanın dışında, tripanazoma uyku hastalığı gibi birtakım enfeksiyonlar mevcut. Bu ülkeleri ziyaret edecek kişilerin mutlaka enfeksiyonlar hakkında bilgi sahibi olması gerekiyor.
Kişilerin seyahat edecekleri ülkeye ait enfeksiyon hastalıkları konusunda oluşacak risk faktörlerine karşı bilgi almaları oldukça önemli. Sağlık Bakanlığı sitesinden seyahat edilecek ülkenin enfeksiyon riskleri ve alınması gereken önlemlerle ilgili bilgilerden faydalanmak mümkün.
1) Gidilecek ülkede hangi hastalığın sık görüldüğü araştırılmalı. Çünkü enfeksiyon nedenleri dönemlere göre değişiklik gösterebiliyor. Bu araştırmalar, Sağlık Bakanlığının internet sitesinden ve Dünya Sağlık Örgütünden yapılabilir.
2) Çocukların rutin aşılarının tamamlanmış olması çok önemli bir faktör. Rutin aşıları tamamlanmamış çocukların, hızlandırılmış bir programla aşılarının tamamlanması gerekiyor. Örneğin; kızamığın yoğun olduğu bir bölgeye gideceklerse 1 yaşından itibaren kızamık aşısı uygulanabiliyor. Fakat kızamığın salgın olduğu bir bölgeye gideceklerde altı aydan itibaren tek doz kızamık aşısı yaptırılabilir.
3) Gidilecek bölgenin zorunlu aşılarının yapılması. Bu aşılardan bir tanesi meningokok (menenjit) bir diğeri de sarıhumma aşısı. Bu aşıların, bazı ülkelere girişlerde yapılması zorunludur.
4) Güney Amerika, Afrika, Ortadoğu ve Asya gibi bölgelere ziyaretlerde kolera, tifo gibi aşılar yapılmalı.
5) Turist ishaline karşı önlemler alınmalı. Özellikle gidilen yerdeki içme sularının temiz olmaması, hijyenin olmamasından, hava, toprak ve her şeyden enfeksiyon bulaşabilir. Bu enfeksiyonlar ciddi sıvı kayıplarına sebep olabiliyor.

Bu nedenle:
Gidilen ülkedeki suları imkan varsa kaynatarak tüketin. Bir dakikalık kaynatma, suyu mikroorganizmalardan arındırır.
Musluk sularını içmeyin.
Dişleri bile bu sularla fırçalamayın.
Çocuklarınız için emzik ve biberonları sterilize edin.
Buz kullanmayın.
Özellikle pişmiş gıda tüketmeye özen gösterin.
Salata gibi gıdaları kısıtlı tüketin ya da hiç tüketmeyin.
Hijyenik ortam bozuksa, elleri yıkayacak ortam bulunamıyorsa mutlaka yanınızda dezenfektan götürün.