NİHAT HATİPOĞLU Sabah NİHAT HATİPOĞLU

Dilinizin esiri olmayın

Dilimizden çıkan kelimelerin bizleri günaha sürükleyeceğini unutmadan konuşmalıyız. Açık konuşuyorum diye gıybet kuyusuna düşmeyin

Bir gün Hz. Aişe, kuması olan Hz. Safiye hakkında "kısa boylu kadın" tarzında bir tarif kullanır. Hz. Peygamber (sav) bu tanımlamadan rahatsız olur. Şöyle buyurur: "Aişe! Sen öyle bir söz söyledin ki şayet bu söz denize karışsaydı, onun suyunu bile bozardı."
Hz. Aişe, "Ama ben iftira atmadım. Onun fiziğini tarif ettim" dese de Hz. Peygamber (sav) bunu kabul etmez ve şöyle açıklar: Onun yüzüne karşı söylediğinde onu rahatsız edecek olan şeyi onun arkasından söylersen, buna gıybet denir. Sen onda olmayan bir şeyi söyleseydin bunun adı iftira olurdu.
Hz. Peygamber (sav) daha sonra Miraç'ta gördüğü şu manzarayı aktarır: "Ben Miraca çıktığımda bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan insanlar gördüm. "Bunlar da kim?" diye sordum. Bunlar, insanların namus ve şereflerini arkalarından çekiştiren insanlardır, diye bana bilgi verdiler.

HANGİ TARAFA YAKINSINIZ?
Bir gün Peygamberimiz (sav) şöyle anlattılar:
- Vaktiyle eski milletlerde doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zat yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir rahibi gösterdiler. Bu adam en bilgin din adamıdır, dediler.
Bu adam rahibe giderek:
"Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu?" diye sordu.
Rahip, "Hayır, kabul olmaz" deyince adam rahibi de öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüze tamamladı.
Sonra yine gezerek en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Dediler ki bunun ilmi daha çoktur.
Onun yanına giderek: "Yüz kişiyi öldürdüm. Tövbem kabul olur mu?" dedi.
Âlim: "Elbette kabul olur. İnsanla tövbesi arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Oradakilerle birlikte Allah'a ibadet et. Allah seni affeder" dedi.
Adam denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca ömrü sona erdi ve vefat etti.
Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar.
Rahmet melekleri şöyle dediler: "O adam tövbe etti. Yeri cennettir"
Azap melekleri ise: "O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki! Onun yeri ateştir."
Bunun üzerine Allah'ın emriyle insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler.
Hakem olan melek: "Geldiği yerle gideceği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir" dedi.
Melekler iki mesafeyi ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler.
Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü.
Denir ki; aslında kötülerin bulunduğu yere daha yakındı ama Allah yeri yakınlaştırdı ve gitmeyi istediği yere daha yakın oldu.

"KEŞKE BİR DE GECE NAMAZI KILSA"

Abdullah ibni Ömer (r.a) anlatıyor:
Peygamber Efendimiz zamanında, Sahabeden biri bir rüya gördüğünde mutlaka onu Rasûl-i Ekrem'e anlatırdı. Ben de buna imrenir içimden kendime şöyle derdim:
"Keşke ben de bir rüya görsem ve Resûlullah'a anlatsam."
O dönemler henüz çok gençtim, yaşım küçüktü. Bir gün mescitte uyumuşken rüya gördüm. Rüyamda, iki melek beni alıp doğruca cehenneme götürdüler. Cehennem, kuyu duvarı gibi taşla örülmüştü. İki de direği vardı. Orada Kureyş kabilesinden bazı tanıdıkları gördüm be gördüğüm şeylerden korktum ve:
"Cehennemden Allah'a sığınırım
Cehennemden Allah'a sığınırım
Cehennemden Allah'a sığınırım!" diye bağırmaya başladım.
İşte o sırada onların yanına başka bir melek geldi, ve bana "Korkma!" dedi. Bir de elimde kalın ipek kumaş parçası gibi bir şey vardı. Onunla cennetin neresine işaret etsem, oraya doğru uçuyordum.
Bu rüyamı Peygamber Efendimizin eşi Hafsa ablama anlattım O da Rasûl-i Ekrem Efendimize söyledi.
Bunun üzerine Allah'ın Resûlü:
"Abdullah ne iyi adam! Keşke bir de gece namazı kılsa!" buyurdu.

***

BİR DUA

Ebul Vefa Hazretleri'nin duası
Ya Allah! Dünya ve ahirette karşılaşacağım her bir korku için lailaheillallah'ı, her keder ve üzüntü için maşaallah'ı, her bir nimet için elhamdülillah'ı, hayret verici her şey için subhanallah'ı, Her bir günah için estağfirullah'ı, her darlık için hasbünallah'ı, her musibet için inna lillahi ve inna ileyhi raciun'u, her bir kaza ve kader için tevekkeltü alellah'ı her bir itaat ve isyan hareketi için la havle vela guvvete illa billahil aliyyul aziim'i, hazırladım. Ey Rabbim! Bize arttır da eksiltme, bizi şereflendir de hor ve hakir kılma, bize ver de mahrum bırakma, bizi seç de üzerimize ihtiyar etme. Bizden razı oluver bizden kabul eyle. Ey Kerem sahibi! Ey esirgeyenlerin en merhametlisi! Duamı kabul eyle. Hamd âlemlerin Rabbi'ne mahsustur.

***

BİR AYET
Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. (Şuarâ, 26/181-183)

***

BİR HADİS
"Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder." (Buhari, İman)

***

BİR SÜNNET
Kapıyı çalarken kapının ya sağında ya da solunda beklemek, karşısında durup da içeriyi izlememek (kapı ilk açıldığında ev sahibinden izinsiz içeriye bakmak haramdır).

***


BİR ESMA
El-Mu'ız: Dilediğini aziz eden.

***


SORU - CEVAP

Sakal kesmek haram mıdır?
Sakal Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetidir. Bıraktıktan sonra kesmek mekruhtur. Peygamber efendimiz bıyığı kısalt, sakalı uzat diyor.

Namaz kılarken önümüzden biri geçerse namazımız bozulur mu?
Namaz kılarken önümüzden biri geçerse namazınızı bozmaz. Namazı kat eder diye bir hadis var. Yani namazın dikkatini dağıtır, maneviyatını azaltır anlamındadır. Vücudunuzu kıbleden ayırmadığınız takdirde namazınız geçerlidir. Namaz kılanın önünden geçmek mekruhtur.

Eşime evlilik anlaşması olarak ahirette de benimle evlenmesi şartını koydum. Bu şart ahirette geçerli olur mu?
Böyle bir şart geçersiz olur. Kişinin ahireti kendi tasarrufunda değildir. Ahiret, Allah'ın verdiği bir karardır. Seni başka onu başka bir makama gönderebilir. Gerçi alimler şöyle demiştir; Kişi kiminle evliyse ahirette de onunla beraberdir. Cenabı Allah ikiniz de cennette olursanız sizi bir araya getirir.