NİHAT HATİPOĞLU NİHAT HATİPOĞLU

Ahireti inkâr edene...

İmam Gazali insanı şöyle ilginç bir tefekküre davet eder, ahiretin gerekliliğini ispat ederken. Akıllı insan başına gelecek bir belayı def etmek için bütün ihtimalleri bertaraf etmek ister.
Örnek verelim; mesela siz önünüze gelen yemeği yiyeceğiniz bir anda oradan birisi 'demin bu yemeğe bir yılan dokunmuştu' derse siz yılanı görmemiş olsanız da o kişinin doğru söylemiş olma ihtimalinden dolayı elinizi yemekten çekersiniz. Belki adam doğru söylüyordur. Ne olur, ne olmaz tedbirli olmalıyım dersiniz. Neticede yemeği yemesem aç kalmış olurum ama ya yediğimde zehirlensem ne yapacağım dersiniz. Tedbirli davranırsınız.
Başka bir örnek verelim: Siz hasta oldunuz diyelim. Ölüm korkunuz çok. Birisi gelse ve size dese ki; sen bana biraz para ver, ben de sana bir kâğıt üzerine bazı şekiller çizeceğim sen de bu kâğıdı yanında bulundurursan iyileşeceksin. Bunu dese siz hastalık ile kâğıt üzerine çizilen şekiller arasında hiçbir bağ kuramazsanız bile ne olur, ne olmaz diye birkaç kuruşunuza kıyarsınız. Ümit ne de olsa ya tutarsa. Neticede ölüm korkusu var. Faydası olmasa bile bir kaç kuruşu 'sembolik' işaretler yazacak adama (sembolüne) verirsiniz. Ya tutarsa dersiniz.
Bir başka örnek daha verelim. Siz hastasınız. Bir 'astrolog' size gelse ve "Çok hasta olduğunu biliyorum. Ölme ihtimalin çok. Fakat ben senin şifa bulman için yardımcı olabilirim" derse siz ona ne yapmam lazım dersiniz. O adam şöyle der: Sana bir ilaç yazacağım (temin edeceğim) ancak bu ilacı şu zamanda, ayın parlak olduğu şu gecede kullan. O zaman faydası olur. Böyle derse; siz gerçekliğinden kuşku duysanız bile bu ilacı, o saatte denersiniz. Nasılsa kaybedeceğin bir şey yok.
Gazali bu örnekleri verdikten sonra şu hayati soruyu sorar: Bir astrolog, bir sembolcü ve yemeğinize yılanın dokunduğunu söyleyen bir adam. Üçünün de yalan ve yanlış uyarılarına rağmen 'belki tutar veya belki doğrudur' diyerek onların önerdikleri çözümleri denemek istersin. Sırf hastalığını tedavi etmek veya sırf hastalanmamak için. Bu insanların yanılma yüzdesine rağmen yine de tedbiren dediklerini yapıp 'belki çıkar' diye medet beklersin de ahiretin varlığını sana hatırlatan yüz yirmi dört bin peygamberin milyonlarca alimin, aklı başındaki insanın, düşünürün, akıl sahibinin uyarılarını neden ciddiye almazsın ve orası için hazırlık yapmazsın. Milyonlarca aklı başında insan diyor ki sana; ahiret var. Dirileceksin. Hesap vereceksin. Ölenler mezarlarından çıkarılacaktır." Yüz yirmi dört bin peygamber asırlarca bunu dediler. Sen yanılma ihtimali yüzde bin olan birkaç uyarıcının uyarısı üzerine olmayan şeyi dener ve kendini kurtarmaya çalışıyorsun ama milyonlarca uyarıcının ahiretle ilgili uyarısını ciddiye almıyorsun. Sen ne kadar yanlış yoldasın değil mi? En azından tedbirli davranman gerekmez mi?
Hz. Ali bir dinsizle tartışır. Adamın anlamak istemediğini gören imam şöyle der: Eğer işin gerçeği senin dediğin gibi olursa, hem sen kurtulursun, hem de biz kurtuluruz. Fakat benim dediğim gibi olursa, biz kurtuluruz. Sen ise ebedi azapta kalırsın.