NAZLI ILICAK

Suriye ve kafa karışıklığı

Uçağımızın füze ile, uluslararası hava sahasında düşürüldüğüne dair Türk tezine, ilk gün, başbakanın açıklamaları doğrultusunda inandım. Beşar Esad, bunun tersini bile söylese, ondan ziyade tabii Erdoğan'a inanırım. Çünkü Esad'ın doğru konuştuğuna dair de elde bir delil yok.
İlk günlerde, radarların, füzeyi tespit ettiği belirtiliyordu. Hatta, belgelerimizi Birleşmiş Milletler'e sunacağımıza dair duyumlar almıştık. Fakat daha sonraki açıklamalar, bunun aksini gösterdi. Genelkurmay da, MİT de, uçağın füze ile vurulduğuna dair bir delil, radar kaydı bulunmadığını söyledi. Dün, Sabah gazetesi manşetten duyurdu: "Radarda füze izinin bulunmamasının sebebi, Suriye'nin, F-4 uçağını optik algılayıcı füzeyle vurmasıymış. Bu yüzden radar kaydı koymuş." Konu çok teknik. Keşke ilk günden itibaren bu açıklama yapılsaydı. Oysa önce, zihinlerde soru işaretleri oluşuyor, sonra bunu giderecek bir cevap gazetelere yansıyor.
Başbakan, Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmasında, Suriye meselesine de değindi. Uçağın 13 milde vurulduğunu tekrarladıktan sonra, şöyle bir cümle de sarf etti: "Füzeyle mi vuruldu, yoksa uçaksavarla mı, parçalar incelenince ortaya çıkacak."
Halbuki, bugüne kadar, uçaksavar menzilinin kısa olduğu, dolayısıyla, uçaksavarla vurulmuş olmasının, uçağın Suriye karasuları içindeyken böyle bir eylemle karşılaştığını göstereceği belirtiliyordu. Türkiye'nin "Füze" diye ısrar etmesi, uçağımızın, Suriye'nin 12 millik karasuları dışında vurulduğunu gerekçelendirmek amacını güdüyordu.
Başbakan medyaya, -bunun içinde, New York Times, Wall Street Journal gibi yabancı gazeteler de var- ya da muhalefete kızıyor ama doğrusu, açıklamalar da kafa karıştırıyor.