ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

Yangın konusunda harekete geçme zamanı

Doğrusu çok merak ediyorum, Polat Tower'da çıkan ve hızla yayılan yangından sonra hangi gökdelenlerin, iş yerlerinin, konutların yöneticileri acil toplantılar yaptı. En son ne zaman yangın tatbikatı yaptıklarına baktı ve binaların bir yangına ne kadar dayanıklı olup olmadığını sorguladı.
Aranızda kimler yangın konusunda bana göre Türkiye'nin en uzman kişisi olan İstanbul Teknik Üniversitesi profesörlerinden Abdurrahhaman Kılıç'ı tanıyor bilmiyorum ama hepimizin Kılıç'ın engin tecrübelerine özellikle Polat faciasından sonra çok daha fazla ihtiyacı var.
Sizi bilmem ama ben Polat Tower'daki yangına 'ucuz atlatıldı, bina kendi kendini söndürdü' diye bakamıyorum. Neyse ki benim gibi düşünenler az değil. O binada oturan bir arkadaşım hâlâ yaşadığı travmayı atlatamadı. Evinde temizliğe gelen yardımcısı hastenede oksijen aldı, yaşadığı şoku günlerdir atlatamadı. Yani böyle bir binada yangın çıkması bir felaket.
Abdurrahman Kılıç diyor ki yangının bir kattan diğer kata geçmemesi gerekirdi. Ama öyle olmadı. Niye? Çünkü yangın giydirme cepheden hızla yayıldı. Gördük ki giydirme cephede yanmaz malzeme kullanılmamış. Polat yöneticileri haklı olarak diyorlar ki bu binayı yaptıkları yıllarda böyle bir şart yoktu. Yani kanunen yaptıkları binayla suçlu duruma düşmeleri mümkün değil. İyi ama size desem ki Polat yıllar önce yapılmıştı ve hadi diyelim o zaman yanmaz malzemeler konusunda hassasiyet bugünkü gibi değildi, peki nasıl oluyor da çok değil bir yıl önce Ataköy'de aynı şekilde bir bina çıra gibi yanabiliyor? Demek ki bu malzemeler hâlâ inşaatlarda kullanılıyor. Tehlikenin farkında mısınız?
Profesör Kılıç, Ataköy'deki binada da aynı malzemenin kullanıldığını söylüyor bana. Aslında kullanılması gereken malzeme taş yünü adı verilen izolasyon malzemesi. Kılıç, 'Polat'ta ve Ataköy'deki sözünü ettiğim binada alüminyum sandviç panel diye niteleyebileceğim bir malzeme kullanıldı. Bir tarafında da alüminyum levha var. İçinde de köpük yer alıyor. Şimdi artık bu malzemeler kullanılmıyor ya da kullanılmaması gerekiyor. Taş yünü kullanılması gerekiyor ki yangın bir diğer bölgeye sıçramasın" diyor.
O zaman yangın konusunda tüm binaları yeniden gözden geçirmek şart değil mi?
20 metreyi aşan bir binada zaten olması gereken, şart olan yangın söndürme sistemlerine övgü yapmayı bırakalım lütfen. Normali övmek de ne demek? Zaten böyle olmalıydı. Ne kadar alışmışız tersi durumlara değil mi? "Polat'ta yanacak malzeme bitene kadar yangın sürdü zaten" diyor Kılıç. Sonra da söndü. İçerde ısıdan dolayı su sistemleri çalıştı.
Kılıç'ın sözlerini yabana atmayalım lütfen. Kendisi 1998'de İstanbul'da binaların yangınlardan korunması hakkındaki yönetmeliği hazırlayan kişi. 2002 yılında Türkiye genelinde yangın konusunda çalışma yapmak için Çankaya'da dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'e gidip, 'Her konuda babalık yapıyorsunuz. Yangın konusunda da bir babalık yapsanız' diyerek harekete geçiren ve yönetmeliği yenilemeyi başaran önemli bir yangın uzmanı.
Kılıç'a sizin hangi titrinizi kullanayım diye sorunca ilginç bir cevap veriyor: 'Yangın eski tulumbacıbaşım diyorum soranlara'
Eğitimlerini Japonya'da alan, en az 1000 yangına gidip, bizzat söndüren ekipte yer alan Prof. Kılıç haklı. Türkiye'de yangın yönetmeliği 2002 yılında çıktı, oysa gelişmiş ülkelerde 100 yıl önce bu iş yapılmıştı. Evet, Polat yöneticilerinin yasal olarak zerre kadar kusuru yok, bina yapılırken konutlar için zorunluluk yoktu. O dönemde o cepheye yanan malzemeden giydirme yapmakta bir sakınca görmediler. Ama şimdi lütfen bizi yönetenler, şehirde neler olduğu konusunda ciddi bir denetleme işine girişsinler. Yoksa çok daha hazin sonuçlar yaşanması işten bile değil.