HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Zana-Öcalan çizgisi

Artık saklanacak bir şey yok, ne kadar devam eder bilemeyiz ama Öcalan'ın yeni bir manevra yaptığı gözle görülüyor. Şimdi MİT'in kendisini dışarı çıkardığı türünden spekülasyonları bir tarafa bırakalım bırakmasına fakat devletle Öcalan arasında bazı 'etkileşimlerin' olduğunu, bunun sadece Türkiye ile sınırlı kalmadığını, işin içinde 'iyi saatte olsunlar'ın bulunduğunu düşünmemek olanaksız.
Zana'nın durup durup köprüleri yakarcasına, her ne kadar BDP tarafından tevil edilse de bu değerlendirme, art arda açıklamalar yapması, Kürt meselesini başka bir çizgiye çekmesi kendiliğinden değil. Mahut ve malum Oslo süreci nasıl kendiliğinden ortaya çıkmadıysa, bu açıklama da pişirildikten sonra yapıldı ama iyi ki yapıldı, çok iyi oldu yapıldı.
Şimdi Öcalan, BDP'yi açıkça diskalifiye edecek şekilde bir manevra yaparak Zana'ya yaklaşıyor.
Başka bir müdahale olmazsa, Karayılan gene karakol basmazsa (hatta belki bassa bile, çaresizlikle...), hükümet caymazsa, bundan sonrası, yeni Oslo sürecidir.
***

Bu aşamada iki önemli noktayı anımsatayım.
Birincisi Öcalan konusu. Daha önce de belirttim. Onun bu şartlar altında süreci kontrol edebileceğini düşünmüyorum. Nedeni belli: 1999'dan beri çok kısıtlı koşullara sahip, dünyayı bilmiyor, dengelerin farkında değil, politika yapması, üretmesi ancak çok manipülatif biçimde cereyan ediyor. Bugün de bu sürecin içinde bulunuyoruz. O da bunu bildiği, gördüğü, anladığı için harekete geçiyor ve çok daha radikal, şahin bir çizgi izleyen BDP'yi ekarte edip Zana çizgisine kayıyor.
Nedeni apaçık: Ev hapsi.
Çıkarılır mı? Herhalde zor ve hele bu aşamada hiç mümkün değil. Ama imkansız da görünmüyor. Nasıl anadili eğitimi şimdilik seçmeli Kürtçe ile başladıysa zamanla ona da sıra gelebilir fakat bu aşamada daha ileri taşınmayacak bu talep. Umarız bu istek şimdi devam eden çok olumlu gelişmeleri kesintiye uğratmaz, onları sakatlamaz.
***

Öte yanda da BDP meselesi var. Kendisinden çok şey beklenen bu parti, 2011'den sonra oluşturduğu politika çizgisiyle hâlâ 'beklenilen' bir parti. Niye böyle olduğunu açıklayacak çok sayıda gerekçe var ve burada onları ele almayalım. Gene de şu kadarını söylemek gerekir ki, BDP bu gelişmeleri görmedi, sezmedi, kendisinin yeni bir hamleyle 'by-pass' edileceğini algılamadı.
Her şey bitmiş demek değil bu. Onun da arkasında büyük bir güç var. O da muazzam bir temsil meşruiyeti içinden konuşuyor ve hâlâ büyük işlevler üstlenebilir. Ancak, bugünkü tıkanmışlığını, PKK-Kandil çizgisini aşması, daha geniş bir politik bakış açısı üretmesi şart. Henüz nereye varacağını tam manasıyla göremiyoruz ama Zana-Öcalan çizgisini BDP'nin iyi okuması ve kendisini ona monte etmesi zorunlu.
***

Türkiye eğer PKK, ateşkes gibi meseleleri bir yana bırakır demokratik, çoğulcu, vatandaşlık temelinde bir anayasa yapar ve 1930'ları tamamlarsa bu sorunu çözecektir.
Her defasında aynı şeyi söylüyorum bu konuyu ele aldığımda.
Cato olmaya razıyım.