HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Küfür kıyamet...

Gazeteye yazdığım yazılara facebook'ta, e-mail'lerde verilen tepkilere, yanıtlara bakmam, kimse de benim kusuruma bakmasın. Zaten o işlerle uzak yakın ilişkim yoktur. Bir insanın bütün birikimiyle oturup yazdığı yazıya, üç kelimeyle söverek verilen yanıtları izleyen yazarları da anlamam. Yazının yanıtı ancak yazı olabilir. Ama o yazıları gene sövgü üslubuyla yazanların da indimde zerre miktar kıymeti yoktur, tıpkı yazısında hakaret kelimeleri kullanan yazarların olmadığı gibi.
***

Neyse, bir dostum aradı, ilginç bir durum var dedi. Meğer benim için facebook'ta düzenlenmiş bir sayfada yazılarıma bazen böyle tepkiler gelirmiş. Çoğu küfür elbette. Aklım almaz, insan ne diye oturup küfür yazar, ne diye küfür yazacağı yazıyı okur diyeceğim ama besbelli, birikimi, terbiyesi, kültürü o kadar o insanların. Cuma günü yazdığım 'Soykırım' başlıklı yazıya epey ama epey küfür gelmiş. Bana gönderdi, baktım. Şaşırmamak elde değil. Adıyla sanıyla yazanlar 'senin 7 ceddini' diyor mesela (bu imlayla) ve daha neler neler. İnsan art arda okuyunca gülüyor. Bunlar hakkında hukuki işlem yapmıyoruz. Oysa yapmalı. Böyle bir manasızlık karşılıksız kalmamalı. Ya da gazete bunları filtre etmeli. Besbelli onu da yapmıyorlar.
Hepsini geçelim. Öfkeli biriyimdir ama bu tür işlere zerre kadar aldırmayan, bunları umursamayan birisi olduğumu bilenler bildiğinden, işin bu yanının önemi yok. (Lehimde yazılanları da okumam, belirteyim...) Ama içimdeki 'teorisyen' veya 'analizci' uyanıyor ve beni bu hal karşısında düşünmeye itiyor. Çünkü ortada bir sosyoloji var. O zaman soru belli, insanlar neden böyle şeylere tevessül eder, nedir bu derecede 'düşmelerinin' sebebi?
***

Bir kere hazin bir durum var, çünkü müthiş bir acziyet içindeler. Çünkü fikirleri yok, küfürleri var. Nedeniyse çok basit ve belli, okumuyorlar, okuduklarını anlamıyorlar. Derken, korkuyorlar, bazı şeyler var ezberledikleri, onların dışına çıkan bir şeyle karşılaştıklarında, bütün korkan insanların çığlık atması gibi, küfür ediyorlar. O küfürler onların aczini ve korkusunu gösteren birer çığlık.
Tüm bunların kabahati nasıl onların olabilir?...Tamamen ezberci bir sistemle yetiştirilmiş, belli kalıpların ideolojik olarak ezberletilmesine dayanan bir eğitim sisteminden geçmiş, düşünmeyi, farklı ve özgür fikir üretmeyi öğrenmemiş, bir metni çözümlemekle uzaktan yakından ilişki kurmamış birisi, sınırlı birikimi ve yetileriyle küfretmeyip ne yapacak? İşte örnek bahsettiğim yazım: bu küfürbazlar yaşananlar 'soykırımdır' dediğimi sanıyor, yazıda açık açık, 'hayır değildir' diyorum. Ama başka şeyler de söylüyorum. Ne yapsınlar, işte bunu yapacaklar...
***

Gelin buna çok ürkütücü başka bir sistemik tavrı ekleyelim: kaba güç tutkusunu. Bu insanlar trafikte küfretmiyor mu, yanlış yola girdikleri halde, bunu belirten kişiye bir de okkalı küfür sallayıp tecavüzde bulunmuyor mu? En büyük toplumsal sorunumuz olan şiddete bizzat kendileri de maruz kalarak, bu insanlar, evlerinde eşlerine çocuklarına olmadık şiddet uygularken, şimdi okudukları ve olmayan düşüncelerine yani ezberlerine ters düşen yazılar karşısında ne yapacaklar, oturup düşünecekler mi, yoksa küfrü basıp korkularını bir nebze yatıştırarak, kaçıp gidecekler mi?
Kısacası, toplumsal şiddet, eğitimsizlik, düşünme tembelliği ve beceriksizliği yan yana gelince, ortaya küfür çıkıyor ve kimse bu halden muaf değil. Hepimiz, az veya çok, küfür ehliyiz vesselam...