RASİM OZAN KÜTAHYALI RASİM OZAN KÜTAHYALI

İsveç'te hantal devletçilik sorgulanıyor

2015'e Nagehan'la beraber Stockholm'de girdik. Sonrasında da Kopenhag'a geçtik. Galatasaray'ın 17 Mayıs 2000'deki Avrupa şampiyonluğu zaferine de Danimarka'nın bu güzel şehri ev sahipliği yaptığı için Kopenhag'ın benim kalbimde ayrı bir yeri vardır. İskandinavya ve Türkiye elbette bambaşka bir coğrafya ve kültürü temsil ediyor...
***
Fakat bazı evrensel siyasi hakikatler dünyanın her yerinde aynı.
Temel gerçekler değişmiyor.
Devletin büyüdükçe hantallaştığı ve her şekilde ülke bütçesinin israfına yol açtığı gerçeği coğrafyadan coğrafyaya hiç değişmiyor. Düşünün ki İskandinavya kültürel kodları itibariyle dünyanın en saydam ve en az yolsuz coğrafyası. Fakat İskandinavya'nın bu çok olumlu siyasi etik özelliği bile devlet-merkezli ekonomik sistemin ülkeyi adım adım bakımsız ve ölgün hale getirmesini engellemiyor.
Stockholm sokaklarında bunu görüyorsunuz.
***
İsveç entelektüel çevrelerinde de bu kötü gidişata tepkiler çıkmaya başladı son yıllarda. İsveç'in mevcut pastasından yediği ve bu devletçi uygulamalar yüzünden yeni refah üretemediği çok yazılıyor.
Rakamlar da bunu gösteriyor, sokaklar da. İsveç'teki popülerliğinin yanında İngiltere ve ABD'de de çok tanınmış bir entelektüel olan Johan Norberg bu alanda başı çekiyor. İsveç modeli diye kapitalizme ve sosyalizme alternatif çıkabilecek bir modelin hurafe olduğunu yıllardır yazıyor Norberg. İsveç'in sosyal demokrasiyle, hantal devlet harcamalarıyla zengin olmadığını, tam da tersine, geç on dokuzuncu ve erken yirminci yüzyılda liberal ekonomi politikalarını benimseyerek geliştiğini örnekleriyle gösteriyor.
***
Türkiye'nin öncü liberal-demokrat entelektüeli Atilla Yayla'nın da yakın dostu olan Norberg'e göre mülkiyet hakları, serbest piyasalar ve çok sayıda iyi eğitimli müteşebbis ve mühendisin tesiriyle İsveç'te ülkenin daha önceki tarihinde örneği görülmemiş çapta bir ekonomik büyümeyi gerçekleştirmeye elverişli bir ortam doğdu. Ekonomik liberalizasyondan sonraki yüzyıl içinde ülke büyük bir ekonomik gelişme yaşadı. IKEA, Volvo, Tetra Pak, Ericsson ve Alfa Laval gibi meşhur İsveç firmaları bu dönemde kuruldu ve müteşebbise dostça bakan ekonomik reformlardan ve düşük vergilerden yararlandı. Başlangıçta sosyal demokratlar da bu politikalara sadık kaldı. 1870- 1936 arasında İsveç sanayileşmiş dünyada en yüksek büyüme oranına sahipti.
1936- 2008 arasında ise 28 sanayileşmiş ülke arasında ancak 18. sıradaydı.
***
İsveç'in ekonomik büyümesinde toplumsal kültürün de büyük rolü var. Bu olumlu özelliği İskandinavya'ya giden hemen herkes gözlemliyor. İnsanların birbirine yüksek güven duyması, sosyal sürtüşmeleri azaltan nispeten homojen bir nüfus, işe sadakati ve sıkı çalışmayı teşvik eden kuvvetli bir iş ahlakı bu kültürün başlıca unsurlarıydı. Bu faktörler göçmen olan İsveçlilerin de bulundukları yerlerde başarılı olmasına katkı sağladı. Yayla'nın da bir yazısında belirttiği gibi 19. asırda ABD'ye göç eden İsveçliler de, ABD'nin daha az yoğun refah devletine rağmen, daha az işsizlik oranına ve ilginçtir, İsveç'teki akrabalarından yüzde 50 daha yüksek gelire sahiptir. İskandinavya izlenimlerine devam edeceğiz.