RASİM OZAN KÜTAHYALI Sabah RASİM OZAN KÜTAHYALI

Akademisyenler ve siyaset: Selin Sayek örneği

Hiç lafı dolandırmadan söyleyeyim, bana göre Selin Sayek Böke ikinci bir Emine Ülker Tarhan hadisesi olarak CHP tarihine geçmiştir ve siyaset hayatı bitiş sürecine girmiştir. Böke ile Tarhan aynı dünya görüşünde değil hatta epey zıt fikirlere sahipler ama aynı anti-analitik ve saftirik karakter yapısına sahipler. Haydi saftirik demeyelim naif ve realiteden kopuk diyelim ama sonuç aynı kapıya çıkıyor. Türk siyasi hayatında kadınların daha çok ve daha aktif olmasını isteyen bir yazar olarak üzüldüm...
***
Bilimsel istatistiklere de baktığımızda hem Türk siyasetinde hem de Batı ülkelerinde akademisyenler siyasi hayatta genelde başarısız oluyor. Peki özellikle Türkiye ortamında akademisyenlerin siyaset hayatında genelde başarısız olmasının ve çoğunlukla da kimyalarının bozulup bilim hayatına da bir daha dönemeyecek meczubane bir hale gelmelerinin sebebi nedir?
***
Aslında genel olarak bu ülkenin akademisyenlerinin ciddi bir saflık ve naiflik problemi var. Kendisi de bir akademisyen olan Prof. Dr. Atilla Yayla bunu dürüstçe ortaya koyan rafine ve realist akademisyenlerimizden biri. Atilla Hoca da sık sık yazılarında akademisyenlerin genel olarak saftirik karakterinden ve kendi dünyaları dışında olan sert ve acı gerçekleri kabul etmekte zorlanan bir zihin yapıları olduğundan bahseder...
***
Gerçekten de akademinin tecrit edilmiş duvarları dışına çıkıp gerçek rekabetin yani kurtların ve tilkilerin olduğu siyaset ve ticaret arenasında da çok kötü çuvallıyor birçok akademisyen. Hem de en iyileri bile çuvallayabiliyor. Çünkü o dünyalarda başarılı olmak ve en tepelerde kalıcı olmak için o kişide kurt zekâsının üst seviyede olması gerekiyor...
***
Şahısların kendisinin bizzat kurt ya da çakal olması gerektiğinden bahsetmiyorum. Ortadaki çakal kumpaslarını, tilki oyunlarını ve kurt tezgâhlarını önceden görebilecek ve sezebilecek ama bunu yaparken de komplocu manyaklık tuzağına düşmeyecek kıvrak ve işlek bir zekâ kategorisi bu bahsettiğim olgu. Yani yüksek seviyede stratejik ve taktik düşünebilen bir zekâ...
***
Dünya tarihine adını yazdırmış bütün büyük liderlerin sahip olduğu bir yetenek bu. Eğer bir kişinin bu kategoride bir yeteneği ve zekâsı yoksa siyaset hayatında da devlet hayatında da üst düzey başarıyı elde edemiyor...
***
Bir bilim adamının ya da bir sanat adamının hatta bir fikir adamının illa sahip olması gereken bir zekâ kategorisi değil bu. Hatta bu çakal âlemin tamamen dışında olması gerçek anlamıyla bilim ve sanat üreten insanlar için çok daha yararlı ve olumlu netice verir. Elbette bilim, fikir ve sanat işiyle meşgul olan bir şahıs da bu tarif ettiğim zekâ kategorisi kuvvetliyse ticari, idari ve siyasi hayatta da çok başarılı olabilir. Yeter ki herkes kendiyle ilgili gerçekleri doğru teşhis etsin. Herkes kendini bilsin. Kendi kendine yalan söylemesin. Kendi kapasitesini doğru tayin etsin. Selin Sayek Böke olayının da temel teorik analiz çerçevesi esasen budur..