RASİM OZAN KÜTAHYALI RASİM OZAN KÜTAHYALI

TSK, kamuoyu ve CHP yürüyüşü

İki gündür Nagehan Alçı-Abdülkadir Selvi tartışmasından hareketle yazıyoruz ki TSK kamuoyu şu an üç parçalıdır ama özünde üç parça da mevcut iktidar partisinin karşıtı bir mahiyete sahiptir...
***
Başka güçlere karşı ordunun kimi parçalarının kerhen meşru seçilmiş hükümetin yanında olması durumu balon gibidir. Her an patlayabilir...
***
Türkiye'de milli bir spor olan vesayetçilik geleneği ya da diğer tabirle cuntacılık ve darbecilik faaliyetleri siyasal konjonktürü kollama meselesidir...
***
CHP'nin 1960 Harbiye yürüyüşünü anımsatan bu yürüyüşü bu bağlamda Türk demokrasisi için asla yararlı bir girişim değil. Bilakis büyük zarar potansiyeli var...
***
Elbette mevcut demokrasimizin çok ama çok eksikleri var. İlliberal bir demokrasi Türkiye. Ama CHP'nin istediği gibi 16 Nisan'da galip çıkacak bir "Hayır" oyu üç parçasıyla beraber ordu kamuoyunu yeniden siyasetin parçası yapardı ve çok daha kötü olurdu...
***
Kimi AKP'lilerin ve AKP'li yazarların da maalesef desteklediği "Hayır" oyu toplumdan çok şükür galip çıkmadı. Milletin çoğunluğu yeni sistemden yana tavır koydu...
***
Eğer hayır oyu galip çıksaydı... Sonrasında ordu ile siyaset arasında dış faktörlerin yani bazı toplumsal kesimlerin de dehşet zarar göreceği kanlı bir satranç oyunu olabilirdi...
***
Dün sorduğum suali yine ifade etmek istiyorum... Bir ülke düşünün yüzde 50 oy alan bir iktidar partisi var ve o ülkenin subayları arasında bu partiye sempati yüzde 1 bile değil...
***
Üstelik o ülkenin ordusunda güçlü bir vesayetçilik, darbecilik ve cuntacılık geleneği var...
***
O ülkede bahsi geçen partiye toplumsal destek zayıflarsa, siyasi istikrar bozulursa ve yürütme organı güçsüz düşerse ne olur?
***
Elbette askeri vesayet bir şekilde yeniden iktidara ortak olur ya da becerebilirse darbe ile idareye el koyar...
***
Ya da bu ihtimalleri önlemek için iktidar partisi kimlik üzerinden sertleşir ve elindeki tüm ama tüm gücüyle meşru hükümetini korumak için zecri tedbirler almaya başlar...
***
Zayıf demokrasimizi güçlendirmek, özgürlükçü hale getirmek için ve gerçek bir hukuk devleti olabilmemiz için 27 Mayıs öncesini anımsatan yürüyüşler değil 15 Temmuz vahşetine ortak karşı çıkan bir sağduyu zemininde iktidar ve anamuhalefetin birleşmesi gerekmektedir. Bu birleşme de FETÖ'nün "kontrollü darbe" tezini savunarak olmaz...