MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Hürriyet’in yine karargâh rahatsızlığı tuttu

Geçtiğimiz aylarda "karargâh rahatsız manşeti" atarak en iyi bildiği yeri kaşıyan... Ancak istediğini alamadığı gibi bir ton da özür dilemek zorunda kalan Hürriyet'in yine huysuz bacak sendromu tutmuş.
Bu kez de, Karanlık odalardan çıktığı için itibar edilmeyen bir kaç flu fotoğrafla oynuyorlar. Kareleri, eski temsilcilerinin köşesinde elden geçirip Hürriyet eliyle daha geniş kitlelerin önüne atıyorlar.
Evet, evet "tabii ki Fehmi Beyin" de dahil olduğu malum konudan bahsediyorum...
1970'lerde, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Abdullah Gül ve Şükrü Karatepe'nin Londra'da beraber çektirdikleri iddia edilen fotoğraflardan...
Cuma gecesinden beri insanlar gerçekse bile "e ne var bunda" diyebileceğiz fotoğraflar üzerinden akla hayale gelmeyecek komplo teorilerini tartışıyor.
Ama tabii sorun vatandaş da değil. Ne yapsınlar, ciddi görünen kerli ferli adamlar, koca koca gazeteciler bir boncuk bulmuş pozunda imalarda bulunuyorlar.
***
Biraz uzun olacak ama Hürriyet'teki şu satırlar ne demek istediğimin resmi gibi:
"Orgeneraller arasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile birlikte dört Kayseri doğumlu komutan olduğunu hatırlatmak isterim.
Küçük bir not: Fehmi Koru'nun yayınladığı bir fotoğraf vardı. Sakallı Gül, çizgili ve İspanyol paçalı takım elbisesi ile Şükrü Karatepe ve Koru, gençlik yıllarında çektirmişti.
Kıyafetlerden ve mekândan, aynı gün çekildiği anlaşılan bir başka fotoğraf daha var. Koru'nun olmadığı o fotoğrafta Gül'ün sağ yanında, kıyafeti, saçları daha düzenli, daha karizmatik görünen bir genç dikkat çekiyor. O gencin Hulusi Akar olduğunda ısrar eden bir meslektaşım, 'Tanışıklıkları o yıllara dayanıyor' dedi. Gül'ün de Akar'ın da Kayseri lisesinde okuduğunu hatırlarsak tanışmamaları sürpriz olurdu."
***
Ne demek istiyorlar, bu neyin gizemi arkadaş?
Gazeteciler, üstelik de Ankara gazetecisi.
Askerle, siyasilerle içli dışlılar. İddiaları soracakları muhatapları bir telefon kadar uzaklarındayken günlerdir neyin imasını, tantanasını yapıyorlar?
Siyasiler, bürokratlar, meşhurlar gençlik yıllarında tanışamaz mı? Aynı liseye, üniversiteye gidemez mi?
TSK'daki dört generalin eski bir siyasiyle hemşeri olmasında biz fanilerin göremediği ne gibi mesajlar olabilir, söylesene "toprağam?" Bildiğiniz bir şey varsa çıkın gazeteci gibi, adam gibi söyleyin. E söyleyemediğinize göre bildiğiniz bir şey de yok.
O halde yaptığınız iş kahvehane dedikodularıyla siyasilerin, bürokratların kariyerlerine operasyon çekmekten başka ne?
***
Gerçi haklısınız, hepimiz anladık dertlerini, istedikleri kadar yırtınsınlar. Halkı kutuplaştıramadılar, akıllarınca ülkenin yönetimini ayrıştıracaklar...
Ama ben asıl Aydın Doğan'a üzülüyorum. Hâlâ anlamadı, bu elemanların nafile operasyonlarla kendisinin başını ağrıtmaya adeta yeminli olduklarını.
Ah ah, yine bir sürü "valla haberim yoktu" açıklaması, ziyareti, telefonu, ricası, duası bekliyor Aydın Bey'i.