MELİH ALTINOK Sabah MELİH ALTINOK

El birliğiyle ve en şık şekilde hayatı kaydırılan apartman çocukları

Dün her yerde 23 yaşındaki Antalyalı Ayşe Deniz Karacagil'in, PKK'nın ABD destekli Suriye Kolu YPG saflarında çatışırken öldürüldüğü haberi vardı.
Peki, PKK'nın insan kaynağı profiliyle alakası olmayan bir genç, nasıl olup da bu girift terör networküne dahil olmuştu?
Aslında, bu kısacık ömrünün sonunu hazırlayan yolun taşları hepimizin gözleri önünde döşendi.
2011'den beri hazırlıkları yapılan Gezi eylemlerinin sürdüğü günlerdi. Ukrayna'dan Gürcistan'a kadar her yerde uygulanan occupy (işgal) organizasyonu Türkiye'de de hayata geçirilmişti.
Medya eliyle muazzam bir manipülasyon faaliyeti yürütülüyordu.
Taktik dünyanın her yerindeki turuncu ayaklanmalarla tıpatıp aynıydı.
Yol ortasında dikilip elindeki kitabın hep aynı sayfasını okuyan duran adam...
Gezi'nin sanatçı kişiliği Piyano çalan Alman...
Daha sonradan Hürriyet'in kendisine köşe yazarlığı teklif edeceği Sapanlı teyze...
Polis tomaları önünde "Paris'te son tango" filminden fırlamışçasına dans ederken üzerine su sıkılan o kırmızı elbiseli kadın...
Hesaplarını Türkiye'nin muazzam genç nüfusuna göre yapıyorlardı. "Devrimden çıkarı olmayan" kentli apartman çocuklarını, liselileri, üniversitelileri imajla sokağa taşıma derdindeydiler...
***
İşte o günlerde tüm Türkiye, Cüneyt Özdemir'in CNN Türk'teki programında "kırmızı fularlı kız" diye idolleştirilen Karacagil'i tanıdı.
Mankenlerin Swarovski taşlı gaz maskeleriyle podyuma çıktığı defileleri haberleştiren hürriyet.com.tr devreye girmekte gecikmedi. Artık kırmızı fularlı kıza sempati duymayan Kelebek okuru kalmamıştı.
Derken daha radikaller işe el attı. Antalyalı Gezici kız, Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, PKK'lı Karayılan'la poz verirken görülüyordu.
PKK'lıların yere sigara izmariti bile atmadığını, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı vuranların da "mecbur kaldıkları için" cinayet işlediğini yazabilen gazete, Kırmızı fularlı kızın Kandil'de ne kadar da çok kitap okuduğundan bahsediyordu.
Dün baktım, hepsi ağıttaydı kırmızı fularlı kız dedikleri 23 yaşındaki Karacagil'in ardından...
Ne güzel söylemiş eskiler değil mi, kurtla bir olup sürüye dalan da aynı, ardından çobanla yas tutan da...
***
Ha bu arada merak edenler için söyleyeyim... Gezi'de "mesele ağaç değil sen hâlâ anlamadın mı" diyerek ateşten çok gençlerin üzerine benzin döktüklerini itiraf eden jön de...
Gazeteciliğin 5N1K kuralını çöpe atıp programında barikatlara adam devşiren arkadaş da...
Yılların Cumhuriyet'ini FETÖ, PKK bültenine çeviren susamuru da...
Gençlere "gidin" diye işaret ettikleri Kobani'de, Rakka'da değiller elbette.
Biri Londra'da diğeri New York, Washington takılıyor... Malum zatsa zaten Berlin sakini.
Peki ya, ambulansın arkasına takılmış taksi gibi Gezi'nin fitilini ateşleyip sonra ortalıktan kaybolan rejisör Sırrı Bey ne yapıyor dediğinizi duyar gibiyim.
Ne yapsın, geçenlerde adına siyaset dediği işi bıraktığını açıkladı beyefendi. Tekrar film çevirecekmiş. Çevirmediği film kalmış gibi...
Kararı siz verin. Şimdi kim öldürmüş oluyor, flaşlar önünde boynuna kırmızı fular geçirilen 23 yaşındaki bu kızı?