MELİH ALTINOK Sabah MELİH ALTINOK

ABD İran’la savaşırsa Türkiye ne yapar?

Dünya küresel bir savaşa doğru yürüyor...
Bir yıl önceki seçim kampanyasında "Dünya Ticaret Merkezi'ni kim patlattı? Iraklılar değil, Suudilerdi" diye esip gürleyen Trump ilk dış seyahatini Suudi Arabistan'a gerçekleştirdi.
Suudi Kralı'na 380 milyar dolarlık silah anlaşmasını imzalatan Trump'ın ikinci durağı ise İsrail oldu. Orada da Ağlama Duvarı'na yüz sürüp Siyonizm'in ebedi düşmanı İran hakkında sert açıklamalar yaptı.
ABD Başkanı, Müslümanlığın ve Yahudiliğin merkezlerinin ardından soluğu Vatikan'da aldı.
Peki, satılan bunca silah, üzerinde anlaşılan savunma modernizasyonları ve dinler, hatta mezhepler üzerinden verilen mesajlar kısa- orta vadede ne için kullanılacak?
Tabii ki savaş için ve yeniden silah satışlarını patlatmak üzere...
Öyle ya hiçbir silah satıcısı onca silahı depoda paslansın diye satmaz. Kârdan bir kısmını mutlaka, o silahları kullandırmak için manipülasyona harcar. Zira silah patladıkça çoğalan bir pazar malıdır.
Independent gazetesinden Robert Fisk, Ortadoğu'yla ilgilenen aklı başında herkesin gördüğü bu senaryoyu şöyle özetliyor:
"Trump'ın motivasyonu, İsrail'in desteğiyle Ortadoğu'daki Sünni Müslümanları Şii Müslümanlarla (İran) karşı karşıya getirmek."
ABD'nin Kuzey Kore umacısına mı yoksa İran'a mı öncelik vereceğini göreceğiz.
Ancak yakın ihtimal olan İran'a karşı böylesine bir hamlede Rusya'nın ve Çin'in hesaba katılmaması olmaz.
Evet, denklem çok karmaşık. Ama doğal olarak bizlerin en çok kafasına takılan, böylesine bir senaryoda Türkiye'nin nasıl bir tutum alacağı?
Çünkü diğerlerinde olduğu gibi biliyoruz ki, olası bir dünya savaşında ilk kurşun nerede sıkılırsa sıkılsın en çok yankılanacağı yer bu topraklar olacak.
Sorunlara rağmen en eski sınır komşusuyla yüz yıllardır fiili durumu koruyan Türkiye'nin ABD'nin dümen suyundaki Araplar gibi Sam Amca'ya gönüllü asker yazılmayacağı kesin.
2011 yılındaki uranyum takası anlaşmasında olduğu gibi arabuluculuk rolünü üstleneceği bir pozisyonda konumlanması ise yüksek ihtimal.
Ancak önce, 20 Temmuz'da bertaraf ettiği "işgal senaryosunun" benzerlerinden tamamen çıkabilmesi için bağımsızlığın ilk koşulu olan savunma kapasitesini artırması şart.
Bu konuda, dün Rusya Devlet Başkanı Putin'in Türkiye'nin almayı düşündüğü S400'ler hakkında yaptığı olumlu açıklamalar hayati.
Çünkü NATO üyesi olan Türkiye'nin, Rusya, Hindistan ve Çin gibi alternatifleri değerlendirmesi, ABD ile Ortadoğu politikalarını görüşürken elini hem askeri hem de politik açıdan güçlendirecek önemli bir fırsat.