MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Millet, bayrak, vatan, devlet... Hangisini kastediyorsunuz Kemal Bey?

Eskiden birisi bunu söylese kızardım. Ama ne yalan söyleyeyim, Katar krizinin ardından kendime bile kızamıyorum.
Hakikaten bu Araplara güven olmazmış.
Hep birlikte gördük işte, ayaküstü iki dakikada komşuları Katar'ı satmalarını...
Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan şu bu bölgede ne kadar uşak varsa, Trump'ın bölgeyi ziyaretinin ardından Katar'la tüm ilişkilerini kestiklerini açıkladılar.
Sebep neymiş?
Katar radikal terör örgütlerine destek veriyormuş!
Evet, işgal edilecek ya da askeri darbeyle, iç savaşla yönetimi devrilecek her kurban ülkenin boynuna geçirilen o meşhur yafta!
Peki delilleri var mı?
Haklısınız gerek var mı ki? Körfez'de de Türkiye'deki gibi emperyalistlerin hesabına gazetecilik yapan onlarca ajan var.
Katarlı bir yöneticinin ağzından çıkmış gibi verdikleri "Amerikan karşıtı" bir açıklamayla Kraliyet ailesini hedef tahtasına oturtuverdi medya.
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'ye "kardeşim benim böyle bir resmi açıklamam yok" diye çırpınıyor ama nafile...
***
Kaldı ki, Katar yönetimini teröre destek vermekle suçlayanlar kimler?
Biri darbeyle iş başına gelmiş, elinde yüzlerce sivilin kanı olan bir general...
Diğeri 15 Temmuz'da, "Müslüman bir ülkede" emperyalistlerin işgaline zemin hazırlamak için tertiplenen darbe girişimine destek vermiş bir emirlik...
Öbürü, öbürü zaten PKK-YPG'li teröristlere açıktan silah veren Amerika'nın küçüğü...
Kısacası ne kadar terör destekçisi varsa, Büyük birader ABD'den kısmen bağımsız ekonomik ve siyasi hedefler koyan Katar'ı yemeye niyetli.
Çünkü Katar, Trump yönetiminin Kuzey Kore'yle birlikte yeni dönemin umacısı ilan ettiği İran'la ticaret yapıyor. El kadar ülkesindeki dev ABD üssüne rağmen, azıcık bağımsız takılıyor. Türkiye'yle de arası iyi...
Yani, Trump'ın "Aman bizi devirmeyin de parası mühim değil" diyen Suudilere sattığı 380 milyar dolarlık silahın kafasında patlayacağı en uygun atış poligonu Katar...
***

Hadi Orta Doğu'nun makûs talihindeki bu tekerrürde şaşırtıcı bir yan yok...
Ama insan aynı çetenin hedefi olmuş ve hâlâ tehdidi tam olarak savuşturmamış Türkiye'nin ana muhalefetine şaşırmadan edemiyor.
Ankara, kara gün dostu Katar'ın hakkını yemeden krizi yönetmeye çalışırken, Ana Muhalefet lideri çıkıp ülkenin dış politikada elini zayıflatıyor.
Komşularda çıkan yangın evimize sıçrasın diye elindeki benzin bidonunu sağa sola savuruyor...
"Hükümet Rabia simgesinden vazgeçmeli, terör örgütünün dört parmağını simgeniz yaptınız" diye sesleniyor.
Kemal Bey siz kendinizde misiniz? Türkiye siyasetine 3-4 yıldır damgasını vuran Rabia işaretiyle Müslüman Kardeşler'in simgesini Türkiye'ye mal etmek konusunda Sisi bile sizin kadar hevesli değil.
Cumhurbaşkanı da Türkiye'nin Rabia'sını her konuşmada üstüne basa basa tekrar ediyor: "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet!" Çocuklar bile ezberledi artık.
Şimdi açıkça söyleyin beyefendi, Türk hükümetinin bunların hangisinden vazgeçmesini istiyorsunuz? Yoksa derdiniz sadece, Avrupa medyasında "Türkiye'ye ekonomik ambargo uygulayın" diye yalvaran yardımcınız Sezgin Tanrıkulu gibi, "duygusal" mı?