MELİH ALTINOK Sabah MELİH ALTINOK

Fetullah’ı verseler ne olur vermeseler ne olur?

15 Temmuz işgal girişiminin üzerinden bir yıl geçti.
O gece neler yaşandığına dair puzzle büyük oranda tamamlandı.
Kafalardaki birkaç eksik parçaya rağmen resim netleşti.
Hangi görüşten olursa olsun aklı başında herkes görüyor ki, 15 Temmuz, içerideki tetikçilerin kullanıldığı, askeri darbe görünümlü bir işgal hareketiydi.
Amaç ülkeyi Mısır'daki gibi kaotik bir darbe sürecine sokmak, ardından da sorunu Suriye'deki gibi çözmekti.
Beceremediler. Halk beklendiği, bazı siyasilerin de yaptığı gibi sığınaklara inmedi, arkadaşlarının güvenli evine sığınmadı.
Sokağa çıkıp darbecileri tepeledi, yargıya teslim etti. Yani yurtsever askerlerin ve polislerin yardımıyla ordusunu ve kendisini esaretten kurtardı.
***
Ancak ülkenin ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu her fırsatta bu netliği flulaştırmaya çalışıyor.
15 Temmuz'un ertesi günü Meclis kürsüsünden "kuşkusuz ki bu bir darbe girişimidir" dediği halde şimdilerde "kontrollü darbe" diye söyleniyor.
Üstelik 249 vatandaşın hayatını kaybettiği bu ciddi olaya dair ortaya sürdüğü iddiaları için tek bir delil ya da şahit gösteremiyor.
Az uz değil, milyonlarca seçmenin oyunu almış bir partinin lideri kalabilmeyi başaran birinden bahsediyoruz.
Dolaysıyla, kendisini Ak Parti- Erdoğan karşıtı olarak tanımlayan vatandaşlar da genel olarak destekledikleri Kılıçdaroğlu'nun bu paranoyalarına zoraki ortak oluyor.
Ve bence sayıları hiç de az olmayan bu kitle daha önce de birkaç kez altını çizdiğim gibi 2019 sonrası Türkiye'nin anahtarını elinde taşıyor.
Dolayısıyla ehveni şer diyerek yöneldikleri mevcut CHP yönetiminin çaresizliğine terk edilemeyecek kadar değerliler.
***
Kimileri zamanla bu çaresizliğin dibe vurarak askeri rasyonelliğe geri sıçrayacağını söylüyor.
Kimileri ise somut gelişmelerin bu gerçekliğin yolunu açacağı görüşünde.
Örneğin önümüzde duran yumağın kör düğümlerini açmak için ABD'de ikamet ettirilen Fetullah'ın Türkiye'ye iadesinin şart olduğunu söyleyenler çoğunlukta.
Devlet de Gülen'in iadesini FETÖ ile mücadelenin ana ekseninde görüyor.
Başından söyleyeyim, ben asla böyle bir iade sürecinin gerçekleşeceğine inanmıyorum.
Zira ne ABD ne başka bir devlet, Fetullah gibi elinde intihar etmeye hazır yüzlerce haşhaşi barındıran bir silahı asla feda etmez.
Kendinizi ABD'nin yerine koyun. Siz olsanız, rakiplerinize karşı yıllardır hazırladığınız böyle bir tehditten sonuna kadar yararlanmaz mıydınız?
Muhtemelen, iyi ihtimalle ölmesini bekleyecekler.
Kaldı ki, Gülen iade edilse ne olacak?
Ayrıntılar ve işin hikâyesi dışında daha ne öğreneceğiz?
Darbenin arkasında istihbarat servislerinin olduğunu mu?
O zaman ne yapacağız, savaş mı açacağız muhataplarına?
Hem Kemal Bey'e de bir sürü iş çıkar sonra. Düşünsenize, FETÖ hangi cezaevine düşerse o da düşecek yola.
Öyle ya, bahanesi de şimdiki yürüyüşünden hazır Kemal Bey'in:
"Yargılama sürdüğüne göre belki Fetullah da mağdurdur!"