MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Büyük savaş başladı!

Yaz başında Fenerbahçe Başkanlığı'na talip olduğunu açıklayan Ali Koç belli ki tatilini çalışarak geçirmiş.
Basında yer alan bilgilere göre Koç, F.Bahçe yönetiminden Mayıs 2018'deki genel kurul öncesi kongre üyelerinin listesini ve iletişim bilgilerini istemiş.
Ancak yönetim 2016'da Resmi Gazete'de yayınlanan kişisel verileri koruma kanununu gerekçe gösterip bu verileri paylaşamayacağı yanıtını vermiş.
Dün konuyla ilgili bir açıklama yapan Koç da şunları söyledi:
"Kulübümüzle şahsım arasında geçen resmi yazışma içeriğinin, hiç tercih etmememe rağmen basına yansıması nedeniyle kongre üyelerimizi, taraftarımızı ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayım. 'Seçime yönelik hazırlıklarda kullanmak üzere Kulübümüzün mevcut üye listesine ihtiyacım hasıl olmuştur' resmi yazısı ile kulübümüzün mevcut üye listesinin üyelerimizin iletişim bilgileriyle birlikte şahsımla paylaşılması yönünde başvuru yapmıştım."
Evet, belli ki Koç bu yarışta soy isminin ve popülaritesinin yeterli olmayacağının fazlasıyla farkında, bu yüzden de işi sıkı tutuyor.
Haklı da futbol âlemi iş dünyasına benzemez. Ancak bu iş o kadar kolay değil.
Birincisi, Aziz Başkan delegeye hâkim. Üstelik her seçimde delege katılımını "makul seviyede" tutmayı başararak şansını artırmayı hep başardı.
Bu seçimde karşısına dişli bir rakip çıktığı için tam aksi strateji izleyip yüksek katılımlı bir kongre için çalışması şaşırtıcı olmaz.
İkinciyse Ali Bey bu koca kulübü yönetmek için gerçekten hazır mı? Zira sıkı bir milliyetçi olmasına karşın Gezi olaylarında soğukkanlılığını kaybedip siyasetten uzak durmaya çalışan ailesini epey zora sokmuştu.
Şimdi sağduyulu delege, her türlü provokasyonda ilk akla gelen tribünlerden en büyüğünü ona gönül rahatlığıyla teslim eder mi bilemiyorum.
Bu "bilinmezliğe" karşın, Aziz Yıldırım'ın FETÖ kumpaslarından takımını leke almadan kurtarma başarısına da hepimiz şahidiz.
Evet, büyük savaş başladı.
Şimdi sıra Yıldırım'ın önce büyük şovla Mayıs 2018'e adaylığını açıklamasında.
Merakla izliyoruz.

***

Önce siz bir konuşsanız Sayın Stoltenberg

Vize kriziyle su yüzüne çıkan Türkiye ve ABD arasındaki gerginlik karşılıklı restlerle tırmanıyor.
Partisinin il başkanları toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan dün de şunları söyledi:
"Her gün yeni saldırı, taktik atak ile karşılaşıyoruz. ABD'ye vize başvuruları askıya alındı. Bunun için DEAŞ'a karşı en ciddi ve etkili mücadeleyi yürüten Türkiye'yi terör örgütleri ile yan yana göstermenin yolları aranıyor. Ekonomimizle ilgili spekülasyonlar üretiliyor."
Erdoğan'ın "bu minderden kaçan biz değil siz olacaksınız" sözlerinin ardından ajanslara düşen bir açıklama gündemin seyrini değiştirdi.
Konuşan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'di.
Türkiye'yi "Terörizmle savaşta kilit bir ülke olarak" tanımlayan Genel Sekreter şunları söyledi:
"ABD ile Türkiye'ye, birlikte oturup çözüm bulmaları çağrısı yapıyorum çünkü yakın ilişki içinde birlikte çalışabiliyor olmamız ittifak için önemli. Özellikle de bu bölgede."
Türkiye'nin söyleyeceği daha ne kaldı bilmiyorum...
Ama Stoltenberg uzlaşı telkini yaptığı konuşmasındaki "gerekçeyi" tek taraflı olarak ABD yönetimine iletse belki daha faydalı olur. Zira Washington'un tavrı mantık ve diplomasi sınırlarını aşalı çok oldu.
İhtiyaçları olan, "gerçekleri" Erdoğan'dan başka ağızlardan da duymak.