OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Türk finans tarihinin gri sayfaları

Bizim ekonomi servisindeki arkadaşlar haklı olarak gündemde tutuyorlar... Tüm dünyadaki borçlanma oranlarının belirlenmesinde kullanılan, 360 trilyon dolar hacme sahip Libor piyasasında küresel bankalarca kurgulanan faiz oyunlarını anlatıyorlar. Haliyle ülke içindeki "faiz lobisi" gerçeğine de odaklanıyorlar. Bu tartışmaya, yeni eksenler kazandırmak mümkün. En azından Türk finans tarihinin flu sayfalarına odaklanmak, kafalardaki soru işaretlerini kaldırmak adına...
***

Önce "reel faize" ilişkin ezberleri sorgulamamız gerekiyor. Kuşkusuz, paranın bir fiyatı var. Ve bu fiyat piyasada belirleniyor. Ekonomideki somut verilerin yanı sıra, "risk algısı" da fiyatlara yansıyor. Acaba, fiyat piyasada doğru belirleniyor mu? Veya risk faktörü ne kadar manipüle ediliyor?
Objektif veriler açısından sorunumuz yok... "Siyasi istikrar, borç servisi, bütçe disiplini, cari açığın finansmanı" vb. Peki ya bu göstergelerin dışında da bir şeyler varsa? Zira projektörlerin reel faize odaklandığı andan itibaren, örneğin 2010'daki tablo hayli manidar. "Faize etki eden unsurlar sabit tutulduğunda siyasi otoritenin ve kamuoyunun markajı sonuca tesir ediyor mu?" diye sorulacak olursa cevabı, Sayıştay'ın Hazine İşlemleri Raporu veriyor. 2010'da reel faiz yüzde 0.71-2.23 arasında değişiyor.
***

Tabii meselenin dış merkezlerle bağlantılı başka yönleri de söz konusu.
1- Terörün finansmanı.
2- 2001 krizinde yabancılarca tetiklenen süreçler.
3- Hazine borçlanmalarındaki tek fiyat ihaleleri.
4- İlk piyasa yapıcılığı sistemindeki işlemler.
Sırasıyla özetleyecek olursak...
1- İskoç Royal Bank of Scotland (RBS), 2008'de ABN Amro'nun Türkiye şubelerini almak için BDDK'ya başvurdu. O tarihte RBS'nin küçük hissedarı olan İngiliz Barclays Bank'ta, terör örgütü PKK'ya ait fonların toplandığı anlaşıldı. Bu bankanın Türkiye için stratejik önemdeki Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'na kredi açmadığı da belirlendi.
2- Demirbank'ın göz göre göre batışında Alman sermayeli bir bankadan yayılan yorumların payı olduğu hep konuşuldu. (Kasım 2000) Şubat 2001 krizinde ucuz fiyattan döviz toplayan yabancı bankalar üzerindeki kuşku da giderilemedi.
3- 2001-2002 döneminde Hazine, "tek fiyat" yöntemiyle iç borçlanma yapabildi. Hazine'nin ilan ettiği faizin altında teklif veren bankaların hepsi, öngördüklerinden yüksek fiyatla para sattı. Riski bankalara dağıtan çoklu fiyat yöntemine ancak 2004'te dönülebildi.
4- Mayıs 2010'da başlatılan ilk piyasa yapıcılığı sistemi de şeffaflık kazanmadı. İç borçlanma senetlerinin faizi oluşurken güçlü bankaların mı Hazine'yi, Hazine'nin mi bankaları yönlendirdiği bilinemedi.