OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Tarih yapılırken uyanık olma gereği!

2019 için siyasi ve toplumsal mühendislik faaliyetlerinin beklenenden erken başladığı görülüyor. Toplumun farklı kesimlerini konsolide etmeyi, fay hatlarını tetiklemeyi, duygusal kopuş yaratmayı hedefleyen bir dizi olayla karşı karşıyayız. Atatürk büstlerine saldırı, müfredat tartışmaları, şortlu kıza taciz, plajda bira içen kadın doktorlara gözaltı... Derken HDP'li Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesine insanlık dışı müdahale. Hepsi, birbirinden kopuk gibi gözükse de ortak amaca hizmet eden "provokatif eylemler dizisi." Çok şükür ki devleti yönetenler de bu aziz milletin sağduyulu çoğunluğu da gerilim üretebilecek olaylara kayıtsız kalmadı. Herkes kendi dilince, kendi yetki ve sorumluluğu dahilinde olması gereken tavrı sergiledi.

***

Türkiye'nin önünde zorlu bir dönem var. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti Belediye Başkanları İstişare Toplantısı'nda bu noktaya şöyle işaret etti:
"Hem içerideki hem bölgemizdeki hem de küresel gelişmeler sağlam durmamızı, gücümüzü artırmamızı gerektiriyor. Başarısızlığımızın tek neticesi sadece AK Parti'nin iktidar kaybetmesi olsa, inanın bu çok küçük bir bedel olur. AK Parti'nin başarısızlığı demek, Türkiye'nin önündeki çok büyük fırsatları kaçırması, daha da kötüsü elindekileri kaybetme tehlikesiyle yüz yüze kalması demektir. Ülkemizin kaderi ile AK Parti'nin kaderinin bütünleştiği bir süreçten geçiyoruz!"

***

Cumhurbaşkanımızın bu sözleri, rutin konuşma sınırlarının içine hapsedilmemeli. Neden? Çünkü tarihin yeniden yapıldığı bir dönemden geçiyoruz. İçinde yaşadığımız için yepyeni bir tarihin oluştuğunu tam olarak fark edemeyebiliyoruz. Oysa dünyayı tam ve doğru okumak zorundayız.
Hafta içinde, gündemin telaşı arasında AB Bakanı Ömer Çelik'in İngiltere'de yaptığı temaslarda verdiği mesajlar biraz gözden kaçtı. O konuşmalarda, AK Parti'deki entelektüel birikimi, gelecek tasavvurunu çok iyi yansıtan tespitler vardı. Peki Çelik, neler söyledi?
"Küresel lidersiz dünya" (G-Zero World) olarak adlandırılmaya başlanan büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz.
Müttefikler ve mutlak işbirlikleri döneminin sonuna gelmekteyiz. Gelişmeler, adı konmamış bir "hegemonya savaşına" doğru gittiğimize ve bu mücadelenin bir "batı-ötesi dünya" (post-western world) ile sonuçlanacağına işaret ediyor.
Liberal demokrasiye meydan okumanın Çin ya da Rusya gibi ülkelerden gelmesi bekleniyordu. Bizzat Batı dünyasının içinden geliyor. Özellikle aşırı sağın ve popülizmin yükselmesi ile liberal demokrasilerin altının oyulduğunu görüyoruz.
Çelik'in, yeni dünya düzeni ve AB'nin geleceğine, Türkiye'nin pozisyonuna ilişkin bir dizi tespiti daha var. Metnin tamamını bulup, okumanızı öneririm.
Netice olarak... Büyük milletler, büyük sınamalarla yoğrulur. Tarih yazılırken, tarih yapmaktır esas olan...