MURAT ARIN MURAT ARIN

Kur savaşları ve Ukrayna

Küresel piyasalar haftanın ilk yarısını sakin bir havada geçirdi ve borsa endeksleri yüksek seviyelerini korudu. Perşembe günü Doğu Ukrayna'da çatışmalar başlayınca bu olumlu hava yerini satışlara bıraktı. Oysa daha büyük bir çatışma çıkmadan Ukrayna sorununun çözülmeyeceği ortadaydı.
Piyasalardaki algı bozukluğu, gerçekleri reddetme ve spekülasyona devam etme isteği anormal boyutlara ulaşmış durumda.
Büyük paranın bu oyunu sürüklemesiyle borsalar iyimser bir görüntü sergiliyor ve dünyanın büyük bir belirsizliğe doğru sürüklendiği gerçeğini göz ardı ediyor.

BATI KIŞKIRTIYOR
ABD ve AB, Ukrayna olaylarının en başından bu yana kışkırtma politikaları izliyor. Geçen hafta ABD, AB, Rusya ve Ukrayna arasında bir anlaşmaya varılmasına karşın buna daha ilk saatlerden itibaren uyulmadı. Batının güdümünde olan Kiev yönetimi ülkenin doğusundaki Rus yanlılarına karşı operasyon başlatınca ölüm haberleri geldi. Üstelik bu Rusya'nın çatışma olursa müdahale edeceği uyarısından birkaç saat sonra gerçekleşti. Ukrayna'da yaşananlar sistematik olarak Rusya'yı bir çatışmanın içine çekmek amacı taşındığını ortaya koyuyor. Rusya'nın Doğu Ukrayna'da yaşananları görmezden gelmesi mümkün değil. Batının kışkırtma politikalarının hangi noktaya kadar süreceğini ancak zaman içinde görebileceğiz.
Bir savaş riski az olsa da yaptırımların karşılıklı olarak tırmanması dünya ekonomisi için en büyük tehdidi oluşturuyor. Dünyanın büyük bölümünde enflasyonsuz ve büyümesiz bir ortam var. Tek umut ABD ama bu yıl yüzde 3'ün üzerinde büyümesi beklenen ABD ekonomisi için de ilk çeyrek beklentisi yüzde 1'e kadar indi.

KUR SAVAŞI
Rusya üzerindeki baskının artması, zaten üstü kapalı biçimde yürüyen kur savaşlarının amansız bir hale dönüşmesini sağlayabilir. Kur savaşını, sürekli para basarak ve doları değersiz tutarak ABD başlattı. 2012'nin son çeyreğinde ise bu kez Japonya, görece ABD'den daha büyük bir parasal genişlemeyle para birimi yeni ciddi biçimde devalüe etti. Bu yıl Çin de parasının sürekli değer kaybettiği bir politika uyguluyor. Dolara karşı devalüasyon oranı yüzde 3 ile henüz düşük bir seviyede. Avrupa ise borç sorunlarını çözemediği için bu savaşın ezileni durumunda.
Şimdi Rusya da bu kur savaşına dahil oldu. Parasının kontrollü bir biçimde değer kaybetmesine izin veriyor. Yaptırımların şiddetlenmesi durumunda şok bir devalüasyon yaşamamak için bir tampon oluşturuyor. Ama Rusya'nın yapacakları bunun ötesine geçebilir. Rusya'nın ve Rus vatandaşlarının Batı'daki bütün hesaplarını kapatıp paralarını geri çekmeleri, Rusya Merkez Bankası dolar rezervlerini eritmesi atılacak karşı adımlardan bazıları olabilir. Bu gelişmeler karşısında son aylarda olduğu gibi Çin'in yine Rusya'nın yanında olması ve Çin Merkez Bankası'nın da dolar rezervlerini eritmesi, büyük bir kaosun önünü açabilir.
Merkez Bankası ise bütün bu riskleri dikkate almayan politikalar yürütmeye devam ediyor. Geçen yıl faiz gereğinden uzun süre düşük tutulmuştu, ekonominin gerçeklerinden uzak bir faiz politikası izlendiği için piyasadaki döviz spekülasyonu kontrolden çıkmaya doğru ilerlemişti.
Merkez Bankası, hem dünyada hem Türkiye'de ekonominin yavaşlamasına, enflasyon riskinin giderek azalacak olmasına karşın şimdi de faizi ekonomiyi frenleyecek kadar yüksek tutuyor. Merkez Bankası, gelişmeleri gecikmeli izlemeye devam ediyor.