ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Uyum sürecinde özel sektörümüz

Referandum geride kaldı. Türkiye, güçlü liderlik ve siyasal istikra kurumsallaştıran anayasa değişikliğini kabul etti. Biliyoruz ki şimdi farklı bir dönem içine girdik. Fakat bu farklı döneme eskiden, hangi davranışları taşıyıp hangilerini terk edeceğimizin bilincinde değiliz.
Dün iş dünyası temsilcilerinin referandum sonrası değerlendirmelerini yansıttık okurlarımıza… Genel beklenti, ekonominin daha iyi bir yarına doğru yol alacağıdır.
Birincil söylem; yapısal reformların hızlanacağı, çalışma hayatının daha rekabetçi ve üretken hale geleceğidir.
Ancak benim dikkatimi çeken, bu beklentinin nasıl gerçekleşeceği yolundaki detayda, iş dünyasının mevcut alışkanlıklarını yarınlarda da değiştirmeleri gerektiğini kavramadıklarıdır. Misal yeni dönem deyince hükümetin yeni teşviklerinden söz edenlere, vergi düzenlemesinde sektörü veya şirketi lehine iyileştirme bekleyenlere tanık oldum.
Biliyoruz ki insanın fikri, önceden değişir ama hayatımızı; alışkanlıklar şekillendirir. Fikrimiz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde ama alışkanlıklarımız parlamenter sistemde kalmış ise referandumdan beklenen faydayı nasıl sağlayacağız?
Gördüğüm kadarıyla yeni sistemin getireceği - götüreceği şeyler üzerine etki analizi yapmış hiçbir kurum yok. Klasik söylemde; "yaşayıp görecek" ve kervan yolda düzülecek. Oysa geri dönüşü olmayan bu sistem değişikliğinde özel sektörün kendi karar süreçlerini, değer üretme tarzlarını ve küresel rekabette almaları gereken tedbirleri, çalışmış olmalıydı.
Benzer uyarıyı Trump'un işbaşına geldiği günlerde yapmış ve "korumacılık rüzgârlarının estiği dünyada" küresel rekabetin şartlarına uyum için dışa açık Türk şirketlerinin stratejilerini şimdiden belirlemesi gerektiğini önermiştim.
Bir kaçı dışında bunu yapan olmadı. Belli ki gelişen şartları önceden görmek yerine, "başa gelen çekilir" kolaylığını seçtiler.
Ben yine de önereyim; karar süreçleri kısa, etkin olacak ve Türkiye hız vitesine geçecekse özel sektörün yapısal reform beklentisinin altını doldurması gerekiyor. Neticede Türkiye'yi yarına taşıyacak olan sadece hükümet değil, 80 milyonun işbirliği olacaktır.