ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Varlık içinde yokluk

Varlık içinde yokluk çekmek, kötü bir duygudur.
Eğer böyleyseniz ya kaynak veya idrak sorunu var demektir.
Çölü dahi vahaya çevirebilen insanoğlu, cennet vatanda neden kendine yetmez, dışa bağımlı olur? Bu hayati soruların cevabına Milli Tarım Projesi diyoruz.
En üst düzeyde sahiplenen projenin amacı, bu cennet vatanı tarımda potansiyellerine ulaştırmak...
Geçen yazılarımda "Türkiye tarım kartını henüz kullanmadı" demiş, bu alanda devrimci adımların yolda olduğunu söylemiştim.
Hükümet, geçen yıl projeyi açıklarken, daha zengin Türkiye'nin tarım üzerinden nasıl gerçekleşeceğini ilan etmişti. Yıllardır bölük pörçük atılan adımlar bütünleşik bakış açısıyla planlı, bilgi yoğun, arazi bütünleştiren, tarımsal işletmelerin önünü açan düzenlemeler hayata girmek zorunda...
Peki, bu projenin başarısı kime bağlı; kim sahip çıkacak?
Devlet? Hükümet? Kamu yönetimi? Üniversiteler? Sivil Toplum Örgütleri? Bu ve benzeri kurumlar, projenin başarısı için şüphesiz "gerek şart" oluyor.
Ancak "yeter şart", tarım kesimi aktörlerinin, çiftçilerin buna sahip çıkmasıdır. Bu da ancak zihniyet devrimiyle olacaktır. Çiftçilerin zihin yapısını, taban fiyat, mazot, gübre desteğinin ötesine taşıma zorunluluğumuz var.
Sonuçta toprağa sadece tohum değil, bilgi de ekmek şart. Hayvanı merada veya mandırada beslemenin ötesine taşmak, en verimli ırkı üretmek şart... Bu toprakların var ettiği tohumu yeniden keşfetmek gerek...
Dışa bağımlılığı azaltacak birkaç hayati kozumuz var ise, tarım bunların başında gelir.
Turizm de önemlidir, sağlık, eğitim de ancak tarım, belki de bunlardan daha vazgeçilmezdir.
Bilgi toplumunda da acıkacağız ve torunlarımızın iştahı, bizimkinden daha az olmayacak.
Varlık içinde yokluk çekmek, bana göre akıl açığıdır sadece...