ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Kendi ülkenize haksızlık etmeyin

Finans dünyasının kavşaklarından Londra'da bir grup yabancı bankacıyla birlikteyiz. Konumuz; finans evreninde Türkiye'nin görünümü… Merak ettiğim; ülkemizin dışarıdan, daha özelde yabancı finansçılar tarafından nasıl göründüğü…
Sorumu, soruyla karşılıyorlar; "yatırım yapacak kaç ülke var ki?" Detayı merak ediyorum; ABD'ye kim yatırım yapar? Yatırımcısına neredeyse hiç kazandırmayan bir ülke… Avrupa, belirsizlikle dolu… Brexit'inden gerileyen büyümesine dek, fazla cazip bir ekonomi coğrafyası değil.
Devam ediyorlar; Her ülkenin kendine has riskleri var. Ancak yatırım kararı alırken, riskleri fiyatlandırdığınız ve yönetebildiğiniz sürece, bakılan nokta, tatmin edici getiri beklentisi… Bu aşamada Türkiye, finansın daima ilgi odağı olmuştur. Kendi ülkenize fazlaca haksızlık ediyor olabilirsiniz…
Özellikle 2019'a kadar politik iklimin sağlamlığı, diğer pek çok faktörden daha baskın… Bono işinde de durum parlak. Kaldı ki çok kazandırıyor ve civar coğrafyasının tek güvenli limanı… Peki, ya başka? Cevap, "para batırma" üzerinden geliyor.
Batığı en az ülke Türkiye… Şu sıralar %3 civarında. Eximbanklar özelinde bu rakam %1.3'e geriliyor. İtalya'da %10 üzerinde batık söz konusu… Türkiye'ye verilen kredi batmıyor, aksine istikrarlı ve düzenli getiri sağlıyor.
Dışarıdan bakış, daima önemlidir. Dün yabancı finansçılarla yaptığım sohbeti aktarmamın sebebi de bu… İçeride bizler, genelde abartmaya meyilliyiz. Ya çok iyidir her şey ve sürekli alkış halindeyiz. Ya da devamlı kendimizi kötüleyip, "bizden adam olmaz" özetiyle kargış halindeyiz.
Oysa gerçek, bu ikisinin arasında bir yerdedir. Yığınca sorun var ama yığınca başarı da var. Geçen yılın ilk 6 ayında 3,2 milyar $ giriş varken bu yılın aynı döneminde 6,2 milyar $'ın ülkeye gelmiş olması, bunun maddi delili niteliğinde.
Önerim; herkesin, her kesimin, kendi sektöründe, alan körlüğü illetine düşmemek için dış bakış edinmesidir. Bu, bazen "dost acı söyler" düsturuyla kendi yakınlarımızdan, bazen de "yabancının gözüyle" kendimize bakmakla olur.
İhracat ivmeleniyor, büyüme hızlanıyor, Borsa yeni rekorlara gebe, gıpta edilecek rakamlar açıklanıyor ve dünyadaki pek çok ülkeden iyi durumdayız. Bu demek değildir ki her şey güllük gülistanlık…
Ancak dikenleri gördüğümüz kadar gülleri de fark etmek gerek. Gülü, gül ile tartarlar zira… Londra'daki yabancı finansçılardan edindiğim izlenim bu…