İBRAHİM ALTAY İBRAHİM ALTAY

Uyuşturucu haberlerinde yapılan hatalar

Ramazan bayramınız kutlu olsun sevgili okur! Sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu nice bayramlar geçirmenizi dilerim.
Bu tatlı günlerde nispeten tatsız bir konudan söz edeceğim. Mazur görün lütfen.
26 Haziran, yani bugün, aynı zamanda Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılıkla Mücadele Günü. Ülkemizde uyuşturucu ile tanışma yaşı 14'e düşmüş. 2015'te suç şüphesiyle gözaltına alınan her 100 çocuğumuzdan 36'sının bağımlılık yapan madde kullandığı tespit edilmiş.
Sentetik uyuşturucuların ucuz ve kolay temin edilebilir olması, madde bağımlılığından kaynaklanan ölümlerin sayısını artırıyor.
2015'te 580 insanımızı kaybetmişiz.
Memlekette vuku bulan her şeyle medya arasında doğrudan ya da dolaylı bir ilişki vardır. Yoksa da olmalıdır.
Ajans Press derlemiş: Bu yılın ilk yarısında medyada uyuşturucu kullanımı hakkında 39 bin 896 haber yapılmış. Geçtiğimiz yıl bu sayı 32 bin 379 imiş. Yani haber sayısında ciddi bir artış var. Peki bu haberlerin ne kadarı etik ilkelere riayet ederek yapılıyor?
Yeşilay Genel Müdür Yardımcısı sevgili Sultan Işık ile konuyu değerlendirdik ve bu sorunun yanıtını aradık.
Kendisi bana bazı tespitlerini aktardı. Yeşilay'ın medya mensupları için hazırladığı eğitim programının notlarını paylaştı.
Öne çıkan bazı hususlar şunlar:
Uyuşturucu ile ilgili hazırlanan içeriklerde uyuşturucu kullananlar çoğunlukla edilgen kişiler olarak resmediliyor.
Bu kişiler; 'tuzağa düşmüş', 'batağa saplanmış', 'kurban', 'genç veya çocuk yaşta', vb. sıfatlarla nitelendiriliyor. Bu yanlış, yapılmamalı.
Genel olarak haberlerde uyuşturucu sorununun sadece belli alt kültürel gruplara, parçalanmış ailelere, sokak çocuklarına vb. özgü olduğu izlenimini oluşturuluyor. Bu izlenim hem gerçeği yansıtmıyor hem de ötekileştirici. Terk edilmeli.
Uyuşturucu kullanıcılarını sarhoş, tinerci, esrarkeş, hapçı, eroinman vb. ifadelerle tanımlamak ve kişinin uyuşturucu etkisi altında bilinçsizce sergilediği davranışlarının altını çizmek sorunu küçültmüyor, büyütüyor. Bu kolaycılıktan ve özensizlikten kaçınılmalı.
Bağımlılığın tedavi edilebilir bir hastalık olduğu unutulmamalı. Uyuşturucu kullanan bireylere nasıl yardım edileceği konusu programlarda, yayınlarda ve bildirilerde daha çok işlenmeli.
Uyuşturucu kullanan kişilerin aileleri ve çevreleri ihmal edilmemeli. Durum tespiti yapmalarını, tedbir almalarını ve mücadele etmelerini sağlayacak yol gösterici yayınların sayısı artırılmalı. Olumlu haberlere, örnek davranış, söz ve tutumlara daha çok yer verilmeli.
Uyuşturucunun birey üzerindeki geçici keyif veren etkilerine yer vermek, risk gruplarını uyuşturucu kullanımına yönlendirebilir. Ballandıra ballandıra anlatılmamalı.
"Uyuşturucu alışkanlığı", "uyuşturucu tutkusu", "keyif verici madde", "altın vuruş" gibi tanımlamalar ile uyuşturucu kullanımı konusunda yanlış inanış ve bilgi içeren "bağımlılık yapmaz", "kilo verdirir" veya "yaratıcılığı artırır" gibi özendirici nitelemelerden kesinlikle uzak durulmalı.
Haberlerde uyuşturucu kaçakçıları ve örgüt liderleri için baba, baron, patron, ağa, ağabey gibi özendirici olabilecek sıfatlar kullanılmamalı. Bu kişilerin toplum düşmanı ve suçlu olduğu vurgulanmalı.
Anlaşılan o ki madde bağımlılığıyla ilgili haberler yapan muhabirlerin işin sosyolojisini ve psikolojisini de bilmesi gerekiyor.
Özensizce yapılan haberler medyayı bu trajedinin korkak izleyicisi, suç ortağı, hatta kimi durumlarda özendiricisi ve azmettiricisi haline getiriyor.
Biliyorum bu gerçeği kabul etmek zor. Farkındayım ağır bir itham bu. Fakat insanlarımız gözlerimizin önünde eriyip giderken gazeteci sorumluluğumuzu kabul etmekten ve doğru olanı yapmaya başlamaktan başka çaremiz yok.
Sultan Işık, Yeşilay'ın madde bağımlılığıyla mücadele bağlamında yaptığı faaliyetlere dair de bilgi verdi. Kendisine hem bu bilgiler için hem de konuyu gündeme getirdiği için teşekkür ederim.