MAHMUT ÖVÜR Sabah MAHMUT ÖVÜR

Referandumun partilere mesajı

Müthiş ve çok anlamlı bir demokrasi mücadelesini geride bıraktık. 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine gövdesiyle direnerek destan yazan Türkiye toplumu, bu kez oylarıyla onu taçlandırdı ve kalıcı hale getirdi.
Bunu da iç ve dış bütün kuşatmalara rağmen yaptı ve tarihi bir tercihte bulundu. Böylece 150 yıllık ucube sistemi değiştirip yeni sisteme onay verdi.
Şu gerçeği artık biliyoruz, son 40 yılda çok sayıda siyasi aktör bu talebi seslendirdi ama hiçbiri girişimde dahi bulanamadı.
Bugün eğer bu dönüşüm sivil siyaset eliyle gerçekleştiyse bunun mimarı hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı.
Bu referandumun zor bir referandum olacağı başından belliydi.
Yeni bir sisteme, hem de sandık yoluyla geçmek hiç kolay değildi. Bunu başarmak başlı başına bir demokrasi zaferidir.
Erkene alınacağını pek sanmıyorum ama seçimlere kadar bu zaferin demokratik reformlarla taçlandırılması gerekiyor. Küresel dünyada yaşanan altüst oluşlara, çevremizdeki kuşatmalara rağmen iç siyaseti yumuşatacak Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nu değiştirecek adımlar hemen atılmalı.
Şimdi buraya bir nokta koyup, işin siyasi partilere ilişkin sonuçlarına bakalım.
Referandumdan hem herkesi uyaran hem de herkese şans veren bir sonuç çıktı. İktidar ve muhalefet partileri, sonucu doğru okurlarsa hem sistem kısa sürede rayına oturur, hem de siyaset makul sürede yeniden şekillenir.

AK Parti'de değişim ihtiyacı
Referandum sonucuyla AK Parti'ye, değiştirerek merkeze taşıdığı toplumsal kesimlerin taleplerine cevap verecek yeni bir örgütlenmeye gitmesi gerektiği mesajı verildi. Son 15 yılda AK Parti, toplumun önemli kesimlerini merkeze taşıyarak, yeni kuşaklara ve hızla büyüyen şehirlere geçmişle kıyaslanmayacak temel hizmetler sunarak büyük bir değişime imza attı. Ancak, kendi örgüt yapısını bu değişime paralel değiştiremedi.
AK Parti'nin yeni bir siyasal dile, yeni bir ruha, arınmış yeni kadrolara ve yeni bir örgütlenme biçimine ihtiyacı var. Başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerde alınan oy bu sinyali veriyor.
Belki de öncelikle büyüyen, değişen ve gelişen "şehir sosyolojileri" masaya yatırılmalı.
Çünkü eski yapıyla ne yeni şeyler söylemek mümkün ne de yeniyi taşımak.

CHP'de referandum depremi
Referandum sonuçları en büyük uyarıyı CHP'ye yapıyor ama aynı zamanda da yeni bir şans veriyor. Uyarıda, CHP'nin bugüne kadar izlediği, referandum sürecinde de terk etmediği siyaset üretmeden siyaset yapma yöntemiyle bir yere gidilmeyeceği gerçeği var.
Onca dış desteğe, kirli ittifaklara, çarpıtma ve korkutmalara rağmen toplum CHP'nin tezlerine itibar etmedi ve bir kez daha statükocu olduğunu hatırlatarak son uyarısını yaptı. Bu noktada şu gerçek ortaya çıkıt; AK Parti döneminde asıl problem demokrasi üreten bir muhalefetin olmamasıydı. Kıyılara sıkışan, toplumun farklı kesimlerine dokunan siyaset üretemeyen bir CHP var ve siyaseti kutuplaştıran da bu. Bu gerçeğe rağmen ortada yüzde 48.6'lık bir hayır oyu var ve bu CHP için gelecekte bir "iktidar" şansı... Peki. CHP bu şansı değerlendirebilir mi?
Cevabı merak ediliyor ama daha ilk günden CHP'nin referanduma ilişkin "meşruiyet" tartışması başlatması buradan bir sonuç çıkartamayacağını gösteriyor.
Anlaşılan referandum öncesi yazdığımız gibi referandum sonrası siyasi sarsıntının CHP'de yaşanması kimseyi şaşırtmayacak.