MAHMUT ÖVÜR Sabah MAHMUT ÖVÜR

Erdoğan-Trump görüşmesinin ilk ipuçları

Nihayet merak edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkanı Trump görüşmesi gerçekleşti.
Günlerdir yürütülen negatif propagandaya rağmen, ortaya çıkan fotoğraf hem ABD-Türkiye hem de iki liderin ilişkileri açısından pozitifti.
Ne ABD Türkiye ile ilişkilerini koparmak istiyor ne de Türkiye ABD ile... Bu bile son yıllarda Türkiye'yi zorlayan küresel güç odakları açısından ciddi bir başarısızlık.
Türkiye'yi yalnızlaştırmak isteyen çevreler son ana kadar, medya üzerinden inanılmaz bir algı operasyonu yürüttü.
İşin ilginç tarafı aynı kesimler ABD içinde Trump'ı da kuşatmaya almış durumdalar. Trump seçimle geldi ama hâlâ devlete hâkim değil. Pentagon'dan CIA'ye kadar müesses nizamın tüm kurumları Trump'ı eski politikaları uygulamaya zorlarken, gitmesi için de elinden geleni yapıyor.
İki liderin görüşmesi bu kuşatmanın gölgesinde yapıldı. Görüşmeyi etkileyen bir gelişme de Erdoğan ABD'ye giderken dünyanın yeni merkezinin kaydığı Hindistan, Çin ve Rusya görüşmeleriydi.
Yeni merkez, Doğu'da Türkiye, hem enerji koridoru olması, hem de Pekin'i Londra'ya bağlayacak ve gelecekte ticaretin ana aksı olan 'yeni ipek demiryolu' nedeniyle kilit ülke durumunda.
Trump, söyledikleriyle, Türkiye'nin vermek istediği ve bir anlamda rahmetli İsmet İnönü'nün daha 1964'te söylediği "Yeni bir dünya kurulur Türkiye de orada yerini alır" tezini hatırlatan mesaj aldığını gösterdi. Israrla Türkiye'nin bölgesel ve küresel önemine vurgu yapması boşuna değildi. Bu çerçeveden, henüz ayrıntıları tam ortaya çıkmasa da sonuca bakıldığında üzerinde durulması gereken birkaç önemli nokta var.
Birincisi Trump henüz devlette etkin olmasa da Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istediğini Suriye'deki güvenli bölge dahil, PYD ve FETÖ'ye ilişkin yaklaşımlarıyla Türkiye'ye yakın durduğunu gösterdi.
İkincisi DEAŞ'la birlikte PKK'yı da anarak, yeni dönemde PKK'nın bir zamanların ASALA'sı gibi devre dışı kalabileceğinin işaretini verdi. Bu tespite rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın PYD-YPG-PKK ilişkisine işaret eden uyarısı gerekliydi ve bundan sonra bölgede adımların hangi minvalde atılacağının sınırını çiziyordu.
Yakın gelecekte Suriye'de özellikle PYD ve PKK eksenli sürpriz gelişmeler yaşanması şaşırtıcı olmayacak. Türkiye açısından üçüncü önemli konu, FETÖ'ye karşı ABD yönetiminin ne yapacağıydı.
Bu konu daha çok tartışılacağa benziyor.
Çünkü ABD'de eski yönetim tam olarak tasfiye edilmeden ABD müesses nizamının darbeci çocuğu FETÖ'ye yönelik adım atmak kolay değil. FETÖ liderinin sınır dışı edilmesi de tek başına meseleyi çözmez.
Ama Trump bir kazaya uğramazsa işin rengi değişebilir. FETÖ sadece lider düzeyinde değil, kurumsal olarak da hızla tasfiye yaşayabilir. FETÖ bunu bildiğinden can havliyle Trump ve Türkiye'ye saldırıyor ve CIA'in yanında yer alıyor.
Yakın geleceğe, bazı devletlerin bölgesel örgütlerle ilişkisi üzerinden değil, "yeni dünya"nın seyri, küresel fırsatlar ve birliktelikler üzerinden bakıldığında Türkiye'nin şansı yüksek olduğu için yeni siyaset üretme seçeneği çok.