MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

‘Paralel MHP’ geliyor

Türkiye, son 15 yılda iktidar değil, muhalefet sorunu yaşıyor. Demokrasi açığının ve milli meselelerde ortak hareket edememenin temel nedeni bu. Şimdi bu muhalefet sorununu aşmak için başını Meral Akşener'in çektiği MHP eksenli siyasi aktörler yeni bir parti kuruyor. Bu bana, 90'lı yıllardaki siyasi arayışı hatırlatıyor.
O arayış, "merkez sağ ve sol" diye nitelenen iki ana siyasi damarı temsil eden DYP ve SHP iktidarının başarısız olmasıyla başladı. O yıllarda henüz üçüncü ana damar, Milli Görüş'ün ayak sesleri yeni yeni duyuluyordu.
Kimler gelip geçmedi ki... İlk sansasyonel çıkışı, işadamı Cem Boyner Yeni Demokrasi Hareketi'yle yaptı. Yüzde 45'lere varan oy alacağından söz ediliyordu. Onu 28 Şubat postmodern darbenin gölgesinde "makul çoğunluk" teziyle yola çıkan Mehmet Ali Bayar izledi. En ilgincine ise 2001 krizinden sonra tanık olduk. İsmail Cem- Kemal Derviş- Hüsamettin Özkan üçlüsü, Yeni Türkiye Partisi'yle yüzde 40 oy alıp iktidara gelecekti. Hepsinin arkasında müthiş bir medya desteği vardı.
Hepsi siyasi mühendislik ürünüydü. Hiçbiri tutmadı. Onlar başaramadı ama ana damarlardan biri olan Milli Görüş'ten gelen ve onu merkeze taşıyan Recep Tayyip Erdoğan başardı. İlk seçimde AK Parti yüzde 34 oyla tek başına iktidar oldu. İşin sırrı ise arkasındaki İstanbul başarısı, sahiciliği, sivil siyasete inancı ve farklı toplumsal kesimleri kucaklamakta ideolojik katılığının olmamasıydı.
Benzer siyasi arayışlar AK Parti iktidarı döneminde de sürdü. En ses getireni ise eski merkez sağın iki partisi, DYP ve ANAP'ın birleşmesi girişimiydi. O da bir siyaset mühendisliği ürünü olduğu için ömrü kısa oldu. Siyasetiyle değil de medya ve vesayetin desteğiyle yola çıkanlar ne yazık ki haddinden fazla büyütüldükleri için gerçeği görmüyor.
Şimdi bir kez daha benzer bir siyasi abartmayla karşı karşıyayız. Meral Akşener ve arkadaşlarından söz ediyorum. Artık yeni bir parti kuracakları netleşti. Ne söyleyeceklerini göreceğiz ama yola çıkışları bile bir siyaset mühendisliği ürünü.
MHP'nin genetiğine uygun bir siyaset yolu izlemedikleri gibi çıkışları bile bu ülkenin en büyük belası FETÖ gölgeli. Bakın daha önceki gün yeni partiye katılacağını açıklayan Koray Aydın, bir yıl önce ne diyordu:
"Genel başkanımızın paralel iddiasını üzerime almıyorum. Bir arkadaşımız muhatap kılınıyor Bu söylem olmaktan çıkmış, iller düzeyinde, birtakım organizasyonları destekleme şekline dönüştüğünü biz de görüyoruz. Taban da görüyor."
Bu paralel kuşatmanın netleşmesini MHP lideri Devlet Bahçeli ortaya çıkardı. Böylece MHP'yi ele geçiremeyenler MHP'ye zarar verecek "Paralel bir MHP" için düğmeye bastı. Ancak, toplum "aslı dururken fotokopisine oy vermez." Bu yüzden de otağı, sıfırı tüketmiş eski merkez sağa kurdular. Stratejiyi de AK Parti'nin "Milli ve Yerli" yeni tezinden apararak "Milli Merkez" diye açıkladılar. O da bir nevi kopya.
Soru şu: Öncülüğünü ağırlıkla MHP'yi bile uçlara savuracak bir kadronun yürüttüğü parti, Türkiye'nin "makul çoğunluğu"nu kucaklayabilir mi? Bırakın dış kuşatmayı, içeride FETÖ belasıyla mücadele eden bir AK Parti varken muhafazakâr-dindar kesimden, yine AK Parti ve HDP varken Kürtlerden oy alabilir mi?
Tabii AK Parti'nin kendisini hızla yenilediği, CHP'nin HDP'yle ittifak hesapları yaptığı, MHP'nin de sürpriz ataklara hazırlandığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerekiyor.
Geriye ne kalıyor? Biraz MHP, biraz CHP'nin küskün ulusalcıları, biraz da popülizm... Bu, Türkiye partisi olmaya yeter mi?