MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Jim Can ve ABD adaleti

ABD'nin Zarrab davasındaki duyarlılığı göz yaşartıyor. Başta CHP olmak üzere umudunu ABD'ye bağlayan muhalefet de ellerini ovuşturarak bu kirli tezgâhı izliyor.
Dahası ambargo meselesini "yolsuzluk" gibi sunarak işin içine eski bakanı ve Halkbank'ı da katması iç siyaset açısından tadından yenilmez oluyor.
Bu kirli tuzağın piyonu FETÖ ise boş durmuyor.
Enver Altaylı üzerinden MİT'in İran masasında görevli eski MİT mensubu Mehmet Barıner'in kaçırılmasından Türkiye-Mike Flynn ilişkisinden gerilim çıkartmaya kadar her yola başvuruyor.
Perdenin önünde bunlar olurken arka planında daha bilmediğimiz ne tezgâhlar var Allah bilir.
Şu günlerde İstanbul'un para ve borsayla ilişkili gayrimeşru dünyasında ilginç bir isimden söz ediliyor. Adı Cem Can, Amerikalılar ona Jim Can diyor.
Almanya'yla da ilişkili ve aynı zamanda Kanada vatandaşı... Adamı FBI üç yıldır "500 milyon dolarlık kara para aklama, dolandırıcılık ve vergi kaçakçılığı" suçundan arıyor. Hakkında New York savcılığınca açılan soruşturma da sürüyor.
Cem Can bu işi yaparken yalnız değil tabii, Kanadalı Brian De Wit, ABD'li Robert Bondfild, Belize'li Andrew Godfrey, Bahamalı Kelvin Leach ve Rohn Knowles'le birlikte yargılanıyor. Duruşmada mağdurların avukatı Loretta Lynch sanıkları şöyle suçluyor: "Bandfield ve işbirlikçileri sadece dolandırıcılık tertip etmekle kalmamış aynı zamanda vergi yasalarımızı çiğneyen yalan ve hileye dayalı son derece ayrıntılı ve kolektif bir yapılanma tasarlamışlardır." Bu sistemle ABD'de, 4-5 milyar dolarlık bir dolandırıcılık yapıldığından söz ediliyor. ABD vatandaşı Robert Bandfield mahkemeye de çıkarıldı ama diğer sanıklar kaçak. ABD hükümeti, ilgili ülkeler Belize, Bahama ve Kanada'dan onların iadesi talebinde bulundu.
Ve bu olay çok geniş biçimde CBC News'te haber oldu.
Şimdi gelelim bu olayın Türkiye ile ilgisine...
ABD mahkemeleri veya FBI "Jim" Can'ı Kanada'dan talep ediyor ama o Türkiye'de yaşıyor. Ve iki vahim iddia dikkat çekiyor: Bu iddialara yol açan da Cem Can'ın Türkiye'de yaptıkları ve ilişkileri.
Can'ın sevgilisi olduğu iddia edilen Daira Stachura isimli kadın üzerinden hâlâ eski işini yürüttüğü söyleniyor. Hatta bazı özel bankalardaki hesabına gelen yüklü miktarlardaki para, o bankaların bile dikkatini çekip "şüphe" oluşturuyor.
Ama daha vahimi, FETÖ ile ilişkili olduğu iddiası. Can, FETÖ'nün kirli para dünyasının bir parçası mı? Cem Can'ı Türkiye'de koruduğu iddia edilen kişinin, FETÖ'cü savcı Zekeriya Öz'ün Sabah'ta yayınlanan "bedava tatil" olayında, Ali Ağaoğlu'nu tehdit etmeye giden kişiler arasında yer alan iş adamı Osman Ağca olması bu soruyu akla getiriyor.
O olayı Ağaoğlu şöyle anlatmıştı:
"Aytaç Ocaklı benim yanımda Halil İbrahim Demirhan'ı hatırladığım kadarıyla, 'Bu iş burada kalmaz, bunun hesabını sizden sorarız, sayın savcımı size yedirmeyiz' sözleriyle tehdit etti. Ben de Ocaklı'yı ofisimden kovdum. Bu arada Tayfun Aktaş ve Osman Ağca da geldi." Tüm bunlar ilk bakışta ABD'yi ilgilendiriyor görünse de perdenin arkasında neler döndüğü tam bilinmiyor. Acaba hâlâ FETÖ'nün finans ayağı Türkiye'de iş yapmaya devam ediyor mu? Şu soru da önemli: Uydurma iddialarla bir bakanı ve Türkiye'nin en önemli bankasını dava konusu yaparak Türkiye'yi sıkıştırmaya çalışan ABD yargısı ve FBI, nasıl oluyor da Jim Can'ın Türkiye'de olduğunu bilmiyor?
Yoksa birileri ABD'de bunu engelliyor mu?