ADALET CİNGÖZ

Datça'da denizden çıkan sanatçılar

Bilirsiniz, yazları Datça'ya, Palamutbükü'ne giderim. Orada bir süreliğine sanattan uzak, edebiyatın ve denizin içinde bir tatil geçirmek isterim. Jonathan Franzen'in Sel Yayınları'ndan çıkan Düzeltmeler'i koltuğumun altında sahile indim. Yerli pazardan aldığım yüzde 100 pamuklu yaygımı serdim. Tam o sırada denizden toplam beş sanatçı çıktı. Önce Deniz Pireci ve ardından eşi Çetin Pireci. Erkan Özdilek ve eşi Deniz Özdilek.
Onları Mustafa Altıntaş ve asistanı Deniz takip etti. Hepsi de Palamutbükü'ndeydi. Hep birlikte bir çay içmeye karar verdik. Deniz Pireci'nin G-Mall'daki sergisi yeni bitmiş, soluğu Datça'da almıştı. Yakaköy'deki Knidos Akademisi için seramik yapıyordu.
Bu seramik işler, akademiye bağışlanıyordu satılmak üzere.

İBB'NİN DİKKATİNE!
Ona da söyledim: Deniz Pireci'nin, 'Bazinga' sergisindeki üç işi, Ben, Sen ve Onlar ne yapıp edip Taksim metrosuna girmeli.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin dikkatine!
Yüzlerce birimden oluşturduğu bu portreler, yeraltına ve metronun kalabalık, yalnız ruhuna çok yakışır doğrusu...
Erkan Özdilek ve Mustafa Altıntaş da akademiye bağışlamak üzere birer eser üretmek için Datça'ya uğramış. İki sanatçı da harıl harıl retrospektiflerine hazırlanıyormuş.
Altıntaş'ın ilk durağı Ankara'daki Cer Modern hatta.
Çaylar bitmeden sahilde bir sanatçı daha göründü. Hüsamettin Koçan, büyük bir özveriyle Bayburt'tan Datça'ya, akademiyi desteklemek için gelmişti. Tıpkı İdil Biret'in yarın gelip bir konser vereceği gibi. Son olarak Barış Sarıbaş'a manavda rastladım.
O akademiye değil, yüzmeye gelmişti. O sırada telefonum çaldı. Arayan Genco Gülan'dı: "Datça'dayım. Peki ya sen neredesin?"

YERELLE İLİŞKİ KURAN SERGİ
Karar verdim. Bir süre Bodrum'a gidecektim. En azından Düzeltmeler'i bitirene kadar. Öyle de yaptım. Feribottan indiğim gibi Bodrum'da Kısmet lokantasına gittim. Zeytinyağlı tabağımı sildim süpürdüm. Üzerine o un helvası geldi. Aslında yazları sadece un helvasından, pancar turşusu kavurmasından filan bahseden yazılar yazmak istediğimi fark ettim. O un helvasının ağızda dağılan, yayılan ve saatlerce geçmeyen etkisini anlatmak...
Kısmet'in şefi Halil Vural hep tutkulu, hep gülümsüyor. Her yıl daha da mutlu ediyor ona gelenleri... Burası püfür püfür ve iyi yemek yeniyor. Çok beğeniyorum. Halil de bir yemek kitabı hazırlıyormuş. Kısmetine Ne Çıkarsa isimli.
Heyecanla bekliyorum.
Oasis'teki 'Bodrum Gelinleri' sergisi son 15 gün içindeki tek sergi etkinliğim oldu. 1933 -1978 yılları arasındaki Bodrum gelinlerinin fotoğraflarını, gelinliklerini, çeyiz sandıklarını sunan sergi, gördüğüm kadarıyla büyük ilgi çekiyordu. Alışveriş merkezinin yerel olanla ilişki kurma, hatta onu koruma çabasını takdir ettim doğrusu.
Palamutbükü'nde kişi başına düşen sanatçı sayısına gelince...
Akademiye destek tüm hızıyla sürecek gibi görünüyor.