NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

İyi bir komşu aşure yapan biri midir?

Hem de nasıl öyledir! Hastalandığınızda çorba yapan, sevdiğiniz şeyi pişirdiğinde bir tabak da size ayıran, gittiği yerden erzak taşıyandır iyi komşu. İstanbul Bienali’nden ve kendi mahallemizden lezzetli komşuluk hikâyelerine buyurun...

Yalan yok, günlerdir bu anı bekliyordum. Ve oh! Geldi: Komşumuz Oya hanımın aşuresi! Yıllardır apartmanımızın en güzel aşuresi kendisi. Malzemesi bol, kıvamı mükemmel, tadı tam yerinde, nefis bir aşure... Pişmemiş nohuta, sıska kalmış üzüme rastlayamazsınız içinde. Hindistan cevizi mi? Haşa, başka kapıya!
İyi bir komşu, sizle aynı gazeteyi mi okur? Şart değil. İyi bir komşu, Facebook'tan arkadaşınız mıdır? Ne gerek var. İyi bir komşu, evinde hayvan beslemeyen bir aile midir? Tam tersi. İyi bir komşu, güzel aşure yapıp dağıtan biri midir peki? Evet! Elbette! Hem de nasıl! Kesinlikle!
15. İstanbul Bienali'yle birlikte 'İyi Bir Komşu - Sergi' ve 'İyi Bir Komşu - Hikâyeler' başlıklı iki kitap yayımlandı (YKY). İlki, sergilenen işleri anlatıyor. Bienal tarihinde ilk defa eserlerin hepsinin fotoğrafları da eksiksiz yer alıyor. Hikâye kitabıysa bienale katılan sanatçıların bir kısmının yanı sıra küratörlerin, müze direktörlerinin, yazarların ev ve mahalle yaşantılarına dair kişisel öykülerini, komşuluk anılarını bir araya getiriyor. Bazıları çok sürükleyici ve de lezzetli... Bu köşenin sınırları dışına çıkmadan birkaç tadımlık lokma cımbızlarsak:
DONDURMACI ALİ USTA VE KÖPEK ALİ: "Uzun zaman önce kaybettiğim sevgili köpeğim Ali de Moda'da yaşadı, Moda Deniz Kulübü'nün karşısındaki brutalist apartmanlardan birinde. Sıcacık Karadeniz pidesi ve Ali Usta'nın yanık sütlü dondurmasının kokuları arasında o sokaklarda dolaşmam, yalnızca Ali'yi aramak için değil, aynı zamanda yüz yıl önce Rus devriminden kaçmış Beyaz Rus piyanisti görmek içindi." (Defne Ayas, İstanbul'da büyüdü, Rotterdam ve Berlin arasında yaşıyor.)
BATIRIK: "Bulgurla yapılan batırık. Daha evdekiler sofraya çağrılmadan önce komşulara tadımlık giden küçük kâseler. Komşulara hazırlanan tabaklardaki özen. Turşu, marul, piyaz, ceviz, domates, salatalık... Karaman..." (Misal Adnan Yıldız, Karaman'da doğdu, Berlin'de yaşıyor.)
KİRAZ: "Sitenin çocukları babamın kirazlarını hâlâ çalarlar. Daha yetişmeden hepsini koparmayıp babama da biraz bırakırlarsa pek sinirlenmez. Bazen tepesi atar ve çok yüksek sesle bağırır. Gözümde çocukların birbirleriyle kimin yaşlı Schönweger'in kirazlarını çalabileceği konusunda iddiaya girip birbirlerini gazladıkları canlanıyor, o her an köşeden çıkıp onları ağaçta yakalayabilecekken duydukları heyecanı içimde hissediyorum." Leander Schönweger (Meran'da doğdu, Viyana'da yaşıyor).
Hadi bir ufak deneme de ben yapayım: Caddebostan'daki Çiçek Apartmanı'nın en tadı damağımda kalan yanı, Madam Ventura'nın patlıcanlı börekitasları olmalı. Malzemelerden birini eksik ya da yanlış verirdi herhalde, kimse asla onun gibi yapamazdı. Mevhibe ablanın kısırı efsaneydi. Gina'nın mahlepli bir tatlısı vardı ki, kokusu yeterdi. Lise bittiğinde taşındığımız ve bizimkilerin hâlâ oturduğu sitede, birkaç daire arasında kıskandırıcı berekette yemek trafiği/transferi yaşanıyor. Neyse ki arada benim payıma da düşüyor!
Su muhallebisi hiç aramadığım tatlardan. Bizim bey ise çok rafine ve kişilikli bulur, pek hoşlanır! Yaklaşık 20 yıl önce kısa süre yaşadığımız Beşiktaş'taki evde, üst kat komşumuz Sandra'nın kocası Fransız'dı. Arada Fransa'dan arkadaşları İstanbul'a geldiğinde, havaalanından eve geçmeden ilk uğradıkları yer, aşkla bağlı oldukları bu tatlıyı yiyebilecekleri bir muhallebici olurdu!
Halbuki Oya hanımın aşuresini bin kere tercih ederim. O fazla minimal su muhallebisindense, bu zengin ve ahenkli aşureyi, her gün gelsin, her gün yerim! İyi komşu, güzel aşure yapıp dağıtan biri midir? Yüzde yüz öyledir! 'Komşu komşunun aşuresine muhtaç' diye de bitirelim...