FERHAT ÜNLÜ Sabah FERHAT ÜNLÜ

Sincar’a ‘Dicle Kalkanı’ operasyonu

İlginçtir, Türkiye, Kuzey Irak'a yönelik tarihteki ilk harekâtını, terör örgütü PKK'nın eylemlerine başlamasından üç ay önce -27 Mayıs 1984'te- yaptı.

Türkiye ile Irak arasında 1983 yılında imzalanan 'Sınır Güvenliği ve İşbirliği Anlaşması'na dayanarak yapılan bir operasyondu bu. Yedi bin askerimiz, 'Sıcak Takip Operasyonu' adı verilen bu harekât kapsamında 'Türkiye'ye sızıp terör eylemleri yaparak kaçtıkları' açıklanan silahlı grupları etkisiz hale getirmek için Irak sınırından beş kilometre içeri kadar girdi.

Peşmerge, kamplarının zarar gördüğünü söyleyerek bu operasyona itiraz etmişti. Tıpkı geçtiğimiz hafta, 25 Nisan'da yapılan Sincar Operasyonu'na itiraz ettiği gibi.

O günden bu yana Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak'a pek çok harekât düzenlemiştir. 11 Ağustos 1984, 15 Ağustos 1986, 4 Mart 1987, 5 Ağustos 1991, 25 Ekim 1991, 12 Ekim 1992, 28 Ocak 1994, 6 Şubat 1994, 21 Mart 1995, 12 Mayıs 1997 (En kapsamlı operasyon olan Çekiç Harekâtı) ve 21 Şubat 2008'de yapılan operasyonlar bunlardan en bilinenleri.

Salı gecesi 02:00 sularında başlayan Sincar Operasyonu ise uluslararası arenada bunlardan en çok ses getireni oldu. Bunun en önemli sebebi, Türkiye'nin artık Kuzey Irak sınırına değil, Suriye'nin kuzeyindeki uzun sınıra da bir terör örgütünün, PKK/PYD'nin yerleşmiş olması değil yalnızca. ABD ve Avrupa ülkelerinin Türkiye'nin terörle mücadelesine çelme takmak istemleri ve PYD'yi doğrudan destekleyerek teröre açıktan, göstere göstere destek veriyor olmaları. Nitekim pek çok açıklamasında ABD'nin PYD'ye desteğini de dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sincar operasyonuyla ilgili açıklamasında buranın ikinci bir Kandil olmasına izin vermeyeceğimizi belirtti.

PYD'YE EN BÜYÜK ZAYİAT VERDİRİLDİ

Sincar'a yönelik hava harekâtını 'Korsan' çağrı kodlu 171. Filo Komutanlığı ile 'Pars' çağrı kodlu 181. Filo Komutanlığı'na bağlı savaş uçakları gerçekleştirdi. Bombardımanda Sincar ve Karaçok bölgesindeki terör yuvalarında bulunan 70 PKK'lı öldürüldü.

Operasyonda örgütün eski kulağı kesiklerinden otuz yılı aşkın bir süredir dağda olan Bedran Gundike Ramo kod adlı Sait Tanıt da öldürüldü. Örgütün üst düzey yöneticisi olan bu şahıs İçişleri Bakanlığı'nın Gri Listesi'nde yer alıyordu.

Operasyonda PKK'nın haberleşme sistemleri, eğitim merkezi ve yatakhanesi vuruldu. Haberleşmeyi sağlayan anten yıkıldı. Suriye'nin kuzeyindeki Karaçok'ta da örgütün cephaneliği vuruldu. Bu, PKK/PYD için önemli bir kayıptı. Boşuna değildi örgüte destek veren ABD'nin bölgede görevli komutanının Karaçok'ta incelemelerde bulunması.

Oysa ki operasyon ABD'ye "Partnerini değiştir" mesajını taşıyordu. Demek ki Pentagon ya da ABD derin devleti mesajı görmemeyi seçmişti.

Harekâtı Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da karargâhtan izledi. Yanında, harekât şimdilik yalnızca hava operasyonu ile sınırlı olduğu için Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal da vardı.

Bir saat 10 dakika süren operasyonda 39 hedef vuruldu. Karaçok'ta 20, Sincar'da 19 hedef imha edildi. Sincar'dan sonra 26 Nisan'da daha önce defalarca hava harekâtı düzenlediğimiz Irak'ın kuzeyindeki Zap bölgesinde bulunan PKK kamplarını da vurduk. Bu harekâtta da altı teröristin öldürüldüğü açıklandı.

DEAŞ'TAN SONRA PKK YERLEŞTİ

Sincar, Irak'ın kuzeyinde Türkiye'ye yüz kilometre mesafedeki bir kasaba. Ninova ili sınırları içinde, Musul'un 130 kilometre batısında, Telafer'in 55 kilometre güneybatısında yer alıyor.

Sincar'ın nüfusu 2014'te DEAŞ saldırmadan önce 350-400 bin civarındaydı. Saldırıdan sonra 88 bine düştü. Nüfusun yüzde 82'si Ezidi. Yüzde 13'ü Müslüman Kürt, yüzde 5'i Arap.

Terör örgütü DEAŞ burayı Ağustos 2014'te ele geçirmiş ve yaklaşık 2 bin Ezidi'yi katletmişti. DEAŞ'ın Sincar'a saldırısı sonrası Peşmerge güçlerinin çekilmesini fırsat bilen PKK bölgeyi DEAŞ'tan alarak oraya yerleşti.

13 Kasım 2015 tarihinde, Peşmerge ve PKK, ABD hava saldırısı tarafından desteklenen büyük bir saldırı ile kasabayı DEAŞ'tan aldı. Ama o günden sonra PKK'nın bölgedeki varlığı Peşmerge'yi hep rahatsız etti. İki yapı arasında sürtüşmeler de yaşandı. Çünkü PKK, bölgede tek güç olma arayışına girdi ve Kandil'e alternatif bir ikinci üs oluşturma stratejisini uygulamaya başladı. Ve maalesef bunda bir ölçüde başarılı da oldu.

Ocak 2017'de Başbakan Binali Yıldırım'ın Irak'a yaptığı bir ziyaretten sonra PKK'nın Sincar'dan çekilmesi konusunda anlaşmaya varılmıştı. Ancak bu gerçekleşmedi. Sırf bu bile Türkiye'nin Sincar operasyonunu tek başına haklı kılan bir etken.

ABD Savunma Bakanlığı, "Operasyondan derin endişe duyuyoruz. Her iki bölgede de gerilimin düşürülmesi amacıyla görüşmeler yürütüyoruz" türünden bir açıklama yaptı. Diplomasi dilinde, "Rahatsızız aslında ama bir şey de yapamıyoruz" anlamına gelen bu açıklama Türkiye'nin kararlılığı karşısında bir anlam ifade etmiyor. Operasyon bu yönüyle ABD'nin başlarda epey rahatsız olduğu Fırat Kalkanı'nı andırıyor. Harekâta henüz isim verilmedi ama eğer bu bir hava değil, kara harekâtı olsaydı Fırat Kalkanı'ndan sonra 'Dicle Kalkanı' ismi biçilmiş kaftan olurdu.