FERHAT ÜNLÜ FERHAT ÜNLÜ

‘Asimetrik ittifak’ın çöküşü

Yeryüzünde, kendisine bir tür 'feodal doğum günü hediyesi' gibi kurulmuş 71 yıllık bir partinin liderliğini 30 yıldır aralıksız sürdüren kaç tane siyasetçi vardır? Üstelik bir bebeğin anne karnında geçirdiği süreden yalnızca iki ay daha uzun yaşamış, geçici bir devletin sınırlarının içinde doğmuş biri olarak…

Mesut Barzani, babası Molla Mustafa Barzani'nin tam da KDP'yi kurduğu gün (16 Ağustos 1946) ve Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin ilan edildiği yıl Mahabad'da doğmasının psikolojik etkilerini siyasi hayatı boyunca taşıdı dense yeridir. Hayalcilik, özgürlük nidaları ve temelsiz meydan okumalar ile gerçekçilik, bağımlılık ve uzlaşmalar arasında bir sarkaç gibi salınan siyasi kariyeri başka bir gerekçeyle açıklamak pek mümkün görünmüyor.

Babasının kurduğu partinin liderliğini, kendisinden iki yaş büyük, ayrı anneden olma ağabeyi İdris Barzani'nin 31 Ocak 1987'deki ani ölümüne dek bir tür HDP'vari eş başkanlık sistemi ile yürütmüştü Mesut Barzani. Ağabeyinin ölümünden sonra partisinin tek hâkimi oldu ve yıllar yılı koltuğunu muhafaza etmeyi bildi. Hem de 1991 Birinci Körfez Savaşı, 2003 İkinci Körfez Savaşı ve 2010 sonrası Arap Baharı süreçleri gibi tarihsel açıdan çalkantılı dönemlerde… Hatta bu netameli dönemleri bilakis koltuğunu sağlamlaştırmak için kullandı, bunu belli bir ölçüde başardı da. Elbette ABD ve İsrail gibi güçlere yaslanarak… Bu, 'gündemin ruhu'na uygun bir söylem değil, bir tarihsel realite. O kadar ki, Kürt milliyetçilik hareketiyle ilgili en kapsamlı eser, hatta klasik sayılan ve 2000 yılında yasaklı olan Wadie Jwaideh'in Kürt Milliyetçiliği'nin Tarihi adlı kitabında da net biçimde ifade ediliyor. Şu cümlelerle: "Irak, giderek Ruslarla yakınlaşırken Barzani Kürtleri, ABD ve İsrail'in desteğini almıştır." (Sayfa 14.)

Ne var ki; içeriden PKK, Goran Hareketi ve Bağdat Merkezi Yönetimi ile dışarıdan İran gibi aktörlerin basıncıyla 2017'de koltuğu hiç olmadığı kadar sallanmaya başladı Barzani'nin. Bölge için bir ateş topuna dönüşme riski taşıyan tartışmalı referandum kararını almasının bir numaralı sebebi bu siyasi sıkışmışlık halidir. (Elbette memur maaşlarına bile yansıyan ekonomik darboğazla birlikte…) Gelgelelim bu karar, Barzani'nin umduğunun tam tersi bir sonuç doğurmaya, hatta belki onun siyasi hayatının bitişinin miladı olmaya bile namzet artık. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından açıklanan resmi sonuçlara göre referandum yüzde 92,73 oranında 'Evet'le sonuçlanmış olsa da…

Çünkü içeriden demokratik meşruiyeti, dışarıdan ise diplomatik meşruiyeti tartışılan bir referandumdan söz ediyoruz. Kerkük başta olmak üzere ihtilaflı bölgelerde de sandıkların kurulması, Türkmenler ve Araplar şöyle dursun, eski Kerküklü Kürtlerin bile sandığa gitmekten imtina ederken, şehre sonradan gelenlerin 'hain' damgası yeme korkusuyla sandığa gitmesi içerideki gayrimeşruluk izlerinin alamet-i farikaları. (Referandumun, Bağdat Yönetimi'nin itirazına rağmen 2005 Anayasası'na aykırı biçimde yapılması ise başlı başına yazı konusu.)

ABD'nin 'karından konuşma' siyaseti bir kenara bırakılırsa İsrail dışında referanduma açıktan destek veren ülkenin olmaması da girişimi, diplomasi alanında baştan yenilgiye mahkûm ediyor.

MAHABAD TECRÜBESİ DERS OLMALI

Yazının girizgâhında sözünü ettiğimiz Mahabad Cumhuriyeti, SSCB desteğiyle kurulmuştu. SSBC, İran'dan çekilince devlet hemen yıkıldı. Sırf bu bile dış destekle, hele de bölgesel olmayan bir aktörün desteğiyle kurulacak herhangi bir yapının yaşayamayacağını Barzani yönetimine göstermesi gereken bir tarihsel ders.

Mahabad Cumhuriyeti 22 Ocak 1946'da kentin Çarçıra Meydanı'nda ilan edilmişti. İran, özellikle yine Cumhuriyet'in kurulduğu yerde, Çarçıra Meydanı'nda, 31 Mart 1947'de 11 aylık devletin Cumhurbaşkanı Kadı Muhammed, Başbakan Hacı Baba Şeyh ve Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Kadı'yı asarak idam etti.

Mustafa Barzani, bu geçici devletin dağılan ordusunda tümgeneral rütbesiyle komutanlık yapmıştı. Devlet yıkılınca Mustafa Barzani, hamisi SSCB'ye, oğlu Mesut ise Irak'a gitti. 1958 darbesinin ardından Mustafa Barzani de yeniden Irak'a döndü. Sonraki dönemde Bağdat'tan istediklerini alamayınca isyan başlattı.

Molla Mustafa Barzani, SSCB'ye gittiği dönemde KDP'yi Marksist-Leninist bir çizgiye çekmeye çalışmıştı. Yani PKK'nın 1980, 90, hatta 2000'ler boyu yapmaya çalıştığı şeyi çok önceden denemiş, ama başarılı olamayınca vazgeçmişti.

Mustafa Barzani 1975'te, bu kez SSCB'nin o dönemdeki hasmı ABD'ye iltica edince oğlu Mesut Barzani KDP'nin liderliğini ağabeyi İdris Barzani ile yürütmeye başladı. Mustafa Barzani 1976'da ABD'de ölünce iki kardeş partinin tam hâkimi oldu.

Mesut Barzani Mahabad'da doğdu demiştik. Mahabad, İran'ın batısında, Azeri bölgesine komşu bir kent. 'Dört parçacılar'ın 'Doğu Kürdistan' dediği yerde… 'Dört parçacılar', Türkiye topraklarının da aralarında bulunduğu geniş bir coğrafyayı sözde 'Büyük Kürdistan'a dönüştürmeyi arzulayan PanKürdist hayalperestleri anlatmak üzere kullanılan bir siyasi tabir. 2003'te gittiğim Erbil'de bakkallarda bile satıldığını gördüğüm, bizim Adana'yı bile kapsayan denize açılmış 'grotesk', abartılı derecede gülünç harita işte bu dört parça ütopyasının tezahürü. (Ermenistan'ı da işin içine katan beş parçacılar adlı bir grup da var.)

Barzani yönetimi, "Referandum Türkiye'ye ve İran'a yönelik bir tehdit içermiyor" yollu siyasi söylemleri kullanırken, bu haritayı kamusal alanlardan çıkarmak yerine kısa bir süre öncesine kadar Türksat'tan yayın yapan Rudaw TV'de 'hava durumu bültenleri'nde bile haritanın yayınlanmasına izin verdi.

ABD başta olmak üzere Batı bloku ikili oynuyor olabilir ama 'sözde dört parça'nın en güçlü iki ülkesi Türkiye ve İran'ın referanduma tepkisi boşuna ve samimiyetsiz değil. İsrail'e gelince… Tel Aviv, IKBY'yi destekleyerek aslında ne yapmak istedi sorusu da aklımızın bir köşesinde durmalı. Çünkü referandumu bilerek sabote etse ancak bu kadar başarılı olurdu.

Tartışmalı referandumun IKBY'ye bir faturası olacağını kestirmek için siyaset uzmanı olmaya gerek yok. Referandum, daha şimdiden Türkiye, İran ve Katar'ın Erbil'e uçuşları durdurmasına neden oldu. Ayrıca IKBY'nin Türkiye ile petrol anlaşmalarını zora soktuğu gibi Rus petrol şirketi Gazprom Neft'in projesinin rafa kaldırılmasına da yol açtı. Şirketin Orta Doğu Direktörü Sergey Petrov, coğrafi zorlukları nedeniyle IKBY ile Halepçe petrol kuyusunun geliştirilmesinden vazgeçtiklerini açıkladı. Referandumdan sonra ve tam da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ankara ziyareti sırasında…

İTTİFAKLAR GEÇİCİ, YARALAR KALICI

Bu sürece, kriz noktasına nasıl gelindiği başlı başına bir yazı konusu. Kısaca değinelim: Mesut Barzani, İran-Irak Savaşı sırasındaki kargaşa ortamından yararlanarak bölgede gücünü tahkim etmeye çalışmış, bunda da kısmen başarılı olmuştu. (Baba Barzani de İkinci Dünya Savaşı dönemindeki karışıklıklardan yararlanarak 1943'te Bağdat yönetimine başkaldırmıştı. Ancak bu ayaklanma 1945'te bastırılmıştı.)

Asıl tahkimat, 1991'deki Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra 36. paralenin kuzeyi, 32. paralenin güneyinin uçuşa yasak bölge ilan edilmesiyle sağlandı. Öte yandan 90'lı yıllarda Barzani'nin TSK safında PKK'ya karşı savaştığını da dile getirmeliyiz. Ama bu ittifak da 2000'li yılların başında Barzani'nin "Artık Kürde kurşun sıkmam" söylemi ile son buldu. Yine o dönemde, 4 Ekim 2002'de KDP ile Talabani'nin KYB'si arasındaki ateşkes de yenilendi.

Barzani, Haziran 2005'te Irak Kürdistan Parlamentosu tarafından Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı seçildi. O tarihten beri sıfatı bu.

2000'lerin ortalarında Barzani, Türkiye'ye üst perdeden meydan okuyan açıklamalar yapıyordu. (O dönemdeki gerginliği izlemek için 2007'de Erbil'e gitmiş, 15 gün kalmıştım.)

Barzani, sonrasında Türkiye'ye yakın bir siyaset izlemeye özen gösterdi.

Bundan da 2017'nin ortalarına kadar vazgeçmedi. Öyle ki 2012-2013'lerde IKBY'nin bir plebisitle Türkiye'ye dâhil olmak istediği dahi dillendiriliyordu. Ama Türkiye, kendi projesi olmayan 25 Eylül referandumuna karşı çıktı. Yeni zannediliyor, ama yeni de değil bu karşı çıkış. Referandumun dillendirilmeye başlandığı ilk zamanlardan itibaren Barzani yönetimi ikili görüşmelerde uyarıldı. Haziran ayında açıktan tepki koydu Ankara.

Türkiye'ye rağmen yapılan referandum Ankara ile IKBY arasındaki iyi ilişkiler sürecini sonlandırmış görünüyor. Bu olay gösterdi ki artık 'asimetrik ittifaklar' devrindeyiz. (IKBY ile asimetrik ittifak da -en azından şimdilik- çöktü.) Terörün/savaşın asimetrik olduğu bir devirde ittifaklar da kalıcı değil. Ama gerginliklerde açılan yaralar maalesef kalıcı oluyor.