AHMET ÖRS AHMET ÖRS

İçinden konsept geçen zorlama yemekler

Bodrum'daki 50 liralık lahmacun olayı fırtına çıkarsa da bu, astronomik fiyatla satılan ilk yiyecek değil. New York'taki 295 dolarlık hamburger de Çırağan'daki 2 bin liralık altın tozlu pasta da yemek stratejilerinin bir parçası

Otomobil fuarlarında, o güne dek görülmedik araçlar sergilenir. Bunlara 'konsept otomobil' denir ve içlerinden seri üretime kadar ulaşabilenler pek azdır. Ama bunların önemli bir işlevi vardır; fuarla ilgili haberlerde ekonomik aile otomobillerinin değil, henüz maket aşamasında olan bu arabaların görüntüleri yayınlanır. Yeme içme dünyasından da zaman zaman 'konsept yemekler' çıkar ve haberleri bütün dünya medyasında yer alır. Örneğin birkaç yıl önce New York'ta bir restoran 295 dolara hamburger sattı. Restoran sahibi, köftenin üzerine birkaç Beluga havyarı tanesi serpiştirse bile bir hamburgeri bu fiyata yutturamayacağını hesapladığı için, köftenin üzerine, tepesinde elmas kırıntısı bulunan altından bir kürdan saplayarak servis etmişti. Bence o kürdan da altın suyuna batırılmış bir iğneden başka bir şey değildi ya neyse. Birkaç ay sonra o restoran sahibiyle yapılmış bir röportaj okumuştum. Adam bu kadar özene bezene yaptığı hamburgerlerden tek bir adet bile satamadığından yakınıyordu. Oysa üzülmemeliydi; adını duyurmak için daha iyi bir reklam yöntemi bulamazdı. Benzer bir konsept yemek örneği de İstanbul'dan. 2005'te Çırağan Kempinski Oteli'nin pasta şefi, üzeri 22 ayar altın tozu kaplı bir pasta yaptı ve 2 bin liradan satışa çıkarıldı. İ internet'te dolaşan 'dünyanın en pahalı yiyecekleri' listesinde bu altın pastanın da adı vardı. Tanıtım başarılı olmuştu. Geçen hafta Twitter'de başlayan '50 liralık lahmacun'la ilgili yazışmaların ardından, meslektaşım Vahap Munyar, köşesinde bu rekor fiyatlı lahmacunu satan tesisin sahibiyle yaptığı röportajı yayımlandı. Yazın haber sıkıntısı çeken medyamız da günlerce bu konuyla ilgilendi.

TAKDİR DEĞİL, TEPKİ ALDI
Aslında 50 liraya bir bardak ayranla tek bir lahmacun satan restoran, strateji hatası yapmıştı. Lahmacun, cebinde birkaç lirası olan herkesin yiyebileceği bir fast food yiyecek. Lahmacun tüketicilerinin çoğu, yediklerinin içinde kıyma yerine soya kıyması mı varmış, yoksa Angus etinden çekilmiş kıymayla mı yapılıyormuş, hiç aldırmaz, onunla ucuza karınlarını doyururlar. Dolayısıyla 50 liralık 'konsept lahmacun' takdirle değil, tepkiyle karşılanır. Oysa çevrenizdeki sözüm ona İtalyan restoranlarına bir bakın. O fiyata lahmacunun İtalyan versiyonu pizza bulabilirsiniz. Üzerine iki karides serpiştirmeleri, fiyatı bu düzeye çıkarmaya yeter. Bu mekanlarda en ucuz malzemelerden makarnanın 40 lira ve üzeri fiyatlara satılabildiğini de görürsünüz. Bu da kimsenin tepkisini çekmez. Çünkü İtalyan usulü makarna ve pizza, bizim mutfağımızın ürünleri değil. İtalyan restoranı adı bile buranın farklı bir ortam olduğu izlenimini verir sıradan tüketiciye. Buralarda yenen kazık da fazla acıtmaz. Bu nedenle kebapçılar ne kadar lüks olurlarsa olsunlar, diğer şık restoranların fiyatlarına ulaşamazlar. İçkilerde de durum böyledir. Kimse rakıyı kafasına göre bakkal fiyatının dört, beş katına satamaz. Ama şarapta durum farklı. 15 liralık bir sofra şarabını şık bir restoranda 90 liraya içersiniz, sesiniz çıkmaz. 50 liralık lahmacun, bir başka gelişmenin de müjdecisi: Yazın Bodrum ve Çeşme restoranlarında, İstanbul'un kışlık mekanlarında uygulanan fiyat politikasının provaları yapılır. Buralarda şimdiden kişi başı 200 liranın üzerinde faturalar ödeniyor. Sonbaharda İstanbul'un belli başlı restoranlarında dört kişinin mütevazı bir şarap eşliğinde yiyecekleri yemeğin faturası 250 liraya çıkarsa şaşmayacağım. Tesis sahibi, 50 liralık lahmacun için, "İçinde konsept ve hizmet var," demiş. Yerseniz!.