METİN SEVER

Hayatın ve toplumun imkansızlığı

"Hayat sen başka planlar yaparken başına gelen şeylerdir," John Lennon'ın bildik sözüdür: Hepimiz aslında bunu biliriz. Hayatın deli bir nehir gibi aktığını, yekpare değil değişken ve sınırsız olduğunu. O nehrin bir köşesinde avuçlarımıza aldığımız suyun, sonsuz akışın sadece minik bir parçası olduğunu ve büyük kısmının parmaklarımızın arasından akıp gideceğini. Yani bütüncül bir hayatın imkansızlığını biliriz, en azından sezeriz. Ama yine de kaçınılmaz olarak 'sonsuzu evcilleştirmeye', 'sınırsızı sınırlamaya' çalışırız. Tanımlamalar yapar, sınırlar çizer, anlamlar yaratır, anlamlar atfederiz. Yani bütünü kuşatmaya çalışırız. Başkası pek mümkün değildir. Çünkü insan anlam yaratan bir varlıktır. Bu oyunun en büyük tehlikesi yarattığın anlamın sınırsız, tek ve mutlak olduğunu sanmaktır. Okyanusta bir damla olduğunu unutup, okyanus olduğu yanılsamasına düşmektir. Bir Çin atasözü vardır: "Esnemeyen ağaç kırılır," der. Kırılırsın. Çatırdayarak. Tek, sonsuz ve mutlak olduğunu sandığın o küçük bütünlükle birlikte.
***

Aynı şey toplumlar için de söz konusu. Hiçbir toplumsal yapı yekpare değildir. Toplumsal hayat, sonsuz çeşitlilik ve farklılık içinde akıp giden muhteşem bir kaostur. İnsanoğlu bu kaosu, bu sonsuz akışı dizginlemeye, kontrol altına almaya çalışır. Toplumsal yapılar oluşturur. Sınırlar, tanımlar; bütünlükler yaratmaya çalışır. Kimlikler ve uluslar da hep bu çabalama içindeki bir tarihe denk düşmüş yapılardır. Marksist filozof Ernesto Laclau'nun dediği gibi "Toplumsal, her zaman, toplumu kurma çabalarının sınırlarını aşar. Yani herhangi bir yapısal sistemin sınırlı olduğunu, her zaman, denetim altına alamadığı bir anlam fazlasıyla çevrelendiğini ve sonuçta, kendi kısmi süreçlerini temellendiren, yekpare ve bilinebilir bir nesne olarak toplumun imkansızlığını," unutmamak gerek. Yani hayatın sizin planlarınızı aşması gibi, toplumsal da toplumsal yapıları aşar! Okyanusun kendisinin olduğunu düşünen insanın kırılması gibi, 'toplumun imkansızlığını' unutan, kendi toplumsal kimliğini, dilini, dini, ideolojisini tek, mutlak ve bütüncül sanan toplumlar da kırılır. Çatırdayarak.