BÜLENT TİMURLENK BÜLENT TİMURLENK

Kimler geldi kimler geçti 56 yıllık öykü

Dört ülkeyle başlayan, Panenka’nın penaltısının, 84’ün güzel Fransası’nın, plajdan gelen Danimarka’nın, kaleye otobüs çeken Yunanistan’ın, masal yazan Türkiye’nin ve 44 yıl sonra sahneye dönen İspanya’nın hikayesi...

1960-Fransa
17 ülkenin katıldığı elemelerde Türkiye, Romanya'ya 3-0 kaybettiği ilk maçın rövanşında İnönü Stadı'nda Lefter'in iki golüyle üstünlük kurdu ama elenmekten kurtulamadı. Kupaya damgasını vuran, İspanya'nın kapılarını tüm dünyaya kapatan General Franco oldu. Franco çeyrek finalde Di Stefano, Kubala'lı milli takımını, komünizmin kalesi Rusya'ya göndermeyip turnuvadan çekilince, Fransa'daki yarı finallere üç Doğu bloku takımı katılmaya hak kazandı. Yugoslavlar'ı unutulmaz maçta 5-4 mağlup ederken, Ruslar, Çekleri 3-0 ile kolay geçtiler ve finale adlarını yazdırdılar. Finalde 90 dakika 1-1 sonuçlandı. 113. dakikada Ponedelnik'in golü Avrupa'nın ilk büyüğünü belirledi: SSCB

1964-İspanya
Çift maç eleminasyon sistemiyle başlayan turnuvada Türkiye, İtalya ile eşleşti. İlk maçta 6-0 ile hezimete uğrayan milli takım İstanbul'da da 1-0 kaybetti. İspanya'daki dörtlü finale SSCB, Macaristan, Danimarka ve İspanya kaldı. Danimarka'yı 3-0 ile geçen Sovyetler, Macaristan'ı 2-1'lik skorla deviren İspanyollar'ı finalde karşısında buldu. Dört yıl önce Sovyetler'den kaçan General Franco, Madrid'de bu kez onların elinden kupayı almak istiyordu. Santiago Bernabeu'da 80 bin vatandaşını arkasına alan İspanyol milli takımı bitime altı dakika kala Marcelino Martinez'in golüyle sahadan 2-1 galip ayrıldı.

1968-İtalya
Dörtlü finali belirlemek için elemelerde grup formatının uygulandığı kupada Türkiye, Çekoslavakya, Galler ve İspanya'dan oluşan gruptan çıkamadı. Finale gelen dört takım İngiltere, SSCB, Yugoslavya ve İtalya oldu. Napoli'deki yarı finalde İtalyanlar, 120 dakikası 0-0 biten maç sonrası kura atışıyla adlarını finale yazdırdı. Floransa'da Yugoslavya, İngilizler'i yıktı ve İtalya'nın rakibi oldu. 120 dakikalık final 1-1 sonuçlanınca takımlar iki gün sonra aynı stadda bir kez daha karşı karşıya geldi. Riva ve Anastasi'nin golleri, İtalya'ya ilk Avrupa Şampiyonluğu'nu getirdi.

1972-Belçika
Almanya, Polonya ve Arnavutluk ile eleme grubunda buluşan Türkiye, tek takımın gruptan çıktığı final yolunda yine hüsrana uğradı. İki yıl önce Dünya Kupası yarı finalinde İtalyanlar'a 4-3 kaybeden Almanlar bu kupanın favorisiydi. Finallere gelmeyi başaran dört ülke Belçika, Macaristan, SSCB ve Batı Almanya oldu. Sovyetler, Macarlar'ı Konkov'un golüyle geçerken Batı Almanya'da işi bitiren yine Gerd Müller'di. Ev sahibi Belçika'yı 2-0 ile geçen Almanlar, yıllar sonra İtalyanlar'a mezar olacak Heysel Stadı'nda SSCB'yi ezip geçti.

1976-Yugoslavya
Güçlü Sovyetler ile aynı gruba düşmüştük. İrlanda ve İsviçre'li grupta üçüncü sırada yer aldık ve finallere yine uzaktan baktık. Gruplarda İtalyanlar'ı saf dışı bırakan Portakallar, dönemin en iyi takımlarından Çekoslavya'yı buldular karşılarında ve son altı dakikada yediği iki golle final şansını kaçırdı. Almanlar, ev sahibi Yugoslavlar'ı, 1-1 biten maçın uzatmasında son beş dakikada Müller'in iki golüyle vurdu. Finalde o kadar şanslı olmayacaklardı. 2-2 biten 90 dakika sonrasında uzatmalarda gol çıkmayınca penaltı atışlarına gidildi. Çekler'de Panenka, topun dibine girip attığı aşırtma penaltıyla futbol literatürüne geçerken, Almanlar Hoeness ile penaltıyı kaçırdı ve Çekler kupayı kucakladı.

1980-İtalya
Türkiye; Batı Almanya, Galler ve Malta'dan oluşan grupta ikinci olabildi ama final yoluna adını yazdıran Almanlar oldu. Finallerin sürprizi Yunanistan'dı. 24 yıl sonra çok daha büyük bir sürprize imza atacaklarından elbette ki haberleri yoktu. A grubunda Almanlar, Çekler ve Hollanda'nın önünde finale adlarını yazdırdı. Belçika B grubunda İspanyollar'ı yenip, İngiliz ve İtalyanlar ile berabere kalınca, finalde Almanlar'ın rakibi oldu. Almanlar, maça hızlı başladı ve sekizinci dakikada Hrubesch'in golüyle 1-0 öne geçti. Vandereycken 75'de penaltından eşitliği sağladı. Rumen hakem Rainea'nın bitiş düdüğü çalmasına iki dakika vardı ve sahneye yine Hrubesch çıktı. Almanlar ikinci kupalarını Roma'da 50 bin seyircinin önünde kaldırdılar.

1984-Fransa
Elemelerde Türkiye yine Batı Almanya ile aynı gruba düşmüş ve Kuzey İrlanda, Avusturya ve Arnavutluk ile kozlarını paylaşmış ve yedi puanla dördüncü sırada kalmıştı. Michel Hidalgo yönetimindeki Fransızlar; Platini, Giresse, Tigana, Luis Fernandez gibi yıldızlarıyla turnuvanın favorisiydi. Yarı finale yükselmeyi başaranlar Fransa, Portekiz, Danimarka ve İspanya oldu. Marsilya'da 90 dakikası 1-1 biten maçta Fransızlar, Portekizliler'i Platini'nin 119. dakikada attığı golün ardından 3-2 ile yıktılar. İspanyollar Danimarka'yı penaltılarla geçti. Paris'teki finalde Platini çıktı sahneye, turnuvada dokuz gol atan büyük yıldız 2-0 biten maç sonrasında Fransa'ya tarihinin ilk kupasını kazandırdı.

1988-Almanya
Türkiye eleme grubunda Yugoslavya, Kuzey İrlanda ve İngiltere ile işleşti. İngiltere'nin Wembley'de 8-0'lık galibiyeti futbol tarihimizin en büyük hezimeti olarak arşivlerdeki yerini alırken, elemeleri maç kazanamadan tamamladık. Almanya turnuvaya ev sahibi sıfatıyla direkt katıldı. Finallerde kupaya elini uzatan son dört takım Almanya, Hollanda, SSCB ve İtalya oldu. Münih Olimpiyat Stadı'nda finale Gullit ve Van Basten damgasını vurdu. 32'de Gullit Hollanda'yı 1-0 öne geçirdi, 54'de Van Basten'in sağ çaprazda neredeyse sıfır açıdan vurduğu vole Hollanda'ya ilk ve tek kupasını getirdi.

1992-İsveç
Sovyetler'de yaşanan rejim değişikliği ve ülkenin parçalanması sonrasında SSCB; Estonya, Litvanya ve Letonya kökenli oyuncularından yoksun kupaya geldi. Yugoslavya'yı ise acı bir sürpriz bekliyordu. Ülkedeki iç savaş onları finallerden uzak tuttu ve büyük ikramiye, grubu ikinci tamamlayan Danimarka'ya çıktı. Son kupanın sahibi Hollanda, finallere son anda gelen Danimarka önünde mutlak favoriydi. 2-2 biten maç penaltılara gitti ve sahneye Schmeichel çıktı. Efsanevi kaleci, efsanevi golcü Van Basten'in penaltısını kurtardı ve bir savaşın finallere getirdiği Danimarka kupayı Kopenhag'a götürdü.

1996-İngiltere
10. Avrupa Şampiyonası finallerinin sloganı 'Futbol evine dönüyor'du ve turnuvada ilk kez biz de vardık! Teknik direktör Fatih Terim'di ve dört yıl sonra çok daha büyük işlere imza atacaktı. Hırvatistan ve Portekiz'e 1-0, Danimarka'ya 3-0 mağlup olduk. Yarı finalde başrolde penaltılar vardı. Fransa'da Pedros kaçırdı ve Çekler 6-5 ile finale çıktı. İngilizler, Almanlar'a Southgate'in kaçırdığı penaltıyla boyun eğdi. Wembley'deki finale damgasını vuran iki golle Bierhoff oldu. Almanlar'ın golcüsü uzatmada attığı 'altın gol'le kupayı üçüncü kez ülkesine kazandırdı.

2000 Belçika/Hollanda
Arnhem'de İtalya'ya 2-1 mağlubiyetle başladık, Eindhoven'de İsveç ile 0-0 berabere kaldık ve Belçika'yı devirip İtalya'nın ardından gruptan çıkmayı başardık. Çeyrek finallerde Portekiz'e 2-0 mağlup olduk. Fransa, yarı finalde uzatmalarda Portekiz'i Zidane'nın penaltısıyla geçti. Frank de Boer, Stam ve Bosvelt'in kaçırdığı seri penaltılar, Gök Mavililer'i, Rotterdam'daki finale yolladı. 98 Dünya Kupası'nın sahibi Fransızlar istim üzerindeydi ama İtalya defans yapmayı dünyaya öğreten ülkeydi. 55'de Delvecchio ile 1-0 öne geçtiler ama top Fransızlar'ı seviyordu, 90'da Wiltord maçı uzatmaya götürdü. 103'de ise Trezeguet'in volesi altın goldü. Fransa 16 yıl sonra kupayı tekrar kaldırdı.

2004-Portekiz
Portekiz, çeyrek finalde Beckham ve Vassell penaltıları kaçırınca İngiltere'yi eledi. Keyif vermeyen kapalı savunma futboluyla grup maçlarında dikkatleri çeken Yunanistan, Fransa'yı Charisteas'ın tek golüyle devirince Avrupa ayağa kalktı. Yarı finalde Ronaldo ve Maniche'nin golleriyle Hollanda'yı saf dışı eden ev sahibi Portekiz, finalde karşısında Yunanistan'ı buldu. Luz Stad'nda Yunanistan yine beklenmeyeni yaptı. İnanılmaz savunması Portekiz ataklarına duvar oldu ve Charisteas'ın tek golü kupayı Atina'ya götürdü.

2008 Avusturya/İsviçre
Euro 96'dan 12 yıl sonra bir kez daha Fatih Terim yönetiminde, Norveç ve Bosna'yı grupta sollayıp, komşu Yunanistan'ın ardından finallerin yolunu tuttuk. Cenevre'de Portekiz mağlubiyetiyle başladık ama turnuvanın geri kalanında bir masal yolculuğuna imza attık. Basel'de sağanak yağmur altında İsviçre'yi 2-1 devirdiğimiz maçın ardından Çekler'i Cenevre'de son dakika golüyye 3-2 ile geçtik. Geri dönüşlerin takımıydık bu turnuvada ve gerçekten de "Biz bitti demeden bitmiyordu." Hırvatlar'ı efsanevi bir maçın ardından eleyip yarı finalde Almanlar'a 2-1 kaybettik. Euro 2008'de, İspanyollar 44 yıl sonra güldü.

2012 Ukrayna/Polonya
Eleme grubunda Belçika ve Avusturya'yı altımızda bıraktık ama Almanya'nın ardında kalmak demek play-off demekti. Hırvatlar, 2008'in rövanşını aldılar. Euro 2008'in ardından 2010 Dünya Kupası'nı da alan İspanyollar favori geldikleri turnuvada yine gülen taraf oldu. Çeyrek finalde Fransa'yı geçti ve karşılarında Portekiz'i buldular. Almanlar, Yunanistan'ı 4-2 ile geçerken rakipleri İngilizler'i eleyen İtalyanlar oldu. İtalya, 2008'in finalinin tekrarını önledi ve Prandelli yönetiminde Almanya'yı yarı finalde evine yolladı. Portekiz'i geçen İspanyollar, finalde Silva, Alba, Torres ve Mata ile İtalyanlar'ı Kiev'de hezimete uğrattı ve kupayı arka arkaya müzesine götürdü.