BÜLENT TİMURLENK Sabah BÜLENT TİMURLENK

Monaco kralı Jardim ve prensleri

Beşiktaş'ın 10 kişiyle Vodafone Arena'nın çimlerine serdiği Olympiakos, 21 yıl sonra ilk kez üç mağlubiyet aldı diye ilk maçtan önce teknik direktörünün görevine son vermişti. Aynı kulüp dört yıl önce ligde 10 puan farkla lider olan teknik direktörüne "Valizlerini topla" demişti. Olympiakos, Beşiktaş'a teslim olmadan 24 saat önce o adam Monaco'nun başında son 10 yılın en başarılı teknik direktörü Pep Guardiola yönetiminindeki Manchester City'yi Şampiyonlar Ligi dışına itti. Yine Portekizli yine futbolculuk kariyeri olmayan biri var karşımızda. Leonardo Jardim, 15 yıl önce Portekiz'in Madeira Adası'nda ismini kimselerin bilmediği Camacha'da yardımcı hoca olarak başladığı kariyerinde basamakları birer birer çıktı. 2009'da Beira-Mar'ı Portekiz Süper Ligi'ne çıkarttığında ülkede artık herkes tanıyordu onu. Teknik adamlar kıyma makinesi Olympiakos ile olan altı aylık hikayesinin ardından Sporting Lizbon'da gençlerle takımı zirve yarışına sokunca ülke dışından da taliplileri çıkmaya başladı. Monaco'ya gelen Rus sermayesinin, PSG gibi bir dev karşısında ezileceğine inananlar çoktu. 2003-2004 sezonunda Porto'ya karşı oynadığı Şampiyonlar Ligi finalinde kaybeden ve 13 yıl tek bir kupa bile kazanamayan Monaco bu sezon şampiyonluğa koşarken, Avrupa'nın en çok gol atan takımı da olmayı başardı. Kulübün Rus patronu Dmitri Rybolovlev, Ranieri döneminde akıttığı milyonları Leonardo Jardim döneminde kısmış olmasına rağmen 42 yaşındaki Portekizli teknik adamın cımbızla seçilmiş gibi duran prensleri, Monaco'yu zirveye taşıdı. 18 yaşındaki "Yeni Thierry Henry" denilen Kylian Mbappe, Caen'den sadece 4 milyon euro'ya alınan, orta sahanın canavarı 21 yaşındaki Thomas Lemar'a menajer Jorge Mendes'in Benfica'dan 16 milyon euro'ya getirdiği 22 yaşındaki Bernard Silva'yı da ekleyelim. Sağ bekten ortaya saha devşirme 23 yaşındaki Brezilyalı Fabinho, solda harikalar yaratan 22 yaşındaki Benjamin Mendy ve yine 22 yaşındaki Timoue Bakayoko'yu aynı kadroda buluşturan futbol aklının, kendisini 10 puan öndeyken kovan Olympiakos kulübüne bir selamı olmalı elbette...

BİR TARTIŞMA

Yerli mi olsun yabancı mı?

Lig şampiyonluğu için yerli teknik adam mı, yoksa kulübe yeni bir vizyon kazandıracağı söylenen yabancı teknik adamlar mı? Bu soruyu Avrupa'da soran ve cevap arayan tek ülke biz değiliz. Türk futbolunda yabancı bir teknik adamın (Zico/ Fenerbahçe) şampiyonluk yaşadığı sezondan bu yana 10 koca yıl geçti. Bu sezon da 18 takımın sadece beşinde yabancı teknik direktörlük yapıyor ve bunlardan ikisi Fenerbahçe ve Galatasaray. İngiltere'de 20 kulübün 15'inde yabancı hoca var. İspanyollarda yedi yabancı teknik adam görev yapıyor. Alman kulüplerinden altısı kendini yabancı teknik direktörlere teslim etmiş. Bu konuda her zaman tutucu olan İtalyanlar dört ile yetinirken Fransızlarda altı yabancı teknik adam var ve bunlardan üçü Portekizli, Mourinho modasının rüzgarına kapılıp ufaktan marka olmayı başarmış isimler. Fransızların sorusuna gelelim şimdi: 2013'te Ancelotti'nin şampiyonluğundan önce mutlu sona ulaşan son yabancı teknik adam yine PSG ile, 23 yıl önce Artur Jorge ise gerçekten Fransız futbolunun yabancı teknik adamlara ihtiyacı var mı? İlk maçı 4-0 kazanıp, Barça karşısında futbol tarihinin en büyük geri dönüşüne seyirci kalan PSG'in İspanyol teknik direktörü Emery'in basiretsizliği mi bu sorunun cevabı yoksa Man. City gibi bir devi kupa dışına iten Monaco'nun hocası Jardim'in şovu mu? Fransızlar bardağın ne tarafın bakardı ki?